​ Gezi Parkı eylemleri: Bir mantık hatası... 2 / Sosyoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Eylül '15

 
Kategori
Sosyoloji
 

Gezi Parkı eylemleri: Bir mantık hatası... 2

Gezi Parkı eylemleri: Bir mantık hatası... 2
 

BU YAZI SERİNİN BİRİNCİ YAZISI İÇİN TIKLAYIN

UYARI:

Yazıyı dikkatle okumadan yorum yapmanız mümkün değildir. Sonuna kadar okuma sabrını gösteremeyecekseniz, yorum yapma zahmetine de girmeyiniz. Zira ciddiye alınmayacaktır.

Bu yazı, birinci yazıda da ortaya konulan sosyolojik bir analizin devamıdır. Herhangi bir siyasi parti veya görüşün amigoluğu yapılmamaktadır. Dolayısıyla "Bu yazı kimlerdenmiş?" mantığıyla oturup hırsla okumaktansa anlamaya çalışarak ve sonuna kadar okumanız daha yararlı olacaktır

24 Haziran 2013... Gezi parkı eylemleri ile ilgili bir yazı kaleme almıştım. Yazımda son derece net bir şekilde bir gerçeği ifade ediyordum. Okumaya üşenenler için tekrar belirteyim:

Hükümeti protesto etmek istiyorsanız buyrun edin, yıkmak istiyorsanız buyrun yıkın. Ancak bunu yaparken asla ve asla yanınızda saf tutmaya çalışan, aranıza gizlenen PKK'lılara izin vermeyin! Bu sizin haklılığınızı da meşruiyetinizi de yok eder!

Bu açıklamayı da İstanbul Taksim'de bu eylemlere katılan bir arkadaşımla aramızda geçen diyalog ile ifade etmiştim. Dostum bana "Abi eyleme biz başladık. Bizim derdimiz hükümetle, o adamlar da meydana gelip pankart açtılar. Adamlara git mi diyelim? AKP gitsin de sonrasına bakarız" demişti.

Bugün Türkiye'nin sayılı beyinleri arasında yer alan dostumun bu cümlesine çok sert tepki göstermiştim. Doğru yolda yürümeyenin varacağı yer de doğru olmaz! Oysa güzel İzmir'de de gezi parkı eylemleri düzenlenmişti.

İzmir'de elinde Türk bayrakları olan onbinlerce insan sokaklara dökülmüş, bunu fırsat bilen 100 kişilik PKK sempatizanı da fırsat bu fırsat deyip aralarına karışmak istemişti. Sonuç: Hasan Tahsin'in torunları onları da denize döktüler ve hükümet protestolarına kaldıkları yerden devam ettiler!

Sözün özü, hükümeti protesto etmeyi ve tepkimizi adam gibi göstermeyi beceremeyecek kadar aptal davranırsak haksız duruma düşeceğimiz gibi sonumuz da çok büyük bir hüsran olur. 

ÜZÜLEREK HAKLI ÇIKMAK

Vatanını çok sevdiğinden şüphe duymadığım dostum o gün "Abi AKP gitsin sonrasına bakarız, hem onların derdi başka bizimki başka. Önemli olan bir arada kalabalık bir şekilde karşı çıkmak" demişti.

Bu görüşün son derece beyinsizce olduğunu henüz dün HDP/PKK'lı bir milletvekilinin açıklamasında net olarak görüyoruz (Türkiye'nin tepkisini kendisine mal etmek isteyen açıklama için tıklayın)

Açıklamadan da anlaşılacağı üzere PKK'lılar açıkça "Gezicilerin hepsi bizdendir. O kalabalık bizdik. Bugün ezilen PKK değil aslında halktır. Mümkünse sokağa çıkıp isyan ederek ülkeyi kana bulayın" demek için üstlerini başlarını yırtmaktadırlar.

Peki gezicilerin hükümet karşıtlığını terörle bağdaştırma cesaretini bu İngiliz uşaklarına kim vermektedir? Malesef o gün benim çok sevgli dostum gibi "Valla AKP gidene kadar hepimizin yanyana durmasında bir sakınca yok" zihniyetinde olan şuursuz bir kitlenin ta kendisi!

Namaz kılarken kafirle saf tutulmaz! O gün gezici gençlerle PKK'lı teröristlerin yanyana durmaya tepki göstermemesi bugün çok ağır sosyolojik sorunlara yol açtı. En önemlisi de "Yeter ki AKP gitsin, PKK'ya oy versek ne olur?" deme gafletidir.

AKP'yi sevmemek son derece normaldir. Hükümeti sevmemek de öyle. Ancak sol görüşte Atatürk'ün kurduğu parti CHP dururken, sağ tarafta da MHP dururken gidip İngiliz kiralık katillerine oy verip ülkenin kana bulanması riskine "okey" demek için delirmiş olmak gerekir. 

Kaldı ki Erdoğan'a "Seni başkan yaptırmayacağız" demek istiyorsanız bunun için PKK'lıları meclise sokmaya, zırvalamalarına müsaade etmeye hiç gerek yoktur. Zira HDP'siz bir mecliste AKP tek başına hükümet kuruyor ancak bahsi geçen 400 milletvekilini rüyasında bile göremiyordu.

Vekil sayısı 330-360 arası bir yerde kalacaktı. Yani MHP ve CHP Erdoğan'a başkanlığı hediye etmeyeceğine göre PKK'nın "Seni başkan yaptırmayacağız" kılıfıyla meclise sızmasına izin vermeye hiç gerek yoktu. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli zaten ONU BAŞKAN YAPTIRMAYACAKTI!

BİR HIRS VE İNTİKAM MANTIĞI BOĞARSA...

Bugün yaptığının ne anlama geldiğini bilmeyen bir kısım insanımızın da emanet oylarını alıp ülkeyi kana bulayan PKK'nın çıkıp "Biz %13 aldık, Türkiye'nin doğusu bizimdir, Valiler de Türkler de defolup gidecekler" deme hakkını kendinde görmesini normal karşılayabilen bir kısım muhalifimiz %45 almış bir partinin kendi istediği yasal değişikliği gerçekleştirmesini nasıl oluyor da suç sayıyor anlamak mümkün değildir.

Eğer bu başkanlık ülkenin başına bela açacaksa, bu belayı hatalı karar veren %45 de çok acı bir şekilde tecrübe edecektir. Tabi ki Allah ülkemizi her türlü beladan korusun duamızı yineliyoruz ama konuya bir de böyle bakın. Eğer %13 alan vatan toprağını İngiltere'nin emrine verme hakkını kendisinde buluyorsa aynı mantığa göre %45 alan da kendisi gibi düşünmeyen herkesi C4 patlayıcılarla havaya uçurma hakkına sahip olmalı. Öyle mi? Bunu düşünmek deliliktir!

TERÖRE BİR KEZ ELİNİ SÜRENİN ELİNDE KALAN İZ...

Herkes bir kez daha aklını başına alıp düşünmelidir. Birinci yazımın altına yorum yazan iki kişinin yorumlarını okuduğunuzda eminim sizlerin de tüyleri diken diken olacaktır. Israrla gerçekleri görmemekte direnen ve yazdıklarımı okumadan altına yorum yazan bu kişilerin yazıktır ki kendilerini bir de bu ülke sevdalısı sanmaları çok acıdır.

Beyni olan ve onu kullanmayı seven herkesten ricam şudur:

Kimi başkan yaptırmak istemiyorsanız yaptırmayın.

Hangi hükümeti değiştirmek istiyorsanız değiştirin.

Eylem mi yapmak istiyorsunuz? Birilerini başkan yaptırmamak için barışçıl şekilde sokaklarda, iş yerlerinde her yerde eylem yapabilirsiniz. Molotofsuz, silahsız, kansız ve pususuz ve bu işler olur. Yeter ki beyninizi doğru şekilde kullanmayı bilin. Elbette aranıza sızmaya çalışan teröristleri itinayla ayıklayarak. Saflarınızı sık tutun ki araya şeytan girmesin!

Ancak bunu yapabilmek için teröristleri bir kerelik bile olsa araç olarak kullanmayı (emanet oy dahil) aklınızdan geçiriyorsanız, bir İngiliz gibi düşünmeye başlamışsınız demektir. 

Terörün kanları elinize bir kere bulaşırsa, zihniniz terörü desteklediğinizi reddedip vicdanınızı susturmak için türlü bahaneler üretir. Ancak siz bu bahanelere kanmayın. Susturmaya çalıştığınız şey, bu milletin Çanakkale'de 250bin şehit vererek İngilizlere bırakmadığı toprakların altında yatanların çığlıklarıdır.

 
Toplam blog
: 352
: 2915
Kayıt tarihi
: 05.06.10
 
 

Jack Amca, düşünsel dünyasındaki gelişmeleri dışa vurmak niyetiyle başladığı yazı yazma sevdasına..