- Kategori
- Sosyoloji
PKK'yı bitirmek ister misiniz?

Geçmişe gidelim. Yıl 1999… İtalya, PKK terör örgütü lideri Apo’ya kollarını açmış bir de lüks bir villa verip yediğini içtiğini eksik etmemişti. Türk milleti öfkelenip sonunda “elli, melli” olan veya buna benzeyen tüm İtalyan firmalarına savaş açıp satışları tepe taklak çevirince İtalya başbakanı açıklama yapıp o adamı ülkelerinde istemediklerini söylemiş ve apar topar ülkeden def etmişti. O dönemde FİAT, PİRELLİ, BELLONA gibi markalar büyük zararlar görmüştü ve çok kısa sürede sonuç alınmıştı.
Aklı başında olan herkes şunu bilmektedir ki; terör diye bir şey yoktur. Büyük devletlerin örtülü askeri birimleri vardır. Bunun için de işbirliği içindeki kişileri kullanırlar. PKK’da farklı değildir, IŞİD’de, El Nusra da Boca Haram da Taliban da… İlginçtir hepsi aynı el tarafından tutulmaktadır; Amerika…
Her bir terörist örgütün farklı görevleri vardır. IŞİD’in görevi Ortadoğu petrol bölgelerini kontrol altında tutmak, PKK’ya alan açmak, Türk ve Arapların bölgeden silinip atılmasını sağlamak, İslam’ın adını lekelemek ve tüm batıda İslam düşmanlığı yaratmak, gelecekte İslam’a geçiş yapabilecek batılıların bu olasılıklarını silip atmak…
Amerika da bunları bombalıyor görünerek “Barışın koruyucusu” kılıfıyla imaj ve güç gösterisi yapmaktadır. Beri yandan pilotlarına canlı atış talimi yaptırarak formlarını koruma imkânı tanımaktadır. Yani gerçek hedeflerle tatbikat yapmaktadırlar. Bunu hem kendilerine saldırma olasılığı bulunmayan aciz topluluklara karşı icra etmekte, hem de bir kısım kandırılmış Müslümanın da tepeden bombalanıp yok edilerek Müslüman olup gelecekte eli silah tutma olasılığı olanları da ortadan kaldırıp etkili bir ön-yok etme gerçekleştirmektedirler.
PKK’nın görevi ise 1900’lerin başında Amerikan başkanı Wilson’un planladığı “Amerika’nın bölgesel çıkarlarının bekçisi olacak” bir Kürdistan kurmakla görevlendirilmiş bir örgüttür. Komuta kademesinin tepesinde bilfiil Amerikan subayları yer almaktadır. Gerektiği zamanlarda Amerikan uçaklarından silah ve mühimmat yardımları sağlanmakta, mümkün mertebe İsrail subayları da askeri ve taktik eğitimleri vermektedir.
Örneğin Kandil denilen Irak-İran sınırındaki devasa dağ bölgesinin içerisine bir üs kurma fikri Amerika’dan çıkmıştır. Üs, dağın iç kısımlarındaki mağaraların yer altı sığınakları inşa edilmesi ile başlamış, Amerikan subaylarının bölgeye erişimini kolaylaştırmak için bir helikopter pisti inşa edilmesine kadar ulaşmıştır. Yani Kandil Amerikan askeri mühendislerinin övündüğü bir askeri üs olarak inşa edilmiştir.
Taliban Afganistan bölgesindeki uyuşturucu yataklarını kontrol altında tutmak ve bölgedeki Amerikan askerlerinin yerleşim ve ikmallerini kolaylaştırmak için kurulmuştur. Arada bir öldürülen Amerikan askerleri de “Burada mücadele veriyoruz” diyebilmek için feda edilmiş piyonlardır. El Kaide ise içinden IŞİD gibi bir örgüt de çıkartan “Amerika’nın operasyon düzenlemek istediği bölgelere” gerekçe oluşturmak üzere yaratılmış bir örgüttür.
2001 yılında ikiz kulelere mantık dışı ve imkânsızlıklarla dolu sözde bir saldırı yapıldığı gibi Amerikan askeri Irak petrol kuyularının dibinde soluğu aldı. IŞİD sayesinde Türk topraklarını bile bölünmenin eşiğine getiren bir vahşet süreci yürütüldü. Amerika’nın emirlerine boyun eğmeyen Türkmen, Kürt peşmerge, Arap ve ezidiler IŞİD eliyle katledildi. Hem de bazıları da yakılarak! İyi uykular Ortadoğu…
Peki, gelelim “PKK nasıl biter?” sorusuna…
Amerika’nın Türkiye’den en hızlı para kazandığı muslukları kesersek birden bire bir panik havası sarıverir bu adamları. Burger King ve Mc Donalds 1 lira maliyetli çöp hamburgerlerini 5 liraya satamaz ve dünyanın en karlı şirketi Coca Cola fantasını, sprite’ını ve kolasını satamazsa sesiniz duyulur.
Coca Cola satan lokantalara girmeyi reddeder ve tepki gösterirseniz bu lokantalar Coca Cola ve Pepsi gibi firmalarla satış anlaşmalarını iptal etmek zorunda kalırlar. Satış kapıları kapanır. Coca Cola, “Noluyor ulan” demeye başlar. Hızla “Bu ülkeyi seviyoruz, bilmem kaç kişi bizden ekmek yiyor” tipinde hem vatanseverlik hem tehdit kokan reklam filmleri çekmeye çalışırlar. Gerekirse Coca Cola içen Türk askerini konu alan reklam filmleri çekmeyi bile denerler ama asla vazgeçmezler. Türkler “Amerika, Kandil üssünü boşaltsın” tepkisine net yanıt alana kadar vazgeçmezlerse yanıt alınır. İnsanımız hiç değilse belirli bir süre Uludağ, Çamlıca, Doğanay, Sütaş gibi yerli firmalara yönelmeleri hem ülkemizi rahatlatır hem bu vicdansızları harekete geçirir.
İnsanımız arabalarını arzu ettikleri benzin istasyonlarına çekerlerken BP ve Shell gibi Irak’ta öldürülen Müslümanların akan kanlarıyla çıkarılan petrolleri ülkemize satarak Türk ve Kürt öldürülmesine destek sağlayan şirketleri tercih etmemeye başladıklarında ortalık karışır. Opet, Türkpetrol gibi yerli şirketleri tercih eden insanımız kendi kanımızla bizi boğmak isteyenleri paniğe sevk eder. Yöneticiler bir bir çıkıp “Biz bilmem kaç kişiye ekmek sağlıyoruz. Biz de Türküz, bu milletin ekmeğini yiyoruz” edebiyatı yaparlar. Ancak tıpkı APO’yu besleyen İtalya’nın İtalyan firmalarının satışlarının düşmesinden sonra başbakandan yardım istemeleri ve sonuç alınması gibi sonuç alıcı bir etki yaratılır.
Gelelim tüm bu can acıtan yumrukların ardından ölümcül vuruşa… Araç satın almayı düşünenler Türkiye’de çok büyük yatırım ve ortaklıkları bulunan Ford marka araç satın almaktan vazgeçerlerse Amerika’nın uğrayacağı zararı bir düşünün hele. Gerçi Ford’un Türkiye ortağı Koç Holdingtir. Dolayısıyla bu hareketin bir ucu bize de zarar verecektir. Ancak merak etmeyin. Koç holding büyük bir şirkettir ve Ford ortaklığını bozsa da batmaz. Bu hareketin sonucu sesinizin Amerika’dan duyulması olacaktır.
Ve emin ol Türkiye’m, Amerika gibi gücünü ekonomik sömürgecilikten alan bir devlete sesinizi duyurmanın en etkili yolu budur. Özellikle de petrolüne dokunursanız Amerika sizi dinlemeye başlar. Bu yüzden lütfen sadece aracınıza yakıt alırken BP veya Shell’den yakıt almayı kesseniz bile çok şey değişecektir. Diğerlerini de yapmanız halinde ise Kandil’de gelecekte bir Amerikan üssü olmayacaktır. Her şey biraz da sizin elinizde... Bu kadarını yapabilirsiniz. Hiç değilse ülkeniz için bu kadarını yapabilirsiniz.
Bir vatandaş olarak kutsal bir amaç için yakıt aldığınız istasyonunu, içeceğinizi, kullandığınız aracı ve zaten besleyiciliği olmayan ve yüksek kanser riski içeren yemekleri değiştirmiyorsanız elinizi taşın altına koymak için kılınızı bile kımıldatmıyorsunuz demektir.
Lütfen, başkası için değil, sadece ülkeniz için yapın. Bu iradeye sahip çıkın, duyurun ve uygulayın. Ülkemiz üç kuruşluk benzinden ve birkaç hamburgerden çok daha değerli…