- Kategori
- Deneme
Gidiyor-uz

Baktıkça gözlerime, yabancılaşan bir ben var karşımda. Kirpiklerim birleşirken, o küçük aralığında sen, sen öyle büyüyorsun ki gözbebeğimde, sızısında kayboluyor umutlarım. Aynalar yansıtıyor sen yanımı. Özlüyorum...
– Adım başı, adım başı sen çıkarsın karşıma-
oysa sadece sesinle baş başayım bende olduğundan beri. Kulağımdan kurşun gibi geçer yüreğine dokunan nihaventler. Başkalarına işlediğin kalemin ince ince kanatır dilime doladığım ismini. Satır aralarında sendeliyorum –seni seviyorumlarda- düşüyorum peşinsıra düşlerine...düşlerime. Yitiyorum...
Kıvranıyorum yedi karanfilin girintilerinde. Ah! bu şarkılar olmasa öyle çabuk alışırdım ki yokluğuna.
Seni gördüğümden beri tek renk açar sabahımda, güneşimde portakal çiçekleri. Günlerim sen kokulu. Geceler ayaz vurgunu. Buz kesiklerinde uykularım. Yatağımın yarısı depremlerde. Ağlıyorum...
Toprak kaymış da sanki alıp götürmüş tenini tenimden, sular seller altında kaldı hayalin gözlerimde. Ellerim, ellerim ne kadar boş, saçlarım ne kadar dağıldı rüzgarından...ya yokluğun! Bir varmış, bir yokmuş ya hani masallarda. Hep var’ım ol desem? hep varım ol! Bin bir telaş, Susuyorum.
Keşkeler dizilmeye başlandı işte... geç kalınmış zaman kum kum batıyor büyüdüğün gözbebeğime. Canım acıyor, canım.
Arzularım korkularımın gölgesinde. Çıkmaz bir yolun girişinde kördüğümüz. Oysa ipin bir ucu sende, bir ucu bende. Çözmüyoruz, çözülmüyoruz.
Başladı fısıltı kuşlarıyla uyanmaya şehir. Saatler birazdan seni vuracak yüzüme. Manşet gibi yorgun aşkları yüklediğim beyaz bulutlar penceremde. Bense çalınmamış şarkılar söyleyeceğim daha, yazılmamış şiirlerde haykıracağım seni.
Sen! yüreğimde saklım, aklımın yarısı sende.
Ulaşamadığım bir noktada, maviliklerdesin şimdi. Martıların eşlik ettiği bir vapurun güvertesinde. Benim için de bak Kız kulesine, deniz analarına, beyaz köpüklere, başka yüzlere. Sen gibi bakmak istedim bu sabah, sen gibi olmak, sen olmak, ötesi sende olmak. Sen! yasaklım, nefesimin yarısı sende.
Sustuklarım, sevebilme ihtimallerinin ötesinde.
Saat dokuzu vuruyor ve dokuz boğum oluyorsun boğazımda, yutkunamıyorum. Masamda bana bakıyor, şiirlerin çığlık çığlığa olduğu bir gecede avucuma bıraktığın yapraksız karanfiller. Oysa tenimdeki parmak uçlarınla işleyecektim kıvrımlarını, öpersen hani bir gün, yüzümdeki kırmızıyı damlatacaktım üzerine.
Avucumdan düşerken ellerin, keşke...ah keşke, şahit olmasaydım hayallerinin intihar saatlerine.
Gelemiyorsun, gidiyorum...
k a r a n f i l l e r
a r d ı m ı z s ı r a y a s t a
ö y l e c e
Arzu Altınçiçek
2005/05