Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ağustos '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Gitmek ve kalmak arası…

Gitmek ve kalmak arası…
 

Ne kadar çok gitmek isteyen var. Uzaklara, çok uzaklara deyip duruyorlar. Oldukları yerde yaşanmış ne çok bıkkınlık, acı, hayal kırıklıkları varmış meğer. Sevinçlerin, mutlulukların, heyecanların, keyiflerin üzerine yığılmış kalmış; toz duman etmiş. Etmiş ki, gitmek istiyorlar. Oldukları yere bağlayan ne varsa, ellerin tersine maruz kalmış.

Aslında ben de bu gitmek isteyenlerdenim. Günlerdir planlar var kafamda. Hem de ne plan; sanki 50’lerime yaklaşmışım emekli olmuşum da, uzaklarda bağ bahçe hayalleri kuruyorum. Yapacağım işler belli. Birkaç alternatif var. Birinden biri olur çok sıkarsam. Ama başka şeyler var beni düşündüren. Gittiğim yerin denizini sevebilirim, ya da yeşilini, güneşini. Havasını çok sevebilirim. Suyu, İstanbul’un suyundan çok daha güzeldir eminim. Ve hele şarapları mmmm harikadır onu da bilirim. Şaraplar adası ne de olsa…

Peki ya sokakları? Sokaklarını sevebilir miyim? Keyifle dolaşabilir miyim o sokaklarda Ortaköy’de, Arnavutköy’de, Bebek’te, Nişantaşın’da, Cihangir’de, Moda’da dolaştığım gibi? Ya da bir gece vakti denizi seyretmek kumsalda, keyif verir mi boğazda olduğu gibi? Ağaçlar altında bir cafeye gittiğimde, Piyer Loti’de olduğu gibi büyülenebilir miyim Haliç olmadan? Güldürebilir mi martılar Büyükçekmece’nin denizindekiler gibi?

Onlara ekmek atarken hangisi Jonathan diye düşünebilir miyim hala deli gibi?

Ya sardunyalar? Renkleri güzel midir yönetici Nazife Hanım’ın sardunyaları gibi? Erguvanlar içimi kıpır kıpır eder mi Emirgan’dakiler gibi?

Sabahları keyifle uyanabilirim orada. Pencereyi açıp yağmuru içime çekebilirim. Peki sırf yağmurda ıslanmak için dışarı çıktığımda, eczacı Engin Bey gibi biri daha olacak mı orada “sedergine” alın eve gidince diye seslenen? Ya da “dvd’yi hazırlayayım mı" diye seslenen ışıl ışıl yeşil gözlü dvd’ci Gökhan.
Günün en güzel öğünü olan sabah kahvaltılarını, nefis zeytinyağıyla soslanmış zeytinlerle kendimden geçerek yapabilirim. Ama sabahın köründe beni uykumdan uyandıran sevdiğim bir ses olabilir mi “hadi fırla kahvaltıya bekliyoruz” diyen?

Aslında neler neler var sıralanacak. Kaçıp gitmek isterken, vazgeçmek istemediklerim var beni bağlayan. Ve bir o kadar da, birikmişlerim var; offf dedirten. Evet ben de gitmek isteyenlerdenim; ama elimin tersine maruz kalanlarım yok henüz.
Kimbilir belki bir gün…

 
Toplam blog
: 58
: 819
Kayıt tarihi
: 19.07.07
 
 

Bir çok şeyden keyif alırım, okumaktan, okuduğum kitaplarda sevdiğim satırların altını çizmekten,..