- Kategori
- Anılar
Gözümde yılların hüznü

gözler...her zaman gülmüyor....
Estiler Yine....
dilimde bir şarkı
rüzgara karşı……
Tenimde binlerce karınca yürüyor , içim bulanık , bir ahşap kokusu sinmiş üstüme uzandım ağaçlara sütü üzerinde daha incirlerin , ne tuhaf bir yapışkanlık hissi bırakır dudaklarımda , çocukluğum geldi yine aklıma.....
Kedilerim vardı onlarca , çok sevdiğim....nereden bilirdim ? civcivlerimi bahçede yalnız bırakmamam gerektiğini:(
Ah! hain kediler , erken öğrettiniz bana hayatın gerçeğini ....
Ya o finoma ne demeli ? komşu çocuklar korkuyor diye , bir ücra memlekete gönderilişini....
ve sırf bizden ayrıldı diye, yaptığı açlık grevini...yalvarmalarım kâr etmedi , ve köpekcik kendini bir kamyonun altına atarak hayatına son verdi :(
Ah ! sadık dostum , insan bile etmez senin ettiğini ....
Haliç' in kokusu kötü gelmezdi ki hiç bize.... tüm İstanbul un kokusu öyle sanırdık....
Balat' a sahile gider, kilise çanlarından korksak da , orada içerdik sigaralarımızı gizli gizli okuldan kaçtığımızda , ne büyük suçtu o zaman bizimkisi , aman ne günah ! ....
Ah! caminin imamı ne vardı kovaladın bizi altımıza edene dek ? elinde kızılcık sopası , şimdi her cami bahçesinde ürküyorum :( , fırlayacakmışsın gibi bir mezar taşının arkasından , pusundan....
Annem rengarenk gelirdi işinden , gülerdik o vakit... şimdi gözlerim doluyor düşündükçe :( sarı kumaş dikerlermiş meğer sarı gelirdi her yanı , kırmızıysa kırmızı ....
Ne zor büyütmüş bizi kadın konfeksiyon köşelerinde, işçilikle , o fakirlikte, o sahipsizlikte.......
gözümde yılların hüznü
rüzgar üşüdü…..