- Kategori
- Deneme
Gözyaşların oğluma emanet
Sevdiklerinizi kaybetmekten korktunuz mu hiç? Ne zaman bu korkuyu hissettiniz? Bu korkuyla baş edebildiniz mi?
Ölümlü dünya, bir gün hepimiz birbirimizden ayrılacağız. Hayat telaşında çoğu zaman unuttuğumuz bir gerçek bu. Hastalıkların, kazaların, ölüm haberlerinin hatırlattığı bir gerçek. Bu gerçek bazen o kadar yakınımızda olur ki; adeta hayattan bağımızı kopartır. Sevdiğimizi kaybetme korkusu sarar yüreğimizi… Belki de O’na destek olmamız gereken zamanlarda kendi kaybımızı düşünüp üzülürüz. O’na üzülmek, kendimize üzülmek arasında gidip geliriz. Nihayetinde biz yetişkinler gerçeklerle yüzleşir ve mücadelemizi sürdürürüz. Çünkü yapabileceklerimizden en önemlisi destek olmaktır sevdiğimize… O’na hayatın güzelliklerini sunabilmek ve mutlu edebilmek… Mücadele her zaman hayatta kalmayı sağlayamıyor… İnsan denen makinenin de ömrü doluyor ve garantisi yok, değiştiremiyoruz yenisiyle… O an bu bir yenilgidir hayat oyununda… “Ey hayat yenilmedim sana” derken şarkı, yeniden diriliriz, yeniden yaşamaya başlarız hayatı, kaldığımız yerden… Yaşamamız için sebepler vardır… Biz yetişkinler son nefese kadar çalışmak, çabalamak gerektiğinin farkına varırız çoğu zaman. Ya çocuklar… Kaybetmenin acısını nasıl yaşar çocuklar? Akıtamadıkları gözyaşlarını nasıl bize gösterirler? İçlerinde kopan fırtınanın farkına varabilir miyiz? Bir çocuk gördüm… Dünyanın en sevimli çocuklarından biri… Henüz soyut işlemler dönemine geçmemiş… Soyut olayları kavrayabilecek yaşta değil… Elinde mendille annesinin gözyaşlarını siliyor… Gözlerindeki tedirginliği hissediyorum… Annesine bir şey olmasından korkuyor. Kaybetme korkusunu var gözlerinde…. İçim burkuldu, gidip saçlarını okşamak “Hayır korkma, annen hep senle olacak” demek istedim ama böyle bir garanti veremem O’na… Huysuzlanıp, bir şeyler söylemeye başlıyor, sanki annesinin ilgisini dağıtmaya çalışıyor. O yaşta bunları düşünebiliyor. “Erken olgunlaşacak bir çocuk” diyorum kendi kendime… Sonradan öğreniyorum ki; babasını kaybetmesinin ardından bunu uzun süre kabullenememiş. Aile çocukla ilgilenip gerekeni yapmış. Benzer duyguları yaşayan kaç çocuk vardır kim bilir? Bu duygularla baş edebilmeyi başaramadan büyüyen bugünün yetişkinleri de var belki de çevremizde… Hırçınlıklarını, kaybetme korkularını, sevgiye açlıklarını hissedebiliyor muyuz? Yoksa “sorunlu” deyip işin içinden çıkıyor muyuz? Her zaman en kolayıdır bunu yapmak? İçimizde uyuttuklarımıza, uyuttuğumuzu sandıklarımıza bakarsak, yüzleşecek çok şey bulacağız belki de… Bir baba giderken çocuğu anneye emanet eder… O sevimli elleriyle annesinin gözyaşlarını silerken sanki annesi O’na babasından emanet… Annenin yüreğinde acı ve belki de kulaklarında eşinin sözlerinin yankısı: “Gözyaşların oğluma emanet”…