​ Gülsem mi, ağlasam mı durumları… / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Aralık '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Gülsem mi, ağlasam mı durumları…

Annem geçenlerde bir fotoğrafını gösterdi, “Yaka fotoğrafı olarak bunu yaparsınız!”

Ne için anne?

“Cenazemde..”

Hey Allahım, bakayım hangi resmin o?

Gülhan Hanım güzel bir kadındır, yani annem olduğu için demiyorum, hakikaten bir çok standart bir araya gelse ve ortak bir çalışma yapsalar, bir şekilde dereceye girer annem!

Kendi kendine bir fotoğrafını belirlemiş; tüm yakınları birer birer diğer mekana akın ederken, bir görüntü çizmiş kendince…

Biraz da özenmiş sanırım…

“Ama renkli olsun…” deyişinden anladım!

Bir de özenmiş, son kaybımız olan cici annemize, kuzummm, senin ve babamın fotoğraflarını büyütüp de evimizin en özel yerine koymaz mıyız!

Aslında yaşama tutunuşu…

“Ölmeden bir gör kendi gözünle” diye bir çalışmam var; fotoğrafçı dostuma rica ettim, bilirim beni hiç kırmaz, birkaç çalışma yap, anneme göstereyim.

Ne garip değil mi?

“Anne bak! Öldüğünde yakamıza iğnelenecek resimlerin bunlar!”

Bunlar da, sen ölmeden, canlı canlı evimizin baş köşesine yerleştirdiğimiz resimlerin!

Huzurla, sağlıkla yaşa anne!

******

Benim koca “the second”, yani ikinci koca, aslında “ikinci eski koca” ile kanka durumları hasıl oldu ki; Allahım, bir arasın ya!...” diye beter olduğum yıllarda salya-sümük çok mendil katliamı yapmışlığım vardır!

İlk arayışında dizlerimin bağı çözülmüştü, lakin sesim normal seyrinde, yani davudi ve mikrofonik haliyle devam etmekteydi ki: Allahım bana nasıl bir ses vermişsin! Normal insanların bilmem kaçta biri fazlası; hep “Şişşttt, yavaş sesle konuş!” diye uyarıldım! Nasıl bir utançtır, anlatmam mümkün değil!

Tiyatro sanatçısı olmayı istemiştim gençliğimde, olsaydım, muhtemelen, kimse bana “Şişşttt! Yavaş sesle konuş!” demeyecekti… Hatta, “Aferin!” bile diyeceklerdi!

Sonraki arayışlarında ayaklarım yere sağlam basıyordu!

Sohbet etmek çok güzeldi; zaten onunla sohbet etmeyi hep sevmiştim…

Onulmaz bir yara vardı, içimde, o yeni sohbetler onardı!

Nasıl ifade etsem; bir yanım o eski günlerin anılarıyla canlandı, bir tarafım “Nihayetinde anlaşıldım!” duygusuyla tavan yaptı!

******

Geçen akşam evde yemek yapıyorum; son bir-iki yemekte saçımın eşlik ettiğini söylediğinde oğlum, öyle bir utandım ki: Neredeyse kemoterapi tedavisi görenlere özendim! ( Tövbe Allahım!)!

Başıma bir yemeni bağladım; saçlarım yemeklerin üzerine konmasın diye…

O arada, oğlum pizza siparişi verdi.

Ne diyeyim, canı çekmiş! (Canı hep pizza çekiyor ya, neyse…)

Başımda allı-güllü yemeni ile kapıyı açtım.

Karşımda saçları jöleli yakışıklı bir genç!

Bu huyumdan vaz geçemedim gitti!

Ne diye açıklama gereği duyarsın ki kadın?

İlle de kafamdaki yemeniyi açıklayacağım; “Yemek yapıyordum da… Saç falan düşmesin diye… Yani… O yüzden bu başımdaki yemeni…”

Genç arkadaş elinde getirdiği iki süper boy pizzaya bakıp, bir de bana baktı!

Haklı olarak…

“Yuh artıkl!”demiştir, kesin!

Ama var ya, bak Pizzacıda çalışan genç ve yakışıklı arkadaş, vallaha o kadar çok yemiyoruz! Yalnızca yılbaşına hazırlıktı, benimkisi!...

******

Neyse…

Hep gülerek hatırladığımız salaklıklarımız olsun, keşke!

Hep eğlenerek yaşayalım!

Bu bir taktik olmalı bizim gibi coğrafyalarda; yoksa “küt” diye uçuruma yuvarlanmamız an meselesidir!

Hani, asgari ücret, hani bedelli askerlik, hani milletvekilleri maaşlarına yapılan zam ile…

Hani… Otuz beş sivilin öldürüldüğü deklare edilirken…

Hani… Otuz beş sivil aslında kaçakçıyken…

Yani… Tabutlarının üzerlerine örtülen örtüler PKK bayrağını temsil ederken…

******

İki seçenek var, yalnızca: Ya o kaçakçılar teröre hizmet ediyorlardı, yada değil!

Hizmet etmiyorlarsa, tabutlarının üzerlerine örtülenlerin açıklaması nedir?

Tabutların taşınmasını ve törenlerin organizasyonunu yüklenen bir parti var ise önce onlara sormak gerekir!

Haaa, hiçbir organizasyon yoksa, “Sivil halk”ın cenazelerinin üstüne örtülen PKK bayrak renklerinden oluşan örtülerin hesabını sormak gerekir!

Ya, “Ölen sivil halktır!” diyenlerden, ya da ölen sivil halkın tabutuna PKK bayrağı saran kişilerden; ve de “Sivillerdi”diye diye yakınan cenaze yakınlarının cenazelerinin üzerlerine örtülen PKK bayraklarına ses çıkarmamasından!

Kimse kusura bakmasın! En basit hali ile: Bir insan normal insanlardan farklı bir yaşam tarzı, bir kazanç kapısı benimsemişse, olası riskleri de peşinen kabul etmiş demektir.

Yani, vergisini ödeyen, aldığı üç kuruş maaş ile evini geçindirmeye çalışan adam öldürülmüyor, sonuçta! Haa, o adam sağlık problemi yaşadığında öldürülüyor; zira, tedavi olmasına aldığı maaş yetmiyor!

Kaçakçı da, normal şartlar altında, benimsenen bir meslek değildir; yoksa, benimsenmiştir de, bizim mi haberimiz yoktur?

Olur ya; pat diye, pıt diye… Şıp diye…

Birşeyler olup-bitiyor!

Kıvanç Tatlıtuğ, Ersin Kormaz falan ile kafalar ütülenirken; vergilere zamlar geliyor!

Miletvekilleri maaşlarına zam yaparken, ağlanıyorlar, ağlayan bir halk varmış; sil gözünün yaşını, oyna! Daha kötü günler göstermesin mübarek !

Sanki, Mübarek illede birilerine altın dağıyor, bir diğerine ille de illet!

Bir ilahi adalet var, elbet!

Gün gelecek, herkes hak ettiğini yaşayacak!

Hak ettiklerimizi yaşamamızı diliyorum!

Mutlu yıllar!

 

http://twitter.com/Gulgunkaraoglu

gulgun_2006@hotmail.com

 
Toplam blog
: 1269
: 1343
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..