- Kategori
- Siyaset
Günümüzün tarihi

Öylesine bir ülke yaratıldı ki , orada artık Atatürk’ün adını anmak yasak olmasa bile damgalanmak için yeterli neden oluyor.
Bir AKP’nin üst takımı var; onlar daha medeni görüşlü. Kravat filan takıyorlar. Ama bir de onların alt takımı var ki, Allah esirgeye... kafalarıyla, davranış biçimleriyle; kafalarının içindeki amaçlarla sanki Türkiye’de değil, Afganistan’da yaşıyorlar. Onların bir çoğu da zaten Afganistan’da bulunmuş kişiler.
Bu gibi kişilerle bu toplumu yönetmeye çalışıyoruz. Üstüne üstlük bir de o hapishaneden bırakılanlar var ki, evlere şenlik. O militan kadro boşuna bırakılmadı… Seçimler yaklaşıyor. Millet hele bir AKP’yi seçmesin… Sonra ne olurlar biliyor musunuz?
Bu memleket ne ile yürütülüyor.. Dua ile mi , parayla mı, sadakatla mı, yoksa korkuyla mı ? Onu siz söyleyin…
1. Yeni Osmanlıcılık :
Osmanlı’yı canlandırmak, onlar gibi yaşamak, onlar gibi giyinmek bunların çok önemli bir özlemi.. Atatürk bütün bunları yasaklamakla, onlara göre hata etmiştir. Osmanlıyı yaşatmak istiyorlar.
-Osmanlıya ait ne gibi özellikler varsa, onların borazanı olan TRT’de ve bağlı ceridelerde durmadan yer alıyor. Yok Osmanlı sanatları; ebrular; tezhipler; hatlar vb.. durmadan övülüyor.. sanki başka sanat yokmuş gibi ..Arabı, Arapçayı öne çıkarmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Günümüz sanatı ölüymüş gibi bakılıyor. Osmanlı Sanatı, Osmanlı Mimarisi övülüyor da övülüyor… Bir tek Padişahlığımız eksik.. Yakında…
-Bilim alanı ilim diye görülüyor ve ilim olarak dini ilimler anlaşılıyor. Ve ilim adına ne türlü gericilik varsa teşvik görüyor.. Birtakım gerici insanlar, “Yaradılış” adı altında tüm bilimsel yasalara aykırı olan iddialar ileri sürüyorlar ve bunları gerçekmiş gibi her türlü yayın organında savunuyorlar.
-Üniversiteler baskı altında, kendi zaptiyelerini , yeni Rektörler adı altında gönderiyorlar; onlar da gençleri tepelemek için ellerinden gelen planları uyguluyorlar. Buna karşı işinde gücünde olan, ders çalışan gençlik de uyanıyor, kendini ve yurdunu savunmaya çalışıyor. Böylece gençlik bölünüyor.
2. Ordu Düşmanlığı :
Gericiliğin karşısındaki en büyük engel Türk Ordusu idi.. Şimdi onun üzerinde kuşkular uyandırmak, halkın gözünden düşürmek isteniliyor.
Binlerce şehitimiz ve gazimiz var. Gazilerimize iyi bakılmıyor. Yeteri kadar, hayatlarını geçindirecek kadar ücret verilmiyor. Oysa onlar bizim gözbebeğimiz.
Kıymetli ordu mensuplarının bir çoğu çeşitli nedenlerle içerdeler. Kimin haklı kimin haksız yattığını zaman gösterecek ama zaman çok kötü işliyor. Tutuklululuk süreleri anormal uzun. Hak zamanında verilmiyor. Adalet aksıyor. 300-400 gün tutuklu olarak içerde yatıp da yıllar sonra “Özür dileriz, ” deyip bırakılanlar çok fazla… Bu durumu şikayet etmenin de önü kesilmek isteniyor.
Ordunun genç subayları her yıl yaptıkları “Atatürk Koşusu”nu bu yıl yapamıyorlar. Valilik gereksiz görüyor. Yasaklıyor.
Ordunun moral kaynakları durmadan yıpratılırsa, peki ilerde belirecek mücadelede bizi kim savunacak. Bunu düşünmüyorlar.
3.İşsizlik Çığ Gibi :
Yarattıkları sistemle yeni iş yerleri açılmıyor, açılamıyor. Peki bu üniversitelere giden binlerce genç yarın nasıl iş bulacaklar.. Nerede çalışacaklar, belli değil.
Patronlara yalvarıyorlar. Ne olur , her iş yeri bir işçi alsın, diye. Onlar da aldırmıyorlar bile. Onlar sadece daha fazla kâr, daha fazla kârı düşünüyorlar.
Devlet de kapitalist olmuş, gerekli işyerlerini kendisi açmıyor, açtırmıyor.
Çalışan işçiler sendikasızlaştırılıyor. Sendikalar, sarı sendika haline dönüştürülüyor. İşverenlerin kolaylıkla işçiyi işten çıkarması sağlanıyor. İşçiler haklarını arayamıyorlar, hemen haksız duruma düşürülüyorlar.
Mevcut küçük işyerleri de piyasada para dönmediği için kapanıyorlar.
Küçük işyerleri iş yapamıyorlar…
Sağolsun alınan önlemler sayesinde Eczaneler de kapanıyor.. Diğer yandan..
Özel Kesim kazanıyor.
Bankalar Kazanıyor.
Onlar da Emperyalizmin emme basma tulumbası gibi çalışıyorlar.
4. Cemaatçilik :
Belli mezheplere mensup kişiler birbirlerini bulmakta, yurdumuzda geçerli olan “hemşerilik anlayışı” gibi bir anlayışla ve ondan da öte biraz da Masonların örgütlenmesine benzer bir şekilde birbirleriyle bağlantı kurmakta ve kendi yollarından gelebileceğini tahmin ettikleri insanlara her türlü yardımı esirgememektedirler.
Bu çocukların, gençlerin yetiştirilmeleri kuran kurslarında, imam hatip okullarında başlamakta ve ileri düzeyde belli bir kardeşlik havası içinde devlet dairelerinde ve siyasette devam etmektedir.
Üniversiteye gelen gençler için hiçbir zaman yeteri kadar yurt yoktur. Onların çoğu dışarıda kalmakta, ; dışarıda kalan gençlerden kabiliyetli olanlara hemen falan yurtta yer olduğu, kendisine avantajlı olarak yer sağlanacağı bildirilmektedir. Yalnız istenen Yurdun kurallarına uymaktır. Ondan sonra bir uydu vatandaş daha kazanılmaktadır.
Böylece yurtiçinde bir köstebek anlayışı içinde el ele kardeşlik yapısı büyümektedir.
Veya bu ağa kapılan kişi , genç kendini yararlı bir yapı içinde görmekte , öyle sanmaktadır. Ne zamana kadar, taki akıl dışı bir takım oyunlara itildiğini anlayana kadar.
Sonuç , sonuç Hanifi Avcı’nın sonu gibi olmaktadır.. Ne zaman ki insan bu numaraları, neler döndüğünü anlamakta ve anlatmaya başlamakta ; o zaman kendisini işsiz, açıkta ve belki de içerde bulmaktadır.
Çünkü düzenin temeli aslında korkuya dayanmaktadır.
Ya uyacaksın, biat edeceksin…Uymazsan, itiraz edersen, ölümcül oklara hedef olacaksın.. Kural bu..
5.Şekilcilik :
Belli bir insan tipi yaratıyorlar. Aşırı olanlar, ayağına potur, yüzüne bir çember sakal; kafasına sarık, olmazsa bir bere takıyor, elde bir 99’luk tesbihle camiye yakın kahve köşelerinde zındıkları çekiştiriyorlar.
Daha üst kademede olanlar ise sünnet olan bir bıyıkla idare ediyorlar. Bıyıksız olmuyor, çünkü o kadarı sünnet. Bakın yeni Rektörlere.. Nasıl yavaş yavaş yeni Rektör tipi değişiyor.
Kadınlar ise mutlaka “Türban”lı olacak.. Karısı türbanlı olmayanlara da pek fazla güvenilmiyor, iş verilmiyor. İlk fırsatta karısını türbana sokması isteniliyor. Devlet dairelerinde “Türban” zaten yavaş yavaş ön şart gibi oldu. Hemşirelerin çoğu da türban yerine uygun bir “Peruk” uydurup onunla çalışıyorlar.
Sigara yasak, içki yasak.. Bunlar Müslüman bir toplumun özellikleri .. Yeni bir Endonezya, Suudi Arabistan, Mısır toplumu yaratılmak isteniyor… Bayılıyorlar, o toplumlara ; bıraksalar gidip o devletlerin vatandaşlığına geçecekler.
Onun için o devletlerle ilişkiler iyi. Giderek iyileşiyor..
Türk toplumu nereye gidiyor?
Bazılarına göre, batıyla bütünleşiyoruz; zenginleşiyoruz, büyüyoruz…
Bazılarına göre ise batı bizi yedeğine almış, biz de hürriyet türküleri söyleye söyleye, onların yedeğinde bir yerlere gidip duruyoruz..
İyi bir yerlere gitmediğimiz belli..
İthalatımız artıyor, ihracatımız o ölçüde artmıyor . Dolayısıyla borçlarımız artıyor…
İşsizlik artıyor..
İş yerleri kapanıyor.. Yeni iş yerleri açılamıyor..
Gençler kahveleri dolduruyor..
Ürünlerimiz para etmiyor…
Kalkınıyoruz.. Kalkınıyoruz… Kalkınıyoruz… Yaşasın kalkınıyoruz.. Acaba?
Ama ne pahasına..!