Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Erdoğan Özgenç DOST MECLİSİ

http://blog.milliyet.com.tr/erdoganozgenc

08 Ocak '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Hayal kırıklıklarımız...

Hayal kırıklıklarımız...
 

Ömrün en acıtan anları hayal kırıklıkları yaşanan anlardır. Bir hayal dünyasında yaşıyorsanız -ki hangimizin öyle bir dünyası yok? Bu dünyada kaldığınız süre boyunca bu acıyı defalarca hissetmek zorundasınız. İstemek ya da istememek meselesi değil, hayır deseniz de ananızı ağlatıyorlar. Üstelik en yakınlarınızda bulunanlar yapıyor bunu, sizin yakın saydığınız uzaklıklar yani. Yeri geliyor bu yıpranma sürecinde en ağır darbeleri onların indirdiğini görebiliyorsunuz. Şaşkınlık mı sonrası, alışkanlık mı? İyi de derviş ağırlığında bir hayat ne kadar sürebilir ki? İsyan ediyorum olmuyor, reddediyorum! Yabanıllıkları, kendi olmayanları, bir oyalanma gibi hayat yaşayanları, kendine ait olmadan bana ait olmaya kalkanları. Biliyorum vardılar ve hep var olacaklar, benim reddetmemle yok olacak değil tüm bunlar ama ben en azından bunu istiyorum. Hayatıma bir hayal kırıklığı daha sokmamayı, bir bıçak yarası daha almamaya çalışıyorum. Oluyor mu diyeceksiniz, hayır her zaman değil. Çünkü dinlediğimiz melodik ölümlerden, ulaştığımız algı ötesi boyuttan da biliyoruz ki biz hüznün bağımlısıyız. Hele ben her duygusal ortamda, dizide, şarkı da türküde, şiirlerde göz yaşlarıma engel olamam, saklı saklı ağlarım.

Aşılmaz sanılan çoğu şey aşılıyor, madde bağımlılığı bile yeri geliyor terk edilebiliyor. Ama hüzün. İmkânsız değil mi? Kalbimizde derin yaralar açılmıyorsa mutlaka bizim gibilerini bulup onlardan ödünç parçalanmalar, yıkımlar alıyoruz. Bir gün birine o ağır darbeyi vurmak için acının okulunda yetiştiriyoruz kendimizi. İlginç bir gerçek değil mi; sizi üzen, kalbinize sancı veren bakkal İbrahim amca, kahveci Varto Mehmet, marketteki kasiyer kız falan değil.

Babamı anımsıyorum; ne büyük insanmış meğer bana hayatı ve insanları bildiği, tanıdığı kadarıyla anlatmaya başladığı yıllardı. Evlat  ''Sana yalan söyleyecekler, sen bileceksin yalan olduğunu ama yine de onlara inan ve içinden gül'' derdi. Çünkü kimse kendisine inanılmamanın verdiği acıyı hak etmez...

Her gün birileri yalan söylüyor bize. Her gün o liste kabarıyor. Bir süre sonra öyle bir hale geliyorsunuz ki gerçekten kendi olan, kendini sunan, kendini anlatan insandan korkuyorsunuz. Kaçıyorsunuz dürüst kalabilmiş, kendini koruyabilmiş insanlardan. Neden? Çok basit; çünkü bu saatten sonra dürüstlüğün hazmı zor! Üstelik yalanlarla dolu hayatınız bir şekilde sürüp gidiyorken böylesi bir insanın sizi de kendi saflığında test etme riski çok yüksek. 

Geçenlerde uzaklardan, bir yeğenim gelmiş, eski bir bankacıyım ya, amca bana kefil olur musun, acil paraya ihtiyacım var diyor. Çok uzun zamandır görmem kendisini, aramaz sormaz da hatırımı. Paraya ihtiyacı var, üstelik kara listede hem anası hem kendi. O sırada gerçekten tehlikeli ve salgın bir hastalık geçiriyorum. Oğlum ve ben yatak döşek ateşler içinde yatıyoruz. Adana’da nerede kalıyor bilmiyorum, üç gün her gün aradı amca bankaya bir uğrayıp şu belgeleri imzalar mısın diye.

Üç gün, hiç merak edip uğramamış nasılız diye merak etmemiş, evimiz nerede onu bile bilmiyor. Tek derdi Bankadan kredi alacak belgeleri imzalamam. Düşündüm eşime “hanım ben manyak mıyım,” diye sordum. Evet diyemedi ama kendi evladımızın geleceğini zaten kıt kanaat geçimimize yarayan emekli maaşımı tehlikeye atmanın adı bana göre “manyaklıktı”

Ziyaret etseydi imzalar mıydım bilmiyorum ama imzalamadım.

Ben, tanrının varlığına inanıyorum bu yüzden de özellikle aileden birilerini üzmek istemiyorum. Böyle zamanlarda gördüğüm yürek doluluğunda tatlı bir tebessümü yaşamanın, ''bir ben daha işte'' diyebilmenin sevinci nasıl anlatılabilir ki? Ama dünyada hiç kimse sadece paraya ihtiyacı olduğu zamanlarda buna yanıt vereceğinizi düşündüğünde riyakârca aranmayı hak etmez. Ben de etmem, siz de o da.

Bütün bunlar bilmediğiniz şeyler değil. Karar noktasında da yalnız siz varsınız. Ya oyunu kuralına göre oynayacaksınız ya da oyun oynamayı reddedenlerin dünyasına kendi dünyanızı ekleyeceksiniz. Yalan da olsa dostlarınız var, hayal kırıklığı yaşasanız da acısıyla tatlısıyla hayat herşeyiyle devam ediyor.

Siz siz olun yaşamın güzelliğini varlığınızın kıymetini bilin. Kırmayı üzmeyi göze alamadıklarınız sizin kadar düşünmüyorsa daha da dikkatli olun…

Ne yaparsanız yapın hayattan keyif almaya bakın olmaz mı?

Erdoğan Özgenç

 
Toplam blog
: 846
: 425
Kayıt tarihi
: 26.06.12
 
 

Emekli banka müdürüyüm ama kart vizitimde "insan" yazıyor. Adana'da ikamet ediyorum. Herk..