- Kategori
- Siyaset
Haydi kucakla bakalım!

Biraz da bize Gül!
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, tartışmalı bir şekilde cumhurbaşkanı seçilmesinin hemen ertesinde, kamuoyuna "herkesin cumhurbaşkanı" olacağı konusunda taahhütte bulunmuştu. Burada özellikle "taahhüt" kelimesini kullandım çünkü devletin en üst makamında oturan bir insanın toplum önünde söylediği her söz onu bağlar. Gereğini yapmazsa da o makamın ve kendisinin saygınlığını düşürmüş olur.
Sayın Gül'ün önüne bugün gönderilen, anayasanın 10. ve 42. maddelerinde yapılan düzenlemeleri içeren dosya, cumhurbaşkanının "bütün toplumu kucaklama" konusunda verdiği sözün arkasında olduğunu göstermesini sağlayacak bir fırsat olabilir.
Başbakan dünkü konuşmasında her ne kadar yaşananların medyadan kaynaklanan suni bir kutuplaşma olduğunu söylese de konuşmasında kullandığı üslubun sertliği bile tek başına bir "kaos" ortamına yaklaşmakta olduğumuzu ispatlar niteliktedir.
Toplumun laiklik konusundaki hassasiyeti yüksek kesimleri ile türban destekçisi muhafazakarlar ufacık bir kıvılcımda patlamaya hazır barut gibiler. Ülkemizde o kıvılcımı ortaya atmaya hevesli provaketörlerin çokluğu dikkate alınınca ne denli tehlikeli bir yoldan geçtiğimiz kolaylıkla anlaşılır.
Eğer, Çankaya'da gerçek bir devlet başkanı oturuyorsa "türban serbestisi" konusunda insiyatifi ele almalı ve geniş toplum kesimleri arasında sükuneti sağlamalıdır.
Gerçek liderlerin atacakları çok küçük ama doğru bir adım, çoğu zaman, sorunları bir anda çözüme kavuşturmaya yetebilmektedir. Bu noktada, "Gül nasıl bir adım atarsa bu iş kısa yoldan çözülür? " diye düşünüyorum. Hem laikleri, hem de türbanlı genç kızlarımızı mutlu edebilecek tavır ne olabilir?
Gül'ün önünde üç seçenek var: Bunlardan birincisi yasa değişikliklerini aynen onaylamak. Bence cumhurbaşkanının vereceği en yanlış karar bu olur çünkü bu durumda CHP yasa değişikliklerini anayasa mahkemesine götürecektir. Mahkemeden çıkacak karar olumlu da, olumsuz da olsa "türban" sorunu çözülmüş olmayacaktır. Birçok hukukçu, daha da önemlisi rektör, bu kanun değişikliklerinin üniversitelerde türbana serbestlik sağlamaya yetmeyeceğini düşünüyor. AKP bu görüşlere katılmasa bile böyle bir olasılık var. Gül'ün bu yönde alması muhtemel bir karar tartışmaları uzatmak ve toplumu daha da germekten başka bir işe yaramayacaktır!
Cumhurbaşkanının önünde duran ikinci seçenek: Yasa değişikliklerini referanduma götürmektir. Bana göre atılacak böyle bir adım da çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Sandık başına gidecek ve türbana hayır diyecek insanların, evet, diyecekleri "yobazlıkla" , diğer kesimin de, hayır, diyecekleri "dinsizlikle" suçlama ihtimali çok ürkütücü! Gül'ün alacağı bir referandum kararı çok yanlış olacaktır.
En doğru karar:
Bana göre Sayın cumhurbaşkanının alması gereken karar "orta yolu bulmak" şeklinde olmalıdır. Gül, eğer değişiklik içeren yasaları tekrar görüşülmek üzere meclise iade eder ve iade gerekçesinde meclisi gerçek bir uzlaşıya davet ederse bu işi çözmek kolaylaşır. Yapacağı bir basın toplantısı ile bütün kamuoyunu "türban sorununun çözümü" konusunda katkıya davet edebilir. Bu noktada sorunun çözümüne CHP'nin de katılımı gerekmektedir. Laik kesimlerin türban konusundaki asıl endişelerinin "türbanın daha sonra ilköğretimlere ve diğer kamu kuruluşlarına girmesi ihtimali" olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Bu noktada Gül, iade gerekçeleri arasına türbanın üniversiteler dışındaki kurumlara girmesini "kesinlikle" engelleyecek maddelerin konulması gerektiğini ilave ederse orta yolun bulunması kolaylaşır.
Gül'ün böylesine bir girişiminin, CHP, türban serbestisine karşı çıkan liberaller ve üniversite yönetimleri tarafından olumlu karşılanacağını düşünüyorum.
Herkesin katılımıyla yapılacak, türbanı üniversitelere sokacak ancak diğer kamu kuruluşlarına girmesini "herkesi tatmin edecek bir şekilde" engelleyen yeni bir düzenleme bu işi çözecektir.
Cumhurbaşkanının geçen günlerde bir yargı mensubuyla yaptığı görüşmede "laiklik konusunda hassasiyetleri olan kesimleri de dikkate alacağım" şeklinde konuşması bu konuda beni umutlandırıyor.
Sayın Gül türban konusunun çözümüne katkıda mı bulunacak yoksa duygusal davranıp yasayı onaylayarak konuyu iyice çözümsüzlüğe mi sürükleyecek? Bekleyip göreceğiz!