- Kategori
- Deneme
Her şeye rağmen

Aileme en kızdığım nokta, bize “doğruluk, dürüstlük, hoşgörü…”gibi değerleri yaşatmaktan ziyade kazandırmaları olmuştur. Oldum olası doğru olmaya çalışan biri oldum. Kendi isteklerimden vazgeçmek uğruna bile olsa, karşıdaki insanlar hep dürüst mü, doğru mu diye düşünmedim. Düşünmediğim için de çok kırıldım. Bazen bu dünyaya ait olmayan bir karakter gibi hissediyorum kendimi. 60lı, 70li yılların filmlerinden fırlamış siyah beyaz eskimiş bir karakter, bu dünya insanı değilmişim gibi geliyor… Karşımda gerçekleri, doğruları eğip büken insanlara dayanamıyorum. Haksızlıklara katlanamıyorum.
Hala tükenmediğimizi duyumsamak da ümit veriyor bana. ”Doğrucu Davut”denebilecek türden birilerinin yani…
Bazen diyorum ki “Sana ne, her şeyi sen mi düzelteceksin boşver bu seferde yapma!”
Her şey bir yana sorumluluk almak ya da yorulmak değil, insanların “Nasılsa yapan biri var, boş ver ben keyfime bakayım!” demesi, demese bile böyle davranması…
Bir ağaç bile gün gelir, kurda kuşa yuva olur hatta, bir “kalas”bile gün gelir odun olur insanları ısıtır. Bu toplumda kalas bile olamayan insanlarla olmak içimi acıtıyor. Kurtçuk zihniyetli insanlar başlarını yastığa koyduklarında nasıl uyuyabiliyorlar merak ediyorum.
Önemli olan vicdanın rahat olup olmaması…
Hala dünyada güzelliklerden ödün vermeyen insanlar olduğuna inanıyorum. Bunu yaşamaya çalışanlar hala var Mevlana ‘nın öğretisini benimseyenler, en azından çaba harcayanlar…
Sevgide güneş gibi ol,
Dostluk ve kardeşlikte
akarsu gibi ol,
Hataları örtmede gece gibi ol,
Tevazuda toprak gibi ol,
Öfkede ölü gibi ol,
Her ne olursan ol,
Ya olduğun gibi görün,
Ya göründügün gibi ol
Ne mutlu size!
İçiniz rahat olsun!