- Kategori
- Gündelik Yaşam
Her yerde kar var

Objektifimden 3 Ocak 2008 günü Ankara'ya yağan kar görüntüsü...
Yaz bitmiştir…
Sonbahar, olanca güzelliği ile kendini göstermeye başladığında, artık “Kış” günlerinin de habercisidir. Havalar bir soğuk, bir sıcak, bir yağışlı, bir güneşli. Keyif ile kalktığınız bir sabah, güneşin gökyüzünde ve siz pencere arkasında iken ısıttığına kanıp “Yazdan kalma bir gün” diye düşünerek sokağa çıkmışsınız. Sonra da üşütüp salya sümük, ses kısık, öksürük tıksırık bir haldesiniz.
Her ne kadar “Acı patlıcanı kırağı çalmaz” diye düşünseniz de soluğu bir doktorda ya da komşu eczanede alırsınız.
Hoş bu hastalık ilaç alınca 7 günde geçiyor, almayınca da bir haftada ama olsun, yine de gördüğünüz sonbahar yazının azizliğine ve ihanetine uğramanın çaresine bakıyorsunuz.
Böyle günlerdeki hastalanmamızda, yazın en sıcak günlerinde bile hırkasını sırtından çıkartmayan rahmetli Anneannem kızar “Cebrail danası gibi gezerseniz, işte böyle olur” diyerek kendine özgü ilacını hazırlamaya mutfağa giderdi. Anneannelerin “Kendine özgü” ilacını bildiniz tabi…
Nane ve limon ile kaynatılmış, hadi adına da “Nane-limon çayı” diyelim…
Anneanne, bir taraftan nane limon çayını hazırlarken, bir taraftan da nasıl giyilmesi gerektiğinin öğütlerini verir ve “Şu kar yağsa da mikroplar da kırılsa” diye de söylenirdi.
“Eskiden ne güzeldi” diye lafa başlamanın bir çare olmadığı ortada. Artık, Aralık ayının geldiğinin bile farkında olmuyoruz. Kar yağmıyor, soba üstünde kestane pişirilmiyor ki...
Eski yıldan yeni yıla girilirken en keyif verici şeylerden biri de sokakta yağan kar, evlerde soba üstü kestane, demlenmiş tavşankanı çay, mandalina, portakal ve dut veya kayısı pestilinden oluşan, yanına da karışlık kuruyemiş sofraları değil mi idi? Hani arada da “Tombalaaaa…” diye nara atılan ev oturmaları!...
Hiç biri kalmadı, kar da kalmadı. Haberlerden ülkemizi “Kar”ın ne zaman şereflendireceği haberlerini bekler olduk.
Ama müjde…
Ankara, dün akşamdan bu yana “Kar” yüzü görmeye başladı. Öyle lapa lapa ahım şahım bir kar olmasa da, rahmetli anneannemin “Şu kar yağsa da mikroplar da kırılsa” dediği kadar yağmaya başladı.
Bir taraftan bu yazımı yazarken, bir taraftan yağan karın güzelliğini seyrediyorum. Öyle “Gözlerim kapalı” filan değil, fal taşı gibi açık, iyice göreyim diye. Ne de olsa artık “Nadiren” geliyor ya, onun için. İçime sindireyim diye. Ve hemen fotoğraf makinemi alıp balkona çıkıyor ve bu güzel anı tespit ediyorum.
Fotoğraflama işinden sonra tekrar masama oturduğumda bu kez aklıma bir şarkı geliyor.
Sözleri Fecri Ebcioğlu’na, müziği Salvatore Adamo’ya ait bu şarkı, yağan karın altında, gece vakti söylenirken bir başka güzel…
<ı>Heryerde kar varı>
<ı>Kalbim senin bu geceı>
<ı>Heryerde kar varı>
<ı>Kalbim senin bu geceı>
<ı>ı>
<ı>Belki gelirsin senı>
<ı>Bakarken penceredenı>
<ı>Gözler yalnız özlerı>
<ı>Karda senden izlerı>
<ı>ı>
<ı>Yürümek karda zordurı>
<ı>Gelirsen bak aşk budurı>
<ı>Dönsen köşeden şöyleı>
<ı>Şarkı söylerim böyleı>
<ı>ı>
<ı>Yağma kar dur artıkı>
<ı>Bak dondu kalbimı>
<ı>Yağma sesimi duyı>
<ı>Belki gelir sevgilimı>
<ı>ı>
<ı>Gözyaşım dur düşmeı>
<ı>Gelmeyecek düşünmeı>
<ı>Kes ağlamayı artıkı>
<ı>Bak oldu bana yazıkı>
<ı>ı>
<ı>Karda zordur yürümekı>
<ı>Anladım gelmeyecekı>
<ı>Dünya oldu bana darı>
<ı>Neden yağdın söyle kar
ı>
***
Ne güzel bir şarkı değil mi? Ajda Pekkan ilk kez bu şarkı ile 45 lik bir plak yapmış ve ortalığı sallamıştı.
Evet, “Her yerde kar var/ Kalbim senin bu gece” ile kış günlerinizin güzel geçmesini, kalbinizin açık ve verici olmasını diliyorum.
03 OCAK 2008