- Kategori
- İnançlar
Hikmetler dünyası

Gecikme için üzgünüm. İki blogu beraber yönetmenin yükünü sırtlayamadım çok istememe rağmen. Umarım geçen zamanı telafi edebilirim ve daha istikrarlı yazabilirim.
Soru şuydu: "Çekilen her sıkıntının bir hikmeti vardır" hakikatini nasıl kanıtlayabilirim?
Mantıksal çıkarımlar yapmak için tutarlılık yasası kullanılır. Bir varlık, örneğin bir insan 99 tane başarılı iş çıkarmışsa ve yine aynı bilgileri ve hakimiyet alanını gerektiren başarılı bir iş çıkarması bekleniyorsa, muhtemelen bunda da başarılı olacak deriz.
Aynı kuralı Yaratıcımız için de kullanalım. 5 duyumuzu ve aklımızı kullanarak O'nun yarattığına şüphe olmayan şu evrenin içindekileri inceleyelim. Bir tek atom, bir tek molekül ve bir tek hücreye baktığınızda bile kolaylıkla O'nun çok büyük bir yapma kabiliyetine kadir olduğunu görebiliyoruz. Mükemmel sistemler yaratmış ve hatta sistem içre sistemler. Derinleştikçe akıl sır erdiremiyoruz. Bu nasıl bir güç, nasıl bir ilim, nasıl bir kudret.
İnsandan daha küçük dünyalara inseniz aynı, daha yüksek dünyalara çıksanız aynı, insana baksanız aynı. Bilinçsiz varlıkların hepsine boyun eğdirmiş. Sözde bizim fizik yasası dediğimiz şeyler örneğin. Hadi siz bir yasa yazın da, oyuncak ayınıza uygulatın. Uygulayabilir mi?
Dolayısıyla her şeyi fizikle bilimle açıklamaya çalışan insan dikkatli ol. O yasaları aklı fikri olmayan aklımızın ermediği sayıda atom ve atom altı parçacığa uygulatan bir güç olmalı. Hem de bir an değil, uzun yıllar boyunca.
Bakıyorsunuz, sistemdeki her şey belli bir hikmet üzerine yaratılmış. Hiçbir şey boşuna değil. Ekosisteme bakın, insan vücuduna bakın, neye bakarsanız bakın her şeyin bir hikmetini olduğunu göreceksiniz. Hastalıklarda belli bir sistemle çalışır. Aksi takdirde çözülemezdi. Tutarlılık yasasını çalıştırın. Demek ki hastalıkların da bir hikmeti vardır.
İnsan sırf kendi rahatını kriter alıp, hastalıkları, sıkıntıları, savaşları, acıları HATA OLARAK GÖRME GAFLETİNE nasıl fütursuzca düşebilir?
Neden senin kriterin bu dünyadaki rahatın olsun? Sana karşılıksız olarak sunulmuş rahatını nasıl kendine kriter seçtin de, hakikati bir kenara koydun?
Bu dünya apaçık bir şekilde, daha fazla zevk almak için tasarlanmamış. Öyle olsaydı eğer, yemek yerdin kilo almazdın, çalışmazdın refahın eksilmezdi, herkes 4/4lük insanı bulurdu, çocukların her dediğini yapardı. Ama burada her şey sınırlı. Amaç eğer bu dünyada refah olsaydı , hiç şüphen olmasın Yaradan sana istediğinden daha da fazlasını sunardı.
Şunu görelim, sınırlı ve "sinirli" bir dünyayı yaratmak da bir sistemdir ve bence en az mükemmel dünya kadar karmaşıktır, Yüksek bir ilim ve hakimiyet gerektirir.
Tek yapman gereken şey, sınırları aşmamak. Teyakkuz halinde ve birlik düşüncesini hissederek ve uygulayarak yaşaman. Yardımlaşman, paylaşman, sırf kendi açından değil, etkilenecek herkes açısından düşünmen. Haddini bilip, edebini takınman.
Benim bunları yazmam bile aslında abesle iştigal. Zamanında insanlar çok güzel yazmışlar ve hala yazıyorlar.
Güvenen uyguluyor, uygulayan da uygulamakla verdiği kararın ne derece doğru olduğunu görüyor. Dünya hayatı, boş yere sarf etmeye gelmez, çok değerli güzel kardeşim, saygıdeğer varlık.
Ben nacizane okudum ve düşündüm. O kadar çok kaynak var ki, senin de üstünde düşünüp doğruyu bulacağın. İslamiyetin yarısı inanmaksa, yarısı da inanmamak. La ilahe illAllah derken. İlah yoktur diyoruz. Yani bir inancı reddediyoruz. Hatta önce inanmamak geliyor. illAllah derkense inanç geliyor.
Akletmeyen insan, kendini yakar. Dedik ya her şeyin bir hikmeti vardır diye. Zekanın verilme hikmeti de budur işte. Gerçeğini fark etmek ve güzel işlerle inancını kanıtlamak, dereceni artırmak.
Paylaşmak istediğim o kadar çok şey var ki. İslamiyet o kadar derin ve güzel bir yol ki. Hayata bakış açınız 180 derece değişiyor. İnsana fani şeyler tat vermiyor arkadaşlar. Hakikatinizi es geçmeyin.
Sorun, dilimiz döndüğünce söyleyelim. Sorun, cevabını bir süre sonra başka bir yerden karşınızda bulun. Hayır için istenen hiçbir şeyi Yaradan geri çevirmiyor. Yeter ki samimi bir şekilde isteyin.