Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Temmuz '09

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Hizmet mi? Hizmet kalitesi mi? O da ne ki?

Hizmet mi? Hizmet kalitesi mi? O da ne ki?
 

Yerim Senin Hizmet Kaliteni...


Sevgili dostlarım;
Bugünü özel bayram ilan ediyorum. Çünkü.....

Bundan tam 24 ay önce büyük bir hevesle Digitürk yayınlarını izleyebilmek için talepte bulundum. Talep neticesinde bir delikanlı (bu kelime fiziksel yaş ile ilgili olup, davranış kapsamında kullanılmamıştır) sistemi evime getirmiş. Decoderi hazır kablo sistemime taktıktan sonra (sistem benden önceki kiracı tarafından kurulu idi), upuzun sayfaları eşime imzalattırıp ayrılmış. Kurulum ücretini de sıfırdan yapmışçasına tam aldılar. Kendilerini aradığım ilk akşam elimdeki broşürde 'ilk ay yayınların/paketlerin tamamı açık' ifadesine rağmen ulusal kanallardan başka bir şey izleyemediğimi ifade ettiğimde ilgilenilmedi. O günden takriben bir kaç gün sonra 666 no.lu kanalda yayın izleme ve film satın alma/salona giriş için gösterilen videodaki gibi bir kumanda cihazımın olmadığını söylediğimde de ''o cihazı istiyorsanız 10 YTL daha ödeme yapmalısınız!'' ifadesi ile karşılaştım. itirazlarım hiç sonuç vermedi. Verdikleri decoder 5-6 ay sonra çalışmamaya başladı. Yine telefon ile görüştüğümde cihazın garantisi var, ama siz bakım (cihazın arızasının ne olduğunu anlama) için dahi olsa 20 YTL ödeme yapmalısınız ve cihazı B.Çekmece'deki xxx firmasına teslim etmelisiniz!'' ifadesi kullanıldı. Sistemden cihazın bedelini ödeyerek çıkmak istediğimi, müşteri memnuniyetsizliği yaşadığımı'' ifade ettiğimde ise '' taahhüdünüz gereğince, çıkış yaparsanız, cihazı alırız, taahhüdünüz olan 238 YTL'yi de defaten ödersiniz, çıkışınızı gerçekleştirirsiniz!'' dediler. Kullanmadığım cihaz için (cihazı söktüm ve kutusuna kaldırdım) her ay benden 9, 90 YTL para istediler; ben de bazen öfkelenerek, ama her zaman lanet ederek ödeme yaptım. Doğum günümde, cihazın çalışmadığını ifade etmeme ve tespit edebilme yeteneklerine rağmen dalga geçercesine ''Bugün doğum gününüz bütün yayınlar size serbest'' sms mesajlarını okuttular, gülerek... Öte taraftan cihazı kullanmadığımı ve sistemden çıkmak istediğimi de hep ifade ettim. Son raundda da 3 ay ödemelerimi yapamadım, izlemediğim yayınlarımı kesmişler. Daha sonra ödeme yaptım ve kendilerine son senedimi ödeyerek sistemden çıkmak istediğimi ifade ettiğimde okeyleyip, ''03.07.2009 tarihinde ödeme yapabileceğimi'' söylediler. Ödeme için gittiğimde de bocum olmadığı için ödeme talebimi ödeme merkezleri kabul etmedi. Ödeme yapabilmek için yardım istediğimde de ''Ödeme 2-3 aydır yapmadığınız için yayınlarınız kesilmiş, yeni borcunuzu ödeyebilmeniz için de size yayınlarımızı açtığımız için 41 TL (2 TL yasal gecikme faizi de varmış) ödeyeceksiniz'' denildi. Şimdi bu borcumu da ödeyerek boynuma takılan bu esaret halkasından kurtulacağım.
Gelelim sadede...
Bütün bu size arzettiğim süreç içinde hep sözde 'Hizmet kalitesi' için görüşmelerimiz kaydedildi. Ben bu kayıtları kendilerine hakaret etmemizi önlemek için yaptıklarına ve başka hiç bir şeye yaramadığına inanıyorum.
Digitürk ile bir sözleşme imzaladığınızda satılan üründen/hizmetten memnun değilseniz dönemiyorsanız, size satılan ürünün kendi yayınlarında gösterdikleri ürünle ilişkisi olmadığını söylediğinizde ilave bedel talep ediliyorsa, izlemediğiniz yayınlar için sırf imza var diye para talep ediliyorsa, cihazınızın arızalı olduğunu ifade ettiğinizde garanti kapsamındaymış falan dinlemeyip, sizden ilave para isteniyorsa, izlemediğiniz yayınlar için istenilen parayı ödeyemediğinizde yasal gecikme faizine ilaveten hala izlemeseniz dahi sizden yeni kurulum (neyi kurdukları da şüpheli, tahminen yeni haksız yere para isteme mekanizmasını kuruyorlar) parasını istiyorlarsa, siz her seferinde feryat etseniz de, hatta bu ''haksızlık, benim feryadımı birisi duysun lütfen, yöneticilerinizden kimse yok mu beni duyacak'', ''para veriyorum ama yayınlarınızı izlemiyorum ve verdiğim her kuruşu, hakkımı haram ediyorum'' diye feryat etseniz dahi bir finans bölümü çalışanı arayıp, '' biz taahhüdünüzde yazılı olanları istiyoruz, imzalamasaydınız; kendi taahhütlerimiz için ise yasal yolları takip edebilirsiniz'' diyorsa...
Siz yasalar önünde haklısınız DİGİTÜRK, eşeklik bende ki o taahhütnameyi imzaladım, ekranda reklamlarınıza çıkan o Dadaş Acun ILICALI'ya inandım. Siz kesinlikle haklısınız, Digitürk efendi.... Ama sizi yüreğimde, vicdanımda, inançlarımda, vizyonumda ''SUÇLU'' ilan ediyorum. Yasal hakkımı savunamam, savunmak için param bile olmayabilir, ama yaşadıklarımı, üzüntümü, öfkemi her yerde anlatmama, benzer şeyleri yaşamamaları için taahhütnamelere, hele Digitürk ile yapılacak taahhütnamelere, dikkat etmeleri hususunu dostlarıma/arkadaşlarıma anlatmama engel olamazsınız...
Benzer durumlar için sevgili dostlarım lütfen dikkat ediniz! Digitürk kampanyalarından tamamını ödemeden çıkamazsınız, beğenmediğiniz bir şeyler olursa umursanmazsınız, size verilen cihazlar gösterdiklerinden farklı derseniz, ilave para ödeme durumundasınız, sakın ödemelerinizi geciktirmeyiniz, yasal faiz yetmiyormuşçasına sistem kurulumu (!!!) ödersiniz, hizmet kalitesi altında görüşmeleriniz kaydedilmez, o kayıtlar sizi susturmak içindir. Bütün bunlara rağmen yaşadığınız sıkıntıları paylaşmaya ve yardım istemeye/aramaya falan da çalışmayınız; çünkü Digitürk etiktir ve çünkü siz okuma-yazma biliyorsunuz, o sayfaları dikkatle okumadınız ve yasal taahhütnameyi imzalamışsınızdır.... Zaten bu para sizi fakir falan da yapmaz... Zaten Digitürk için sizin feryatlarınız, vicdanınızın yargılaması da hiç önemli değildir. Onlar ISO 9001 (Hizmette Kalite) gibi bilmem kaç belgesini de alırlar, sizin konuşmalarınızı belgeyi verenlere dinletmedikleri (şey duymadıkları) için...
Ben kurtuldum, üzüntümden, öfkemden.. Siz de taahhütnamelerinizde dikkat ediniz, Digitürk dahi olsa (!), taahhütnamede yazanlardan başka bir şey yapılamıyor zaten... Digitürk paranız karşılığında yayınını izlettirir, ama sizin insan oluşunuz, sorun ve sıkıntılarınızı önemsemez. Digitürk bir şirkettir ve para kazanmaya çalışır doğru...O üyesinin üzüntüsünü, öfkesini, feryadını önemsemez. Size böylesi upuzun yazılar yazdırır, ama sıkılmadan ''Niye devam etmiyorsunuz, ediniz!'' diye her gün bir elemanına arattırır. Burada cidden başka bir sorun da; yaşanılan bunca sıkıntıdan/görüşmelerden ve süreçten gerçekten asıl yetki sahibi yöneticilerin haberinin olmamasıdır ki, işte bu o şirket için çok daha vahimdir.
Ben bir imza uğruna sinir krizleri geçirdim, siz O'na verdiğiniz taahhütlere ve imzalarınıza dikkat ediniz, sağlığınızı kaybetmek istemiyorsanız........!
Saygılarımla...
 
Toplam blog
: 13
: 658
Kayıt tarihi
: 26.10.07
 
 

Erzurum, 1964 doğumluyum. Emekli subay, Mak. Müh. ve Uzm. Psk. danışmanım. Bir özel eğitim ve rehabi..