- Kategori
- Bebek - Çocuk
Hoşçakal bebek

Biliyorum hiç bahsetmedim. Hep korktum bahsetmekten. ‘’Doğmamış Çocuğa Mektup’’ taki gibi olmasından korktum. Ve… korktuğum başıma geldi.
Tam alışmaya başlamıştım sana. 3, 5 aylık olmuştun. İçimde olduğunu biliyor, geleceğine yönelik planlar yapıyordum. Anne olmaya hazırdım artık.
Son muayenede doktorum bana; başını, kollarını, bacaklarını, ellerini gösteriyordu. Kulağını bile görmüştüm. Meğer kaybetmişim seni.
O küçük yüreğin dayanamamış. Çok güzel bir bebekmişsin... Hatta oğlum.
Hoşçakal oğlum. Adını ‘’Toprak’’ koyacaktım. Daha doğmadan karıştın toprağa. Bugün aldılar seni benden tam iki ay önce.
Sen gittin ve bir parçam eksildi hayattan. Üstelik göstermediler seni bana. Çok istedim ama göstermediler, dayanamamam diye.
Hoşçakal oğlum. Beceremedim seni yaşatmasını. Ya da gelmek istemedin bu karanlık dünyaya.
Anne olmadan anlayamazsın annenin değerini derler ya, doğruymuş, tam olarak anne olamasam da.
Seni özlüyorum bebeğim. Her çocuk konusu açıldığında nereye bakacağımı bilemiyorum. Gözlerimin dolmasına engel olmaya çalışmaktan da yoruldum artık. Hamile birini görmekten, yeni doğmuş bebek görmekten nefret eder oldum.
Nur içinde yat bebeğim.
Hoşçakal yüzünü göremediğim oğlum. Toprak’ım.