​ İçim yanıyor cayır cayır / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ağustos '07

 
Kategori
Haber
 

İçim yanıyor cayır cayır

İçim yanıyor cayır cayır
 

Şimdi Alsancak’tan yeni geliyorum ve ayağımın tozu ile bilgisayarın başına oturup Bloğuma yazacağım sayfaya giriş yapıyorum. Acele bir şey yazmalıyım. Neyi mi?

Nurhan Damcığlu’nun tangosu ile başlayım yazıma.

“Yangını var, yangını var yanıyorum,
Yetişin dostlar tutuşuyorum”

Belki Nurhan Damcıoğlu kalbinde ki yangından bahsediyor olabilir ama bugün Manisa dağlarından gelen yangın İzmir’imizin üzerine öyle bir çöktü ki sanki İzmir’imizi tehdit ediyordu. 13 Mayıs Pazar günü Cumhuriyet Mitingini yaptığımız yer olan Gündoğdun’a çıktığımda bir şeylerin olduğunun farkına vardım. Henüz yukarıya bakmamıştım ve ortalık hani güneşli havada güneş gözlüğünü takarsınız ya ortalığı biraz koyu görürsünüz tıpkı onun gibi ortam biraz sararmış vaziyette idi. Hemen gökyüzüne baktığımda da acayip sarı renginde bir bulut kaplamıştı. Tabi buluta benziyorsa ve sanki toplu bir yerden gelip gittikçe yayılıyordu. Bu durum karşısında yakınlarda bir yerde yangın olduğunu artık çözmüştüm. Alsancak’ta olmamdan ötürü Alsancak’a yakın bir yerde olabileceği aklıma geldi ve yangını yakından görme hevesi ile yangının olduğu yere yürümeye başladım ama nafile. Yürüyüp yangın yerine ulaşamayacağıma anladım. Geriye döndüm. Orada bir polis memuru vardı. Sorduğumda da "Belkahve yanıyor" dedi. Artık yangının geldiği yeri görebilecektim ve limana yürümeye başladım. Limana vardığımda da yabancı olduğu her halinden belli olan ihtişamlı bir gemi ve geminin arkasında da Bornova’nın epey gerişinde Manisa dağlarının arkasından İzmir’e doğru gelen duman yükseliyordu gökyüzüne.

Bornova çıkışında İzmir -İstanbul karayolunun üzerinde ki Sabuncubeyi mevki yakınlarda ki ormanlar yanıyordu. Elimde ki fotoğraf makinesi ile işe koyuldum ve birkaç poz aldım.

Yakınlarda da uçak sesleri geliyordu. Herkes Karşıyaka tarafına bakıyordu. Evet, yangın söndüren uçaklar denizden su alıp yangın yerine dönüyordu.

O an düşündürücü bir olayla karşı karşıydım. Orman yangınları.

Ormanlarımız yana yana artık orman alanı kalmadı diyebilirim. Her taraf çölleşti. Topraklar çıplak kaldı. Ormanla toprağın üstünü örtüyordunuz. Şimdi ormanlar yandıkça topraklarımızı örtecek ağaçlardan mahrum kalıyorsunuz açıkçası.

Orman denilinde akla gelebilecek olanları bir düşünelim.

Yağmur demektir.

Erozyon demektir.

Oksijen demektir.

Dahası kuraklığı önler.

Yani bir yerde de küresel ısınma olayının önüne geçer.

Mademki bizler orman yangınların önüne geçecek bir önlem alamıyorsak hatta yangın çıkartmak için bir uğraş veriyorsak bizler suç işledik demektir. Daha başka bu eylemleri yapanları biliyorsak ve bunları yetkili kişilere haber vermiyorsak eğer suçumuz daha da artar.

Bundan başka da bizler küresel ısınmayı önlemek yerine daha da azdırıyoruz. Kuraklığın önünü açıyoruz. Bu da insanlığa yapılan bir darbedir ve insanlık namına daha da büyük suçtur.

Yani kısaca demek oluyor ki bir ağaç kesmekte bir adam öldürmek kadar suçtur. Ben böyle biliyorum. 1 hektar 100 metre kare içinde ne kadar ağaç varsa binlerce hektar alanın üzerinde ki kim bilir o kadar da ağaç yandı kül oldu gitti.

 
Toplam blog
: 540
: 3176
Kayıt tarihi
: 02.01.07
 
 

Hiç bir motorlu araca binmeyi sevemedim. Daha doğrusu sevdiremediler. Onun yerine iki tekerlekli ..