- Kategori
- Ben Bildiriyorum
İdiotların Yaşamı Ekranlara Taşınacak

Milliyet Yazarlarından Ali Eyüboğlu’nun bir iki gün önce yazmış olduğu bir yazısı dikkatimi çekti. İdiotların yaşamlarını konu alan bir televizyon programının yayınlanmasından bahsediyor yazarımız köşesinde ve soruyor okurlarına böyle bir program Türkiye’de olmalı mı?
Konuyu anlamak adına Yazarımızın yazısından biraz alıntı yaparak sizlerle paylaşmak istiyorum.
İsveç’te yayımlanan ve bu ülkede büyük ilgi görünce 10 ülkeye satılan bir program “In a Different Part Of Koping”...
Program aslında dört “idiot”un yarı belgesel hayatı...
Ağır zekâ geriliğine sahip ama eğitilince kendi ihtiyaçlarının çoğunu karşılayabilen insanlar, kameralarla donatılmış bir evde toplanıyor.
İki kadın ve iki erkekten oluşan grup, nereye giderse gitsin, kameralarla izleniyor.
Programın açıklanan amacı şu:
Bu insanları hapsedildikleri evlerden çıkarmaları için aileleri yüreklendirmek.
Program boyunca onlara belli görevler veriliyor ve bunları yerine getirmeleri isteniyor.
Zekâ düzeyi 20-30 civarında olan bu insanlar arasındaki ilişkiler, hayattan beklentileri, karşılaştıkları zorluklar tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor.
Onlar da âşık oluyor, ama aşkı başka türlü yaşıyorlar...
Onlar da her insan gibi futbol oynamak, şarkı söylemek istiyor.
Ama eğitilmeden hayallerini süsleyen, normal bir insana sıradan ama onlara imkânsız gibi gelen o küçük şeylerden hiçbirini hayatları boyunca yapma şansları yok.
Bir kanalda ekrana gelecek böylesine bir program bu sorunu bir kalemde yok edebilir mi?
Elbette ki hayır...
Böylesine programlar belki o yoldaki ilk kıvılcımları çakabilir.
Ama işin şöyle bir yönü de var.
“Reyting için ne yapacaklarını şaşırdılar” diye televizyonları topa tutanlar da olabilir...
Programın Türkiye haklarını Medyapım aldı.
Medyapım’ın ortağı Fatih Aksoy’la birlikte “In a Different Part of Koping”in bir bölümünü o da parçalar halinde izleyebildim.
Çünkü tamamını seyretmeye yüreğim yetmedi.
Görüntüler insanın içini acıtıyor, ama gerçeğin de ta kendisi...
Dünyanın her ülkesinde olduğu gibi bizde de bu insanlardan var, ama aileleri onları sokağa çıkarmıyor. Çıkarılanların da yeterince eğitilmedikleri için toplum hayatına ayak uydurabildiklerini söylemek zor.
Sizce Türk televizyonlarında böyle bir program yapılmalı mı?
Böyle bir programın yapılması o insanlar ve aileleri için yararlı mı olur, yoksa yaralayıcı ve zararlı mı olur?
Görüşlerinizi bekliyorum.
Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=525926&ver=47
Diyor yazarımız.
Bu konuyu neden paylaştığıma gelince blog yazılarımın birinde bedensel kusurların reklâm malzemesi olmasını konu etmiştim aldığım duyarlı yorumların dışında hala konunun ciddiyetinden bi haber insanlarımızı da gördüm. Bu yüzden böylesi bir konunun Türkiye’de yapılması gerçeği beni biraz kuşkuya düşürdü. Sayın yazarımızın kaygılarından daha farklı kaygılar içerisindeyim ben. Evet, buna ihtiyacımız var anlaşılmak adına, engellilerin günlük hayatlarında neler yaşayabildiklerini görmek adına bu tür programlara gerçekten ihtiyacımız var. Buna inanıyorum. Ancak diğer yandan toplumumuzun buna hazır olduğuna kavraya bileceklerine inanmıyorum. Bir kesim bu görüntüleri izlerken ağlayacak ah vah yapacak asıl gerçeği kavramayacak, diğer kesimse yazarımızın da söylediği gibi reytingsel tartışmalara girecek ya da bana ne diyecek aynı Cem Yılmaz reklâmın da gösterdikleri tepkiler gibi. Bir endişemde yapımcı Firma. Bu konuda ne kadar bilgi sahibi olduklarını açıkçası bilemiyorum. İsveç toplumu özürlülere yönelik haklarla bizden çok ileri de biz henüz o kadar ilerlemedik. İlerlemeyi bırakın onlarla dalga geçen reklâmlara imza atıyoruz.
Ayrıca aileler idiot olan çocuklarını toplumdan gizlerken bu programa nasıl bir katılım sağlanacak? Hangi uzmanlarla ortak yapılacak? Bir yanım böyle bir programı desteklerken diğer yanım ürküyor. Ve yine idiotlar kimdir bu soruyu kaç kişi biliyor Türkiye’de tam anlamıyla?
Öyle ya deminden beri programa yönelik eleştirileri anlatırken idiotların kimler olduğunu anlatmadım. Ona da kısaca değineyim.
İngiltere’de bugün yürürlükte olmayan akıl yetersizliği kanunundaki tanıma göre, idiotlar “kendilerini olağan fizik tehlikelere karşı koruyamayacak derecede akıl yetersizliği” gösteren kişilerdir. Bu tip kişiler, bugün kanunen şiddetli derecede akıl geriliği gösteren kişiler sınıfına girmektedir. Bütün zekâ faaliyetleri hemen hemen yok gibidir. Buna ilâveten birtakım bedenî gelişme kusurları da vardır. Kurumlarca korunması gerekir. Bazı basit alışkanlıkları bile kazandırmak mümkün değildir. Bazıları birkaç cümleyle konuşma öğrenebilir. Büyük kısmı konuşmaz. Çoğu tuvalet, beslenme alışkanlıkları kazanamaz. Büyük bir kısmında yürüme bile gelişemez. Çoğu erken yaşta ölür.
İşte idiotların durumu. Şimdi soruyorum madem yapımcı firma böyle bir olaya el attı neden farklı engel guruplarının yaşamlarını yansıtmak yerine idiotları seçti? Yazarımız yazısında önceki programlardan parçaları izlediğini ve yüreğinin dayanmadığını söylüyor peki halkın yüreği nasıl dayanacak? Nasıl algılayabilecek?
Ayrıca ülkemizde özürlü kavramı ve ona bakış açısı henüz oturmamışken, özürlülerin toplumun neresinde olduğu belli değilken bu program sonrası yaşanacakların ciddiyeti düşünüldü mü?
Böyle programların yapılmasına karşı değilim ama iyi düşünülmesi ve ülkemiz şartlarının göz alınması gerektiğini düşünüyorum. Engelli bireylerin içlerinde yaşadıkları koşulları çok iyi bilen biri olarak bu programın farklı bir gurupla daha etkili olacağını düşünüyorum. Umarım MED YAPIM üzerine almış olduğu büyük sorumluluğun farkındadır kimse incinmeden doğru bir şeylerin öncülüğünü sunar bizlere.
Bu konuda uzman görüşleri lazım bu konuyu enine boyuna araştırıp belki ileriki yazılarımın birinde uzman görüşlerine yer veririm umarım korkularım MED YAPIM tarafından da yaşanıyor ve çözümleriyle bu işe soyunuluyordur.