Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

15 Haziran '09

 
Kategori
Sosyoloji
 

İki genç kız, iki kültür, bir gerçek...

İki genç kız, iki kültür, bir gerçek...
 

suçu...?


İsveçli Eva eğer Türkiye’de doğmuş ve de adı Fatma olmuş olsaydı şimdi ölmüş olacaktı. Siirt’li N.E. de İsveç’te doğmuş, orada yaşıyor ve adı da Eva olsaydı şimdi yaşıyor olacaktı. “Teyzemin şeyleri olsaydı dayım olurdu” muhabbeti değil yazdığım...

14 Haziran 2009 günlü gazetelerden iki gerçeği paylaşalım önce. Birincisi İsveç Malmö’den sevgili dost, gerçeğin ayrıntılarını yakalama ustası Ali Haydar Nergis’in Cumhuriyet’teki yazısından. İsveç’teki ilk yıllarına ilişkin bir anıyı aktarıyor Nergis. “<ı> İbrahim Çenet’le İsveç’e aynı yıllarda gelmiştik...(Dil okulundaki öğretmenimiz) Bir hafta sonu, Çenet’le beni villasında düzenlenen bir törene davet etti. Ne töreni olduğunu anlayamamıştık. Gittiğimizde, bahçeye masalar kurulmuş, ışıklandırılmış ağaçlar İsveç bayrakları ve balonlarla süslenmişti...

<ı>

<ı>Evin on yedi, on sekiz yaşlarındaki kızı gelin gibi süslenmiş, yüksekçe bir yerde oturuyordu. Önce, bunun kep giymeden sonra düzenlenen bir tören olduğunu sandık. Başlama anonsundan sonra öğretmenimiz söz alarak şu açıklamayı yaptıKızımız dün ilk kez bir erkek arkadaşıyla beraber oldu ve genç kızlıktan kadınlığa adım attı. Şimdi hep birlikte bunu kutluyoruz.Coşkulu alkışlar arasında şampanyalar patlatılırken Çenet’le göz göze geldik. İkimiz de tuhaf olmuştuk. Çenet, kısa bir duraksamadan sonra ‘Kalk, gidiyoruz!’ dedi... Başka bir kültürün genlerini taşıdığımızı o anda fark ettik.

İkinci gerçek de yine aynı günün gazetelerinden. “<ı>Siirt’te yerel radyoda çalışan erkek arkadaşını ziyarete giden N.E. (17) adlı genç kız, burada yakınlarının saldırısına uğradı. Korkarak balkona kaçan kız, 6. kattan atlayarak ağır yaralandı. Kaldırıldığı Siirt Devlet Hastanesi’nden başka bir hastaneye sevk edilen genç kız, ambulansa bindirilirken bu kez yakınları tarafından 5 yerinden bıçaklandı. Buradaki ilk müdahalenin ardından N.E. daha sonra Diyarbakır’a sevk edildi. N.E.’nin sağlık durumu hakkında bilgi veren Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Sait Alan, genç kızın kanaması için ameliyata alındığını belirtti. Alan, “Kol ve bacaklarında kırıklar var. Hayati tehlikesi var” dedi.”

<ı>

N.E.’nin başına gelen istisna/münferit/tekil bir olay değil bildiğiniz gibi. Özellikle doğudaki kızlarımızın, bu namus anlayışından ötürü ağabeyleri, amcaları, babaları tarafından öldürüldükleri haberleri eksik olmuyor üçüncü sayfalardan. Türkiye’nin doğusunda doğan ve bir erkek arkadaşına yolda selam verdi diye ağabeyi tarafından sokakta bıçaklanarak öldürülen kızların haberleriyle dolu gazete sayfaları.

Ben iki gerçek olayı aktardım sadece. İsveç’teki iyi bizdeki kötü, bizdeki iyi İsveç’teki kötü türü bir yargıda bulunmaya da niyetim yok. Ama şunu, Ali Haydar Nergis’in saptamasını hiç bir kuşku duymadan rahatlıkla söylemek mümkün. <ı>“Başka bir kültürün genlerini taşıyoruz...”

O yüzden yazımın başında dedim; eğer N.E. İsveç’li olsaydı yaşıyor, Eva Siirt’li olsaydı ölmüş olacaktı... İsveç’te Eva’nın bir erkek arkadaşıyla ilk cinsel deneyimi ailesi tarafından parti verilerek, şampanyalar patlatılarak kutlanıyor, N.E. Siirt’te erkek arkadaşını ziyarete gitti diye akrabaları tarafından bıçaklanıyor...

Erkek egemen bir kültürüz biz. Erkekliğe ilk adımımızı sünnet olunca atarız. Başımızda şehzade şapkasıyla en öndeki arabada konvoyla sokaklarda gezdiriliriz, düğün dernek kurulur, hediyeler verilir, rakı şarap içilir... Ergenliğe girdiğimizde de abilerimiz amcalarımız elimizden tutar geneleve götürür ve ilk kez milli(!) oluruz, akşamı da meyhaneye gidilir hep birlikte erkekliğimiz kutlanır... Biz erkeğiz. Ama kız kardeşimiz sokakta sınıf arkadaşı bir erkeğe selam verdi mi, namusumuz elden gider ve gözünün yaşına bakmadan sokak ortasında bıçaklarız.

Ve sonra... N.E. ölmez sağ kalırsa, bir siyasetin bayrağı yapılmış türbanla yine siyasal bir tepki olarak üniversiteye alınmadığında, İsveç’te Eva’nın üniversiteye türbanıyla serbestçe girdiğini örnek gösterir, türbanın o toplumda taşıdığı anlamla türbana bu toplumda yüklenen anlam farkını görmezden geliriz.

Böyle bir örneğin yanlışlığını ve hinoğlu hinliğini kanıtlamak ve siyaset soytarılarının yüzüne vurmak için aynı laf ebeliğine başvurup, İsveç’te kızların ilk cinsel deneyimlerinin şampanyayla kutlandığı örneğini mi versek acaba biz de? İsveç’teki kızlar gibi olsun mu kızlarımız? İsveç’teki kızlar gibi üniversiteye türbanla serbestçe girebilsinler ve İsveç’teki kızlar gibi ilk cinsel deneyimlerini de babaları arkadaşlarıyla rakı sofralarında kutlasınlar mı? Madem aradaki toplumsal yapı farkını, kültür farkını görmezden gelip ya da gözlerden kaçırıp İsveç’teki, Hollanda’daki vb. ülkelerdeki kızları örnek gösteriyorsunuz... Var mısınız?

 
Toplam blog
: 195
: 688
Kayıt tarihi
: 04.10.07
 
 

Dünyanın internet sayesinde küçüldüğü günümüzde büyüyen sorunlara ilişkin duygu ve düşüncelerimi pay..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara