Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Aralık '10

 
Kategori
Siyaset
 

İktidar ve şiddet

İktidar ve şiddet
 

Ben o günleri yaşadım. Eskiden Anadolu kentlerinde birer mahalle mektebi vardı. O mahalle mektebinde , ilmi kendinden menkul bir hoca mektep tatillerinde mahallenin çocuklarına “Elifbe” yi, “Tebareke” yi, “Yasin, "i “Kuran”ı hatmettirirdi.

Böyle bir Kuran Okulu’na ben de Malatya’nın bir mahallesinde ilkokul çağlarında bir süre devam ettim. Devam ettimse pek kendi isteğimle değil, anamın zoruyla “hadi bütün çocuklar gidiyor sen de git..” demesiyle , bin bir müşkülatla ayağımı kırıp yer minderinde devam etmeye başladım.

Hocamız bir tuhaftı. Biraz Arapça konuşur, dualar eder. Ondan sonra, “şimdi Fransızca öğreneceğiz..” diyerek, “ Ön, dö truva, katr…” diye saymaya başlardı. Biz de tekrarlardık. .. Sonra Fransızca konuşurdu… Yani.. Mahalle Mektebi Hocası, işe bak.. Fakat çok zalimdi.. Çok bağırırdı.

Sakallı hoca, ilk önce “Kalfa” dediğimiz, bizden daha ilerde olan çocukları çalıştırır, ondan sonra birkaç duayı hep beraber, sallanarak okurduk.. Sonra da kalfalar biz bızdıklarla ilgilenip, Elifbe’yı bitirmemize yardım ederlerdi.

Fakat ben hiçbir zaman “Elifbe” yi bitiremedim. Çünkü o yaşlarda yaramazlık diz boyu; Malatya'nın her semtinde kanallar, akar sular vardı. Biz de mektepten kaçar, Kernek Deresi’ne yüzmeye giderdik. Bu arada arayan bir çocuğun annesi, hocaya şikayet etmiş.. Vay siz mi kaçar Kerneğe yüzmeye gidersiniz ha, diyerek , Hoca biz 10 tane zıpırı ayırıp kenara dizdi.. Ve ortaya FALAKA denen alet çıktı. (Benim Falaka’yı ilk ve son görüşümdür). Bence o aleti her okulun müzesine koyup göstermeliler. Uzun biçimli bir tahtanın bir ucundan öteki ucuna uzanan bir deri kayış vardı. Çocuklardan birini yere yatırdılar, ayaklarını falakaya bir güzel bağladılar.

İki tane kalfa çocuğun ayaklarını tutup ayaklarını kaldırıp havaya diktiler. Çocuğun ayaklarını kaçırmasının, kımıldatmasının imkanı yoktu. Hoca kalınca bir sopayı aldı eline.. Yer misin yemez misin.. Kaç tane vurdu bilmiyorum.. bizde bet beniz kalmadı.. Ondan sonra bir çocuk daha.. Ama sıra Allahtan bize gelmedi… Fakat ben korkudan bitmiştim. Ondan sonra ne mahalle mektebi, ne bir şey.. Hani derler ya, “Ne Arabın yüzü, ne şamın şekeri..” İstemem eksik olsun diye.. Annem , “Mahalle Mektebi ..” diyince , ben “İstemem…” diye bar bar bağırdım…O da vazgeçti bir daha gönderemedi...

Şimdi “Kıssa’dan Hisse” :

Ak Parti’li Halide İncekara “Öğretmenlerin, sınıfa girdiğinde çocuğa şiddet uygulamayacağını düşünmek mümkün mü?” dedi.

Arkasından , Eğitim-Sen “Öğretmeni eli sopalı bir şiddet öznesi olarak görmek kabul edilemez” açıklaması yaptı. ( Milliyet , 15 Aralık 2010)

Burada, AKP’nin Eğitim Anlayışı , gayet güzel sırıtıyor.. Çocuklar sınıfa girecekler.. Öğretmen de girecek. (Belki de kapının arkasında Falaka olacak) Ondan sonra hep konuşan öğretmen olacak, her şeyi o bilecek; çocuk sesini çıkaramayacak…

Neymiş… Eğitim , “Öğrenci Merkezli ” olmalıymış.. Öyle diyorlar iki taşın arasında….

Sevsinler sizin öğrenci merkezli eğitiminizi. Ne gibi çağdaş teknolojiler kullanacağınızı her gün Başbakan yeniden bize hatırlatıyor.. Falaka da acaba bu teknolojilerin bir parçası mı?

Sayın Halide İncekara ‘da kendi hali pürmelalini anlatmış.. Kafasının altında yatanları. İki şamar bir sille… Al sana okul..

Eğitim bir zamanlar, falakalı, sille tokatlıydı.. Hala mı sürdüreceğiz, böyle bir eğitimi..?

Eğitim Teknolojisi filan hikaye.. İnsan onuru çok daha önemli.

Çocuklar artık hiç bir yerde zor görmemeliler. Zor görmeyecekleri bir eğitim düzeni kurulmalı.. Nasıl? Bunu İncekara’ya değil.. Gerçek eğitimcilere sormak gerekir..

 
Toplam blog
: 2579
: 848
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..