Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Aralık '10

 
Kategori
Siyaset
 

Ortadoğudaki güç savaşları ve Türkiye

Ortadoğudaki güç savaşları ve Türkiye
 

Ortadoğu Coğrafyası dendiğinde akla gelen hayati konulardan birisi olarak, bölgenin en önemli yer altı kaynağı olan petrolden bahsetmek herhalde yanlış olmaz.

Bu aynı zamanda ekonomik ve ekonomik olduğu kadar siyasi bir kozdur, aslında. Ortadoğu Bölgesi’nde var olan petrol, kimi Ortadoğu Ülkesi’ne zenginlik, saltanatlı yaşamlarına ihtişam getirirken kimi ülkelerin halklarına da kan, gözyaşı ve sefaleti reva görmüştür.

Petrol, bu coğrafyada özellikle birçok Arap Ülkesi’ne siyasi bir koz sağlarken aynı zamanda aynı ülkelerin birbirleri arasında rekabetine de sebebiyet vermiştir.

Ortadoğu Coğrafyası’nda var olan ve mazisi Cemel Vak’a’sı ve Sıffin Savaşı’na kadar uzanan Şii-Sünni kutuplaşmasının aynı zamanda bu ortak zenginliğin paylaşımında da insanların canına mal olan güç savaşı ve rekabette de bir materyal olarak kullanıldığını acı bir şekilde görürüz.

1948 Senesi’nde İsrail kurulduktan sonra bu devleti tanımaya yanaşmayan Mısır, Suriye Ürdün ve Lübnan defalarca bu ülkeye taarruz etmiş fakat sırasıyla 1967, 1973 ve 1982 yıllarında geri püskürtülmüş ve üstelik topraklarının bir kısmını kaybetmişlerdir.

Biraz evvel belirttiğimiz Ortadoğu Coğrafyası’nda var olan liderlik savaşları 1967 ve 1973 Savaşları’nda müttefik olan Mısır, Lübnan ve Suriye’yi birbirleriyle farklı kulvarlara itmiş, Mısır, İsrail ile sertleşmekten kaçınırken Lübnan ve Suriye bu ülkeye karşı sert tavırlarını sürdürmüşlerdir. Burada aynı zamanda Lübnan’dan çok özellikle ülkenin güney kısmında kümelenmiş, ülke silahlı kuvvetlerinden daha büyük bir güç olarak ortaya çıkan Hizbullah’dan malum sert tavrın temsilcisi olarak bahsetmek daha doğru olacaktır.

Arap ve İslam Dünyası’nda asırlardır süren Şii-Sünni İkilemi, bölgede ki İsrail için adeta bir emniyet sübabıdır.

Şii bir devlet olan İran’ın bölgede yükselmeye başlayan etkisini yıllardan beri bölgede var olan ağırlıklı konumuna tehdit gören Mısır’ın bu bakımdan İsrail’e karşı gösterdiği esnek tavrı daha manidar kılmaktadır.

Hususiyetle Filistin’de 2008 Aralığı’nda cereyan eden Gazze Savaşı sırasında ölen ve yaralanan binlerce insan için tek çıkış yolu olan Refah Sınır kapısını nazlanarak açan Mısır’ın, bu hareketiyle Hamas’a ve onu himaye eden İran’a karşı nasıl bir gözle baktığı bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmaktadır.

Hamas hadisesini aynı zamanda Mısır’da ki Müslüman Kardeşler Örgütü ile birlikte değerlendirdiğimizde bu ülkenin var olan Hamas düşmanlığını daha iyi idrak ederiz.

Lübnan’da da Şii Hizbullah’a karşı bazı Sünni Grupların bu yapıya karşı nefret duymaları var olan bu konjonktürün bir neticesidir.

Ortadoğu Coğrafyası’nda daha büyük bir nüfuza sahip olan İslam Dünyası’nın zayıf kalmasının en önemli sebeplerden birisi olarak ülkeler arası güç savaşlarını ve mezhepsel çekişmeleri örnek olarak sunmak herhalde yanlış olmaz.

İran, Güney Lübnan, Suriye ve Hamas bir tarafken Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün’de başka bir kutbu oluşturmuş ve bu güç savaşları adeta derinleşerek devam etmiştir.

Bunu, 1979 Senesi’nde iktidara gelen Saddam Hüseyin’in bir Abdül Cemal Nasır olma hayali, hülyası ve ihtirasıyla İran’a saldırıp ve bu yolla Sünni Arap Ülkeleri’ni birleştirerek bölgesel gücünü kanıtlama gayretleri neticesi var olan Şii-Sünni kutuplaşmasını daha da derinleştirerek İsrail ile Amerika Birleşik Devletleri’nin ekmeğine sürdüğü yağ takip etmektedir.

Burada aynı zamanda Türkiye’yi de ele aldığımızda son zamanlarda Ortadoğu nezdinde giriştiği diplomatik adımlar bazı bölge ülkelerinde olumlu karşılanırken bölgede ki gücünü muhafaza etmek isteyen Mısır’ı kızdırmış ve endişeye sevk etmiştir.

Mısır’ın son zamanlarda Osmanlı zamanından kalan yapıları yıkması, Türkleri tarih kitaplarında işgalci olarak belirtmesi, Kıbrıs konusunda Rumlara destek vermesi bunun bir neticesidir. Buna aynı zamanda Suudi Arabistan’da ki Osmanlı eserlerine karşı yapılan mütecaviz hareketleri de ekleyebiliriz.

Fakat biraz önce belirttiğim Türkiye’nin son zamanlarda bölge ülkeleri nezdinde giriştiği teşebbüsler var olan bu olumsuz havayı dağıtmak üzere olmuş, birçok bölge ülkesi ile karşılıklı vize muafiyeti kapsamında yapılan ekonomik, siyasi ve ticari anlaşmalar Türkiye’nin bölgeye yönelik yürüttüğü önemli diplomatik adımlar olarak hanesine kaydedilmiştir.

Netice İtbariyle; Ortadoğu'da ki güç savaşları bölgenin barındırdığı kaynaklarla doğru orantılı olmuş, mezhepsel çatışmalarda bu savaşlara katkı yaparak adeta yaraya tuz basmıştır.

 
Toplam blog
: 204
: 673
Kayıt tarihi
: 07.02.08
 
 

Adım Harun ÖZYURT. 11 Şubat 1983 günü Almanya'nın Frankfurt şehrinde doğdum. 1986'da Türkiye'ye dönd..