- Kategori
- Felsefe
İleriye, hep ileriye

Sonsuzluk.
Sonsuza dek sonsuzluğa asılı kalmak, tanrılara ödül, insanoğluna cezaise kalbim, bağışlanmayacak bir şey yap, katlanma kendine ve budünyaya. Sessizlik istiyorum bağırarak ve yine kendi sesimleboğuluyorum. Çelişkiler yine başımda. Yine tam tepeme üşüşüyor sorular, sorgulamalar. Neden diye soruyorum çıldırasıya. İçimde tuhaf bir kırmaarzusu, anlamsız bir kızgınlık. Neye ve kime karşı olduğunun değeri deyok, yoğunluğuna beynimi yorduğum şu zaman diliminde. Belkiler vekeşkeler olmamalı insanın varoluş aralığında, pişmanlıklar uğramamalışu ömür denilen anlamsız ve kısacık rüyaya. Yazıyorum ve yazmak biryığın taşması oluyor bende. Sonsuzluktan bahsediyordum değil mi? Ölümkorkutur ölümlüleri, ölümsüzlük bir ceza olsa bile. Ölüm gibi bir şeyebenziyor, sonsuzluk algısı. İçimde patlamaya sabırsız bu anlamsızkızgınlığı da sorgulamalıyım vakti geldiğinde. Belki yarın ama şimdideğil.
İleriye, hep ileriye.
Yerinde sayarak mı ulaştı insan bugüne? Bir adım dahi olsa ileri gitmekiçin harcanmadı mı yığınla hayat? İlerlemenin ve tanrısallaşmasürecinde bir adım ileri gitmenin sancısını tam da beyninin ortayerinde hissetmeyen bir zavallı seni nasıl olur da bir basamak ileriyetaşıyabilir? Nasıl olur da üstün insana ulaşma arzusuyla yanmaz insan?
Yoksunluk.
Hala canımı acıtmaktan vazgeçmemede inat etmekte yoksunluklarım.Özgürlüğümü hissedemiyorum. Sanki sonsuzluk kadar uzak bir diyarda, geçmiş bin yıllarda kalmış silik bir hatıra. Çıldırasıya özlediğim bukadar çok şeyi, geriye kalan ve bitmeyecek gibi benliğimi yakanzamanda, nasıl taşıyacağımı düşünüyorum uzun uzun.
Gürültü.
Susmalıyım şimdi ve algı alanımı zorlayan gürültülere kulak kabartmalıyım. Sana yazmaya devam etmeliyim. Şimdi değil ama.
Sevgiyle.
Tekiner® - 28122003
Sonsuza dek sonsuzluğa asılı kalmak, tanrılara ödül, insanoğluna cezaise kalbim, bağışlanmayacak bir şey yap, katlanma kendine ve budünyaya. Sessizlik istiyorum bağırarak ve yine kendi sesimleboğuluyorum. Çelişkiler yine başımda. Yine tam tepeme üşüşüyor sorular, sorgulamalar. Neden diye soruyorum çıldırasıya. İçimde tuhaf bir kırmaarzusu, anlamsız bir kızgınlık. Neye ve kime karşı olduğunun değeri deyok, yoğunluğuna beynimi yorduğum şu zaman diliminde. Belkiler vekeşkeler olmamalı insanın varoluş aralığında, pişmanlıklar uğramamalışu ömür denilen anlamsız ve kısacık rüyaya. Yazıyorum ve yazmak biryığın taşması oluyor bende. Sonsuzluktan bahsediyordum değil mi? Ölümkorkutur ölümlüleri, ölümsüzlük bir ceza olsa bile. Ölüm gibi bir şeyebenziyor, sonsuzluk algısı. İçimde patlamaya sabırsız bu anlamsızkızgınlığı da sorgulamalıyım vakti geldiğinde. Belki yarın ama şimdideğil.
İleriye, hep ileriye.
Yerinde sayarak mı ulaştı insan bugüne? Bir adım dahi olsa ileri gitmekiçin harcanmadı mı yığınla hayat? İlerlemenin ve tanrısallaşmasürecinde bir adım ileri gitmenin sancısını tam da beyninin ortayerinde hissetmeyen bir zavallı seni nasıl olur da bir basamak ileriyetaşıyabilir? Nasıl olur da üstün insana ulaşma arzusuyla yanmaz insan?
Yoksunluk.
Hala canımı acıtmaktan vazgeçmemede inat etmekte yoksunluklarım.Özgürlüğümü hissedemiyorum. Sanki sonsuzluk kadar uzak bir diyarda, geçmiş bin yıllarda kalmış silik bir hatıra. Çıldırasıya özlediğim bukadar çok şeyi, geriye kalan ve bitmeyecek gibi benliğimi yakanzamanda, nasıl taşıyacağımı düşünüyorum uzun uzun.
Gürültü.
Susmalıyım şimdi ve algı alanımı zorlayan gürültülere kulak kabartmalıyım. Sana yazmaya devam etmeliyim. Şimdi değil ama.
Sevgiyle.
Tekiner® - 28122003