İmparator'un aşkı I - Kayıp kadın / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Şubat '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

İmparator'un aşkı I - Kayıp kadın

İmparator'un aşkı I - Kayıp kadın
 

Yüzlerce yıl önce, bilinmeyen bir coğrafyada büyük bir imparatorluk varmış. Mutluluk ve zenginlik içinde yaşayan halk her fırsatta İmparator’a şükranlarını sunar
, onun için dua edermiş. Yaşlı İmparator’un en güvendiği isim oğluymuş. Güçlü kuvvetli genç prens her alanda gösterdiği üstün başarılarla ve cömertliğiyle hem babasının hem de halkının gönlünde taht kurmuştur.

Günler günleri, aylar ayları, yıllar yılları izler ve yaşlı İmparator hayata gözlerini yumar. İmparatorluk Topraklarında kırk gün sürecek bir yas ilan edilir ve her kesimden insan kırk gün boyunca evlerine kapanarak ölen İmparatorları’nın yasını tutar ve onu ağıt yakar. Şehrin sokakları güneşle boyanırken otuzdokuzuncu gün şehrin kapısında üstü başı kir içinde, yorgun bir kız belirir. Sokaklarda perişan bir halde gezinen kız binbir güçlükle yardım istemek için İmparatorluk Sarayı’nın önüne kadar gelir ve açlık ve yorgunluktan Saray’ın merdivenlerinde kendinen geçer.

Kırkıncı gün dolduğunda halk sokaklara dökülür ve Genç Prens sessiz sedasız babasının yerini almak için hazırlıklara başlar. Sabah taç giyip halkın huzuruna çıkacak olan genç İmparator Saray’ın merdivenlerinde yabancı bir kadının baygın bir halde yattığını öğrenince çok şaşırır ve kadının yıkanıp doyurulması için salık verir. Süslü kıyafetlerle giydirilip karnı doyurulan genç kadın Prens’in huzuruna çıkar ve ona olan minnetini göstermek için ayaklarına kapanır. Prens onu ayağa kaldırır ve oturmasını işaret eder. Büyüleyici bir güzelliğe sahip olan bu genç kadın Prens’e hikayesini anlatmaya başlar:

“Yedi cihanın efendisi, bendeniz uzak Doğu Ülkelerin’den bir Kral’ın kızıyım. Halkımız refah ve mutluluk içinde yaşarken başımıza büyük bir felaket geldi ve herşeyimizi kaybettik.”

Genç Prens merakını gizleyemez ve genç kadının hikayesine kulak verir.

“Sevgili babm benim için İmparatorluğa yakışır bir prens bulmak için bir yarışma düzenledi. Dünyanın dört bir yanından prensler, tüccarlar, savaşçılar bana olan aşkları ve hayranlıkları için dağları denizleri aşıp ülkemize geldiler ve yarışmaya katıldılar. On gün süren yarışmayı uzak bir ülkeden gelen genç bir prens kazandı fakat yarışmayı kaybeden bir büyücü düğünden bir gün önce beni kaçırdı ve bulutların ardında gizli bir yere hapsetti. Büyücü halkımın üzerine binbir türlü lanet yağdırdı. İnsanlarımız açlıktan ve sefaletten öldüler ve İmparatorluğumuz dağıldı. Yine de cesur babam beni kurtarmak için büyücü ile savaştı fakat kendi canını benim için heba etti. Ey Yüce Prens, ben buraya senden yardım istemeye, benimle evlenip beni bu lanetten kurtarmanı istemek için geldim” der.

Genç Prens bu şaşırtıcı hikayeden sonra karar vermek için odasına çekilir. Akşama kadar düşündükten sonra bu genç ve güzel kadını Sultan’ı yapmak ister ve bu kararını kendisine bildirir. İmparatorluk Tacı’nı giyen Prens bu müjdeli haberi halkın huzurunda tekrarlar ve düğün için hazırlıklar başlar. Kırk gün kırk gece sürecek düğün için dünyanın dört bir yanından çeşitli baharatlarla yemekler pişirilir, Mısır’dan getirilen özel mermerlerden İmparator ve eşi için yeni bir saray inşa edilmeye başlanır ve alemin dört bir yanından krallar, prensler, imparatorlar bu görkemli düğüne davet edilir.

Düğün için bütün hazırlıklar bitince genç Prens, Prenses’in çağırılması için salık verir. Ne var ki Prenses odasında değildir. Saray aranır, şehir aranır, tüm ülke aranır ama prenses bir türlü bulunamaz. Sanki yer yarılmış da içine girmiştir. İmparator genç kadının anlattığı hikayeyi anımsar ve onu bulmak için bir sabah herkesden habersiz yola çıkar. Nereye gittiğini, ne aradığını kendisi de bilmemektedir...

 
Toplam blog
: 128
: 1989
Kayıt tarihi
: 03.10.06
 
 

Gözlerini kapat ve düşün: bir cümle kaç kişide farklı etki yaratır? Birbirimizi anlamanın gittikçe z..