Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Temmuz '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
129
 

İnsan davranışları çorbası her zaman içilmez

İnsan davranışları çorbası her zaman içilmez
 

Çorba… ‘Çok çeşitli gereçle hazırlanan, sıcak olarak ve kaşıkla içilen sulu yiyecek. Mecazi anlamda da ‘karmakarışık her şey’ olarak tanımlanmış. Her iki tanım da söyleyeceklerime gönderme yapıyor doğrusu.

Çorba ve insan davranışları arasında bir bağlantı kuran aklım, bu sabah oturup kafamda yerine oturmayan bir şeyleri düzenlemek için artık yazmalısın dedi. Yazarak rahatlayanlardanım malum. Birinin anlık söylediği bir şeyi, anlam veremediğim herhangi bir hareketi içime dert ettiğim olur. Yazmak ise, mevzu için karşı taraftaki bir tek insanı muhatap alacağına genele dokundurur. Karşılaştığım her durum için üzerine düşünürüm. Kendi eğilimlerim ve diğerinin eğilimleri üzerine değerlendirmeler yaparım. Sığ sularda uzun kalmam. Bu da benim teknem. Ne diyelim.

Genellikle herkes normal görünür. Kimi ruhani, kimi maddi… Her insan kendi içinde karmaşıktır. Görünüşün altında ise bir buzdağı var. İnsan çeşitliliği açısından baktığımızda ise eğilimler başka başka…

Çorba ise enteresan bir benzetme oldu doğrusu. Çorba yapmanın bir şekli var, kendi içinde bir düzeni var. Çok çeşitli gereçle hazırlanmasına rağmen farklı tatların bir araya geldiklerinde ortaya koyduğu bir lezzet var. Bu benzetmeden gidersek eğer, kendi içinde karmaşık olan bir yapı, karşıdaki karmaşık bir diğer yapıyla temas ettiğinde ortada bir tas çorba belirir. Çorba içilecek kıvamda mı olur içilmeyecek kıvamda mı olur! Temastan temasa değişir!

Öğrenmenin, paylaşımın, deneyimin insana verdiği lezzetlerin/şifanın farklı derinlikleri var. Madalyonun bir diğer yüzü daha var. Birinin söz veya hareketinden kaynaklanacak şekilde zehirlendiğimiz de oluyor. Hal böyleyken, birbirimize kattığımız hoş dokunuşların etkisi ile birbirimizi yaraladığımız durumların etkisi ayrı yerlerde duruyor. Bütünün seyrinde hiçbir şey bir diğerinin yerini almıyor. Her insan kendi üzerinden biliyor bunu, buluyor! Kendi deneyiminin hamurunda yoğuruyor.

Son zamanlarda üzerinde düşündüğüm bir şey daha var; eğilimler söz konusu olduğunda doğru, yanlış ortadan kalkıyor aslına bakarsanız. Eğilimlerle birlikte belirleyici bir diğer etken olan üslup, bir arada kalmayı, kalmamayı, paylaşımın düzeyini, ayrılıkları belirliyor. Bunu bir örnek üzerinden düşünelim.

Kimi insanların sınırları daha nettir. Özel alanı içerisine bir diğerinin girmesi onun için belirlenmiş kurallar içerisinde mümkün olabilir. Karşıdaki bunu anlayamadığında, hissedemediğinde iletişim kendiliğinden tıkanabilir. Bu doğru ya da yanlış olarak değerlendirilmemeli! İnsanların eğilimleri farklıdır. Bu kadar basit aslında. Bu kabul edilebilir bir şey. Herhangi bir sorun, bir diğerinin hassasiyetine özen gösterildiğinde aşılabilir. Aşılamıyorsa ilişki bitebilir. İlişkinin bitmesi, temasın bitmesi de aynı şekilde doğru ya da yanlış olarak değerlendirilemez. Üçüncü bir kişi bile buna bir yargı koyamaz; haddine düşmez. Enerjinin doğası böyle çalışmaz çünkü. Bizi birbirimize itici ve çekici kılan enerjinin doğasıdır. Tam da burada ilişkiyi biçimleyen önemli bir kilit noktası var; kabalık veya nezaket! Yanlış ve doğru burada ortaya çıkıyor. Tıkanıklık ve çözülme burada başlıyor. Kaba bir üslubu tercih eden yanlıştadır, nazik bir üsluba sahip olan doğru davranmıştır; gene eğilimler…

Kimi insan eğilimlerinin ise genel bir iticiliği var. Çok konuşan, hiç susmayan, nerede konuşup nerede duracağını bilmeyen, karşı tarafın nabzını tutmadan konuşmaya devam eden tipte insanları örnek verebiliriz mesela. Yine de sinsi, içinde bir şeyleri saklayan, tutan, içten içe düşmanlık ve kin besleyenlerin, yalancı, hileci, ikiyüzlü, dedikoducu, kibirli, kıskanç ve bencil olanların çorbaya kattığı malzeme fenadır, çok fenadır. Bu tipler, zehirlenmiş tabiatları gereği hastalanmış olduklarından temasta oldukları insanlara zarar verirler. Bu tip insanlarda giriş ve çıkış bozuktur. Algısal bozuklukları olduğu için olaylara ilişkin yorumları da bozuktur. Yaralarını başkalarını yaralayarak gidermeye çalışırlar. Yukarıda adı geçen tüm yıkıcı eğilimlerin bir insanda toplanmasına gerek yok. Bunlardan biri bile yeteri kadar yıkıcı olabilir!

İnsan ilişkilerinde hangimiz yara almıyoruz ki! Yaraları başkalarına nefret ve öfkeyle kusarak iyileştiremeyiz. Kabalıkla bir yere varamayız. Bir hatayı, bir duraksamayı kendimizde de başkalarında da görsek yanlış yanlıştır. Hiçbir yanlış doğruya ermez.

Deneyimlerin dümeni gösteriyor ki; insan başkalarıyla temasında, eğilimleri her ne olursa olsun, nezaket ya da kabalığı seçebilir. Yargı ya da kabule yakın durabilir. Hangisine yakın duruyorsa o doğrultuda şifayı ya da zehri seçer! Bilinçli seçer/bilinçsiz seçer! Bilinçli de olsa bilinçsiz de olsa insanlar seçimleri doğrultusunda, eğilimleri doğrultusunda birbirine yakınlaşır ya da uzaklaşırlar! Yakınlaşmanın ve uzaklaşmanın doğasıdır bu. Karmaşıklığın düzeni budur! O yüzden her temasın çorbası farklı ya!

Demem o ki; insan davranışları çorbası her zaman içilmez! En azından ben içmem!

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 118
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 573
Kayıt tarihi
: 07.10.13
 
 

İnsanın kendinden bahsetmesi meselesi benim için zor konuların başında gelir. Bu anlamda söyleneb..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster