Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Nisan '16

 
Kategori
Çalışma Yaşamı
 

İş Güvenliği Kültürünü Neden Oluşturmalıyız?

Türkiye’de 77 milyona ilave olarak geçici göçmenlerle beraber 80 milyondan fazla insan yaşıyor. Bu ülkede oluşan zenginliği de bir şekilde yaklaşık 80 milyon arasında paylaşıyor. Bazılarının payına çok düşüyor, villalarda yaşıyorken diğer bazıları ise hayatta kalma mücadelesi veriyor.

İş güvenliği toplumsal bir felsefe oluşmadığından sadece işçiyi korumak olarak algılanan “iş güvenliği” aslında son derece sığ bir algılama şeklidir. Algılamanın basite indirgenmesi, bilinçli olarak mı yapılır bilmem ama üretimin, üretim güvenliğinin ticaretten daha fazla önem taşıdığını düşünüyorum. Çünkü bir ülkede üretim gücü ve inanç son derece önemlidir. Bu ülkede inşaat yapabilen birçok insan var ama boğaz köprüsü, tüp geçit, nükleer santral yapabilen mühendis mühendislik firması veya müteahhit yok.

Paylaşım konusunda her ne kadar ülkemizde sıkıntılar olsa da, paylaşımlarda büyük parçayı yutanların, çalışmadan kazananların, oturdukları yerden ahkâm kesenlerin son derece akıllı bir politika izleyerek üretimi teşvik etmeleri gerekirken, İş Güvenliği Kültürünü savunanların, eğitim verenlerin, kontrol ve denetim elemanlarının bu pastadan en az payı aldıkları gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bir futbol takımının veya şirketin maddi değeri bir anlam ifade edebilir, ama asıl önemli olan takımında bulunan futbolcuların yetenekleridir. Yetenekli bir takımla dünya şampiyonu olabilirsiniz. Yetenekli uzmanları, mühendisleri bünyenizde tutabiliyorsanız siyaset, hukuk ve yasalar hak ve hakkaniyetten yana tavır alabiliyorsa firma önce ülke içinde ciddi üretimler gerçekleştirebilir, sonra da dünya çapında.

Üretim bu ülkenin en milli unsurlarından biridir. Tercih Türkiye işçisi, Türkiyeli patron, Türkiyeli işçi ile olursa mükemmel olur. Ülkemiz Türk müteşebbisle yabancı köle pazarından kurtulur.

Ülkede gerçek üretim ve pazarlamada yaklaşık 25-30 milyondan fazla değildir. Üretimi milli olarak destekleyecek gerçek milli bilinçli eğitim ve milli tüketimdir.

Biraz ayıp kaçacak ama Türklerin Rusya’ya tekstil ihracatına denk bir para yine Rus kadınları tarafından ülkemizde uzun bir süre denkleştirmişti. Yani aslında bizim onlara verdiğimiz, gece gündüz ürettiğimiz mal ve hizmetlerin bedeli daha hızlı bir şekilde geri transfer edilmişti…

Başka bir örnek, aniden domates üreticileri ortak karar alsalar ve üretmekten vazgeçseler ya da üretim yapanların hepsi ölse ve yerlerine de işi bilen eleman yetişmese ne olur? Kahvaltılık domates, salata, domates suyu, salça, turşu toptancılar, üreticiler,  bir sürü sektör çok hızlı bir şekilde bu durumdan etkilenir. Karşılıklı kazançlar kazanılmaz ve vergi üretilmez olur. Eğer dışarıdan domates alır ve karşılığın para olarak veremezsek, ne verebiliriz?

Lafla ve sözle milliyetçilik olmaz. Üretimle olur, Üretim olmazsa hayat da durur. Turizm ve ticaretle kendi halkımızı doyurmamız mümkün olmayabilir. Rusya örneğinde olduğu gibi. Domates tarlaları otel oldu. Oteller boş kaldı, süre uzarsa otellerin bahçeleri tekrar domates tarlası olabilir.

Böyle bir coğrafyada aç kalmak alenen akılsızlıktır. İş bilmemezliktir. Bu ülkenin kurtuluşu, gerçek bağımsızlığı kendi ihtiyaçlarını üretebilmesi ve   “adaletle” paylaşmasıyla mümkün olacaktır. Paylaşımda en fazla lokmaya kavuşma fırsatı yakalayanlar, adaleti sağlayamazlar ve sürekliliği verimliliği sağlayamazlarsa fazla alınan lokmalar mideye inenlerin haricinde diğerlerini acı bir şekilde hak sahiplerine iadesiyle sonuçlanacak, yuttuklarıyla yetineceklerdir. 

İş güvenliği işçilerin üreticilerin değil, ülkenin topyekûn sorunudur. Her zengin onlarca binlerce çalışanın sırtında zengin olduğunu unutmamalıdır. Her zengin ihtiyaç sahibi çalışana, her uyanık da safa ihtiyaç duyar. Zengin olmanın yolunun uyanıklıktan geçtiğini düşünenler bu ülkede adalete ve diğer insanlara yqpılabilecek en kötülüğü yaptılar, yapıyorlar.

Arabanın dahi bakımı, benzini sürme kuralları varken, dininiz İslam “Çalışanının emeğinin karşılığını teri soğumadan ver” derken, çalıştırılanlar en az çalıştıranlar kadar insanken bu vurdumduymazlık ne?

 

 
Toplam blog
: 2271
: 163
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..