Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Temmuz '21

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
31
 

İSİMLERDEN CİSİMLERE

Her yazı söylemek istediğini direk, doğrudan söylemez, dikkatli okuyucuların varsa eğer bulmasını ister, adresini arayan mektuplar gibidir bu yazılar. Adresini arayan yazılar zor bulur adresini ama umut ölürse insan ölür. Bir umuttur işte yazmak da yaşamak gibi;

Bazen düşünürüm insanlar isimlerini kendileri seçseler nasıl isimler seçerlerdi acaba? Malum birçoğumuzun isimlerini biz doğunca biz daha bilincimiz açılmadan veriyorlar. Misal benim adımı annem vermiş daha doğrusu benden önce Ayhan, Ayhan’dan önce Orhan, Orhan’dan önce Osman. Altı erkek altı kız doğuran annem bir de ölü doğum yapmış olsa gerek ki onun ismi belli değil. Neticede 12 kardeş, doğum kontrolü mü? O pek bilinmiyormuş bizim oralarda o zamanlar. Gerçi bir şekilde doğal doğum kontrolü sağlanmış, 12 kişi doğmuş ve ben 5/12 olan şanslılardan biri olarak yaşamışım. Allah rahmet eylesin annem ne de güzel isimler vermiş. Osman, Orhan, Ayhan ve ben tabi İlhan bunlar beş harfli dikkat ederseniz ve hepsinde kafiye var.

Her zaman isim alma böyle olmuyor. Bazılarının hikâyesi ise ilginç. Normalde Ruslar saldırmış göçmemişler, kendilerinin isimlerini değiştirmişler şöyle ağız dolusu, Türklüğe övgü dolu soy isimleri almışlar, bazıları da hep dini bir isim ve soy isim seçmişler herhalde o zaman görmüşler bugünleri… Normalde isimleri farklıyken isimler alanlar olmuş eski isimleri de gayet güzel aslında. Neden buna gerek duymuşlar ki özellikle Türklüğe vurgu, Müslümanlığa övgü isimleri alanlar herhalde dini özlemlerle bu isimleri almış olacaklar ki –bazı soy isimleri oğlu ile sona ererken dedelerini yaşatmak istemişler, dedesi derviş olanlar imam olanlar, müezzin olanlar, hacı olanlar hoca olanlar, dini vurgulara yönelmişler. Kimileri de meslekleri ile anılan aileler kendilerini o meslekle anılmasını istemişler. Kısacak herkes kendince seçmiş bir isim ve soy isim. Lakin işte herkes bir şeye sonradan vurgu yaptırmak istemiş olacak ki en doğru, en doğru söz, yalan sevmez, öz masa, en öz, özün özü…sözün özü neden bir suyun özü gibi kendini bu denli derinlere atmışlar acaba neymiş dertleri pek anlamak mümkün olmasa da zevklerine karışmak doğru olmaz.

Her şeye rağmen ben pek bir ismi neden daha da vurgulamak gerektiğini anlamamışımdır. Misal özellikle bu şehirlerarası otobüs firmalarında karşımıza çıkan ilginç bir isimlendirme vardır. Tamamen atmaca bir isim olsun CABBAR diye bir otobüs firmasından ayrılanlar hemen yapıştırırlar ÖZCABBAR ismini, hah işte o zaman anlayın ki aslında bir de CABBAR var. Üstelik daha da eski bir firma ve anlayın ki ÖZCABBAR onun tam da özü değil! Mesela bana seçme hakkı verseler ben de isim olarak şöyle ağız dolduran, kocaman harflerle yazılan, ortalama iki üç isim boyutunda büyük adam isimleri gibi sonradan alanların ya da ismini değiştirenlerin aldığı isimler almak ister miydim? Düşünüyorum da annem rahmetli en iyisini yapmış.  Karnında taşımış büyütmüş elinden geleni yapmış, isim hakkı bizde annenin hakkı. Türk’e anne kutsal, annenin dediği kuraldır.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2267
Toplam yorum
: 322
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 158
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster