İskenderiye Dörtlüsü-Mountolive / Kitap / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Aralık '09

 
Kategori
Kitap
 

İskenderiye Dörtlüsü-Mountolive

İskenderiye Dörtlüsü-Mountolive
 

Lawrence Durrell’in İskenderiye Dörtlüsünden 3. kitabı olan Mountolive’de tam anlamıyla ustalığını ortaya koymuş. Çağdaş yazarlar arasında günümüzde sahip olduğu haklı şöhreti kanıtlıyor.


Okuyucu artık karanlıklarda el yordamıyla ilerlemiyor. Bir çok soru işareti cevaplanıyor.


Justine ve Nessim’i bir arada tutan gizli sır ortaya çıkıyor. Daha önce okuyucunun inandığı her şey yerle bir oluyor. Justine Nessim’e hep sadık kalmış. Tüm hayatına giren erkekleri Nessim’in bilgisi dahilinde ortak amaçları için kullanmış. Yanıltmışlar , gözleri boyanarak hedeflerini gizlemek için kullandıkları birer paravan olmuşlar.Justine ve Nessim arasındaki bağ bir gizi paylaşanlara özgü bir güç taşıyor.


Bu kitap Mountolive’in gözünden aynı olayların farklı anlatımı. Mountolive’in zihninde Leyla ve İskenderiye imgesi özdeş. İlk gençlik yıllarında Leyla neyse onun için İskenderiye’de aynısı. Mountolive aynı leyla’ya olduğu gibi yıllarca uzakta kalsa İskenderiye’ye hep bağlı, hep seviyor.

Hayatına başka kadınlar girse de Leyla zihninde hep yaşıyor. Aynen Mısır gibi. Çok farklı ülkeleri, farklı şehirleri görse de İskenderiye’yede Leyla gibi sadık.

Sonra birden Leyla’yı(İskenderiye’yi) görüyor: Tüm çirkinliğiyle, yabancılığıyla, iğrençliğiyle, yaşlılığıyla, kendine özgü pis kokusuyla. Bütün hayatı çöküyor. Hayatını bir yalan üzerine kurduğunu anlıyor. Eski imgelemine kavuşmak için yollar arıyor. Leyla (İskenderiye) daha da yabancılaşıp, çirkinleşiyor.

Bu kitapta Freud’un teorilerini, kişilik çözümlemelerini yapmak okuyucuya kalıyor. Her türlü ilişkinin mübah sayıldığı, aşkın tanımının yapılmaya çalışıldığını görüyoruz. Aşkın aslında bir yanılsama olduğu bir kere daha gün yüzüne çıkıyor. Kitapta yer alan kahramanların yaşadığı aşklarının silinişini, tuzla buz oluşunu görüyoruz.

Yazar okuyucunun kafasında inşa ettiği binaları birer birer yıkıyor. Hep şaşırtıyor. Muhteşem bir kurgu var. Yazar bu kurguyu okuyucuya hissettirmemek için her şeyi yapıyor.

Yazar bu kitapta kendini gizlemeyerek, kendini gizlemiş. Kitapta 3 tane yazar var. Üçü de farklı özelliklere sahip. Ötekilerin ağzından yazarı dinliyoruz. Kendini küçülterek basitleştirerek gizlemeye çalışıyor.Okuyucuya ben önemsizim mesajı vererek bütün bunların kendisini yazdığını gizlemeye çalışıyor. Ancak bu şekilde okuyucuyu yazdıklarının gerçekliğine inandırabilir.
Durrell her kitapta farklı kahramana anlattırıyor aynı hikayeyi. Bu 3 kitaptan anlatımı süslü olup içeriği en az olan 1. kitap yazarın anlatımı. Burada vermek istediği mesaj “Sayın okuyucular bende sizin gibi bir şey bilmiyordum. Aldatıldım. Yanıldım” diyerek bu kitabın masa başına oturulmuş bir şey değil de gerçek olduğu yanılgısına götürmeye çalışıyor. Her yazarın yapmaya çalıştığı şey bu zaten . Durrell bunu çok iyi başarıyor.

 
Toplam blog
: 72
: 3894
Kayıt tarihi
: 20.09.09
 
 

Evli bir çocuk annesiyim. Eğitim alanında çalışıyorum. Felsefe, sosyoloji, edebiyat alannda atöly..