- Kategori
- Siyaset
İstanbul-Kılıçdaroğlu ve kritik karar

Ben Adana’da yaşıyorum. Biraz önce SKYTÜRK’te Sayın Kılıçdaroğlu’nu izledim. Kılıçdaroğlu tüm Türkiye’de takip edilen bir isim. Çünkü halkın siyasete ve siyasetçilere güvenleri kalmamış. Bu Adana’da da böyle. “Al birini vur ötekine, hepsi soyguncu, ceplerini dolduruyorlar, siyaseti şahsi çıkarları için yapıyorlar...” diyorlar. Hayâlleri siyasette dürüstlüğün egemen olması.
Sayın Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’da seçimi kazanmasını o nedenle istiyorlar. İcraatiyle dürüstlüğün timsali haline gelmesinin Türkiye’nin kaderini değiştireceğini düşünüyorlar. Bu sadece sol görüşlülerin beklentisi değil. Sağ görüşe sahip çok sayıda insan da artık ülkenin dürüst yöneticiler tarafından idare edilmesi gerektiğine inanıyorlar.
Kılıçdaroğlu’nun seçilmesi hem sağda hem solda siyasetin dürüstlük ekseninde yeniden şekillenmesinin önünü açabilir.
Kemal Kılıçdaroğlu bu misyonu üstlenebilir mi?
Sorunların yanıtlarına baktığımızda bence üstlenebilir.
Dürüst mü?
Dürüst olmasaydı rakipleri tozunu attırırlardı.
Akıllı ve başarılı mı?
Bir memur çocuğu olarak dünyaya gel, sekiz kardeşten birisi ol, bu noktaya ulaş.
Yönetsel birikimi var mı?
Evet. Denetim elemanı, Bağ-kur ve SSK Genel Müdürlüğü, hem de tepeden değil, sürüne sürüne çıkmış.
Siyasi deneyimi var mı?
CHP milletvekilliği, başarıyla Grup Başkanlığı yapmış.
O yaşam akışıyla Anadolu’nun aslanıdır aslında. Emin olun Onun gibi daha pek çok aslanı var Anadolu’nun. Onların gözü İstanbul’da, İstanbulluların vereceği kararda.
O nedenle İstanbullular Türkiye tarihinin en kritik kararlarından birisini verecekler bu seçimde. Onlar sadece İstanbul’u beş yıllığına yönetecek bir belediye başkanı seçmeyecekler, siyasette dürüstlüğün egemen olması için bir meşale yakacaklar Kılıçdaroğlu’nu seçmeleri halinde. Kılıçdaroğlu’nun bu ağır sorumluluktan sapma lüksü ise hiç yok.
Görünen o ki AKP düşüşün başlangıcındadır. Bu seçimde sandığa sahip çıkılması halinde tahmin edilenin çok altında oy alacaktır. Önümüzdeki seçimde ise tuz-buz olarak tümüyle kaybedecektir.
Önümüzdeki seçimlerin muhtemel favorisi ya Sayın Numan Kurtulmuş yönetimindeki Saadet Partisi ya da yönetim ve siyaset biliminin bulgularından ve motivasyon teorilerinden yararlanarak kendini toparlamış, örgütsel sorunlarını gidermiş, yeni bir liderlik anlayışıyla hedefler koymuş, halkla yeniden buluşmuş CHP olacaktır.
Bu yollardan hangisinin açılacağının asıl işaretini 29 Martta yapacakları tercihle İstanbullular ortaya koyacaktır. İstanbul seçmeni hayatlarının en kritik seçim kararını vermenin eşiğinde. Umarım galip gelen sağduyu ve akıl olur.