Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

perihan reyhan ALKAN

http://blog.milliyet.com.tr/pra

21 Ekim '10

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
451
 

İşte Buna Şapka Çıkartırım Ben!

İşte Buna Şapka Çıkartırım Ben!
 

Biliyordum gerçeğini ve de erdemini, yaşam öyküsünden pek çok parçayı da lakin bunu bilmiyordum. Bir vesile bu yaşanmışlığını da bu gün öğrenince, hayranlığım daha bir arttı insanlık adına ve işte bu dedim. Hep anlatmaya çalıştığım buydu. Lakin başka bir tezimi de bir nebze çürütmedi değil. Hani hep derim ya okullarda verilen öğrenimdir, eğitim çok başka bir şey, temeli ailede, hele de annededir, sonra yakın çevresinde ve yaşam sürecinde erdemin ve bilginin süzgecinden geçirdiklerinin de üzerine inşasıyla, kendinde, kendi gayretiyle vücut bulur diye…

Ama bu dafaki ve bu, böylesi Allah vergisi bu yanıyla ikinci görüşümü biraz çürüttü az önce de dediğim gibi. Yani ailesel temelin gerekliliğini… Kim bilir kendilerince vardı da belki…

Belli bir öğrenim görmemiş, anladığımız açıda eğitim de almamış, hatta okuryazarlığı bile olmayan bir Bey düşünün. Eşine deliler gibi aşık lakin malumunuz aşk her zaman karşılıklı sürekliliğini muhafaza edemiyor. Taraflardan biri, tüm güzelliğine, erdemine rağmen gün gelip kadir kıymet bilmezlikle mi, kendi cephesinde aşkın tükenişiyle mi, şeytana uygunlukla ya da karşısına çıkan birinin daha bir şeytan oluşuyla mıdır bilinmez bir başkasına aşık oluyor.

Bu kadarla kalıp o aşkı eşinin müstesna aşkına hürmeten içinde bir yerlerde yaşasa ya da, geçip karşısına “Üzgünüm böyle olsun istemezdim ama seni aldatmayı da ne sana, ne kendime yakıştıramıyorum, beraberliğimizin saygınlığına da yakışmaz bağışla ne olur, aldatmak da istemiyorum seni lakin ben başkasına aşık oldum, ayrılalım ve ben onunla evleneyim.” Dese sözüm olmayacak…

Lakin bu diğer aşkı, çıkar yol bulamamakla mı, daha da doğrusu, dürüst olmayı becerememek mi, cesaret edememekle mi, mevcut olan, her ihtimale karşı yedekte dursun düşüncesiyle mi bilinmez, gizli saklı yaşamayı tercih ederek, sonuçta da diğer erkekle kaçmayı uygun buluyor kadın…

Kaçıyorlar da… Yol boyu koşuyorlar el ele bir an önce uzaklaşmak, yakalanmamak için. Kadının takati kesiliyor bir noktadan sonra, köyden de uzaklaşmışlar epey, “Dur.” Diyor kaçmakta olduğu erkeğe, “Dur, yola çıktığımızdan beri ayakkabımın birinde bir tuhaflık var, daralmış sanki, zor duruyor ayağım içinde, tam oturmuyor da, zorlanıyorum ayağımda tutmaya, hem acıtıyor da, sanki bir şey var ayakkabının içinde.” Durup ayakkabısını çıkartıyor ayağından, bir şey yok, daha dikkatli bakıyor ki iç taban yüksek, astarı kaldırınca müthiş şaşırıyor ve de orada, o an hem hatasını, hem de gerçek sevginin ne olduğunu anlıyor.

Eşi aslında fark etmektedir bir müddet kadındaki değişimi ve başka erkeğe meyillendiğini lakin o kahrolası yürek o şekliyle bile olsa, yanında olmasının yeterliliğiyle mutlanıp yine de açık edemiyor, vazgeçemiyor bir türlü, görmezden bilmezden geliyor bağrına taş basarak ve sevdanın o kadarına da razı olarak.

Belki de diğer erkeğe güvençsizlikle, sevdiği kadın ortada kalmasın, rezil olmasın, belki hevestir ve geçer diye sabırla bekliyor. O gece artık yolun sonuna gelindiğini hissediyor, anlıyor ki dönüşü yok, gidici eşi. Olur da kaçıran adam yarı yolda bırakırsa ya da ne bileyim, başka bir nedenle kadın ortalarda kalır da sıkıntıya düşerse diye, ayakkabısının astarı altına elinde ne var ne yoksa bütün parasını koyuyor.

Ne devasa sevgi değil mi ve de sevgiye, sevilene saygı, sadakat?!

Böylesi bir durumda hâlâ sevmeye devamlılık ve saygının, sadakatin var oluş ve sürdürülüşü doğru mudur, olabilir mi, olmalı mı tartışılır şüphesiz lakin sevmenin hele de böyle devasa ve karşılık beklemeksizin sevmenin, her şeyden de öte insanlığın örneklenişiyle muhteşem bir davranış!

Kaç öğrenimli, hele de eğitimli erkek yapabilir ki bunu, bu asil ve saygın duruşu kaçı sergileyebilir, kaçı sevebilir böylesine ya da kadın ve de hoş görüyle bağrına taş basabilir?!

Kendisi ne denli acı çekerse çeksin, yeter ki sevdiği mutlu olsun diye kaç kadın ya da erkek düşünebilir?!

Terk edilen eşin daha başka ve çok güzel özellikleri, erdemleri dünyaca ünlü başarıları da var ve yerini doldurmasa da eşinden daha büyük sevdalara maruz, eşinin yüreğinde yer alamasa da, dünya çapında pek çok yürekte yer almakta…

Yani bu yanlarını hepimiz biliyoruz zaten o nedenle anlatmayacağım. Belki yaşamının bu dilimini bilenleriniz de var lakin ben bu diliminden yeni haberdar oldum, daha önce çıkarttığım şapkalara bir yenisini daha eklerken bir yandan da bilmeyenlerimize de duyurmak istedim.

Affedersiniz, heyecanımdan konuya öyle bir giriş yaptım ve de kaptırdım ki olayın o müstesna kişisinin kim olduğunu söylemeyi unuttum.

Affetsin beni…

Nur içinde yatsın değerli ozan…

AŞIK VEYSEL…

p.r.alkan

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu naif,,sevgisi için her şeyi yapan gerçekten Aşık Veysel mi,,,bakın bunu daha önce hiç duymamıştım,,,,öğrendim,,,sağ olunuz,,,sevgiler size.,,,,,,

Alyoşa-Sevmek Güzeldir. 
 22.10.2010 20:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 290
Toplam yorum
: 291
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 549
Kayıt tarihi
: 11.03.08
 
 

İlk ve orta öğrenimimi Gölcük/ Kocaeli, lise ve üniversite öğrenimimi Ankarada gördüm. İlk okuldan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster