Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '11

 
Kategori
Müzik
Okunma Sayısı
1070
 

Jehan Barbur, İstanbul'un kırık kalplerinin jazz-gır ama fısıldayan sesi

Jehan Barbur, İstanbul'un kırık kalplerinin jazz-gır ama fısıldayan sesi
 

İstanbul'un kırık kalplerinin jazz-gır ama fısıldayan sesi... 

Aslında cazgırdan ziyade, kalbi kırık masalların güzel anlatıcısı diyelim. Lübnan doğumlu Jehan Barbur iç savaş dolayısıyla İskenderun'a kaçmış ailesinin kökenlerinin olduğu toprakların tozundan mıdır, yoksa halen devam eden kendi iç savaşından mıdır bilinmez, şarkılarının duruluğunda bir parça yırtıcılık, bir parça isyan var kadife koltuklardan cama bakar gibi. Jazz-gır deyişim ondan; yalın ve yalnız bir kadının kudreti var, hem sesinde hem şarkılarında. 

Arap Hıristiyanların'dan olan Jehan Barbur'un anne tarafı katolik baba tarafı ise ortodoksmuş fakat "tebaamız hep Türk'tü" diyor kökenini soranlara. Hayatının büyük ve önemli bir bölümünü İskenderun'da geçiren sihirli kalem Jehan Barbur, klasik bir hikaye - ailesinin konservatuvara gitmesini istememesi sonucu Ankara'da Amerikan Kültürü ve Edebiyatı okuyor. Aslında şaşırtıcı, çünkü İskenderun'daki evleri piyano çalınan, Fransız şansonları söylenen ve tangolar yapılan bir evmiş. Öyle ya bazen insanların seçimlerine ve sevdiklerine yaptırdıkları seçimlere akıl sır ermiyor :) Sonrasında üniversitede amatörce mırıldanmaya başlıyor müziğini Jehan. Sahne tozuna da bulaşıyor bu yıllarda hatta. Fakat okul biter bitmez İstanbul'a geliyor. Bir kaç sene kendine has müziğini sadece sınırlı bir hayran kitlesine ulaştıran Jehan Barbur, Bülent Ortaçgil ile tanıştıktan sonra, onun da tavsiyesiyle albüm yapmaya karar veriyor. 1980 doğumlu genç müzisyen 2009 yılında Ada Müzik'ten tüm söz ve müzikleri kendisine ait olan "Uyan" adlı albümünü çıkarıyor. Müziğine hazır ve nazır beklemekte olan hayranlarına "uyan" dercesine. Ve bundan tam bir sene sonra "Hayat" diyerek devam ediyor Jehan; Ada Müzik'ten 2. albümü de çıkarıyor. Kemal Evrim Aslan, Cenk Erdoğan, Murat Çopur, Mert Önal, Kürşad Deniz, Erdal Akyol, Ferit Odman, Derin Bayhan, Sarp Maden, Ozan Musluoğlu, Uğur Akyürek gibi pek çok başarılı ismin bulunduğu bu albümde de bağırmayan ama fısıldayan bir masal devam ediyor. 

Yani aslında sahip olduğumuz değeri es geçiyoruz. Bedenimizle uğraşmaktan, sosyal olarak "beğenilme" telaşından henüz kafamızı kaldırabilmiş değiliz. Olguların içlerini doldurmak, dışlarını geçici olarak boyamaktan daha zor geliyor. Nasıl göründüğümüz bugün artık nasıl düşündüğümüzden çok daha önemli değil mi? Samimiyetsizlik kendi iç sesimizi de esir almadı mı? Değerini bilmeli insan. Silmeli kendini, parlatmalı içini. Onaylanmak ihtiyacı ne kadar lüzumlu olursa olsun evrilmeli insan. Evrilmeli ki bu ihtiyacını göz ardı edebilecek yeni bir göz açsın içinde. Açsın ki artık göremeyenlere inat kendini dışarıdan izleyebilsin ve onaylasın "tek başına" olabilme kudretini. 

Bir söyleşisinde bu sözleri sarf etmiş olan Jehan Barbur'un müziğindeki felsefede bu düşünceden filizleniyor işte. Kendine yakın, iç sesine yakın, çıplak bir müzik. Herhangi bir rötuşu yok. Sözleri kendi kaleminden, zamanında kim bilir hangi renk eskiz defterine hangi renk kurşun kalemiyle, gülerken mi ağlarken mi yazdığı, farkını belli eden sözler... "Gidersen bana da bir dengini yolla" "Toplanmamış bir oda, ben ve hayat..." ve "Kelimesiz gelen fikirlerin yol alamaması..." diyeceğim o ki, Jehan Barbur müziğini bir kenara bırakalım, söz yazarlığında apayrı bir yeri var. Zuhal Olcay'ın son albümünde yer almış olan "Şermin" adlı parçanın sözleri Jehan Barbur'a bestesi ise Jehan Barbur ve Cem Tuncer'a ait. Ve hatta şarkının Jehan Barbur yorumu, yaptığım hafif çaplı kamu oyu yoklamasında daha çok beğenildi. Yoğun bir performans programıyla müziğine devam eden Jehan Barbur'u takip etmek isteyenler 

hem myspace syafasından; http://www.myspace.com/jehanbarbur/music 

hem de kendi sitesinden http://www.jehanbarbur.com/ 

tadına bakabilir, anlatmaya çalışmış olduğum tılsıma kendi kulaklarıyla şahit olabilirler. İzleme fırsatı bulduğum Ghetto performansında sahnenin bir metre ötesinden hissettiğim Jehan Barbur ve müziği, her ne kadar masalsı olsa da, çok gerçek. Kendi gerçeklerimizden damıtılmış. Sözler sıkıntısıyla ısırdığı kurşun kalemlerin masumiyetini ve her ne olursa olsun yalnız gelinen dünyada, yalnızken bir şeyler ifade eden "kendi"mizi anlatıyor. Gurursuz, dürüst, sevecen, merhametli, kırılgan, her ne iseniz... ‘Gidersen’ ve ‘Neden’ benim favorilerim fakat herkes Jehan'ın herhangi bir şarkısında önemli bir şey bulabilir, ezgisinin rüzgarıyla ruhundaki nemi bir nebze atabilir... 

hil'alem. 

http://hil-alem.blogspot.com/2011/03/jehan-barbur-istanbulun-krk-kalplerinin.html http://hil-alem.blogspot.com/ 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 913
Kayıt tarihi
: 09.03.11
 
 

Darüşşafaka Mezunu. Marmara Üniversitesi Almanca İşletme bölümünü bitirdi. Şu an Pazarlama İletişimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster