Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ocak '08

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
481
 

Kâğıt mendil ile 2008

Kâğıt mendil ile 2008
 

Sekizinci yılına girerken milenyumun, hesaplaşmak yok dedim. Çünkü dört işlemi hiç elden bırakmadığım hâlde evdeki hesap çarşıdakine uymuyor: Sektörün ağır işçisi olup çalışma saatlerini önceden bilememenin dayanılmaz acısına, haftalık programına katıp da kaçırmak istemediğin, Internet'ten ucu ucuna yakaladığın biletlerin gizli sevincinin hafifliği değil de planını uygulayıp uygulayamayacağın ikirciği ekleniyor. Bu döngüyü bitirmenin yolu yok, öyleyse bilanço da yok!

Öyle çok temizlik kâğıdı kullanırım ki; bir zamanlar, yemekhanede kâğıt peçete yerine verilen pelur kağıtlarını çok doldurmuşum; tepsiyi teslim ederken görevli hanım 'Kızım, kâğıt mı yedin?' dedi. O zamanlar o görevlinin söyledikleri beni çok düşündürmüştü. Şimdi çay, kahve içtiğimiz bardaklar bile kâğıttan. Geri dönüşüm işi acımı hafifletiyor. Fabrikada, işletme eğitimi alan bir arkadaş demişti, kâğıdı tüketeceksin ki kâğıt üreticisi de para kazanıp senin ürettiğini satın alabilsin; çemberi tamamlamadan olmuyor. Bu döngüyü bir yerde kesmenin yolu yok, öyleyse hesaplaşmak da yok!

Tüketici olarak çok mükemmeliyetçiyim. Klimanın perdesini yitirip, onaracakları motoruyla birlikte yok olan teknik servisten umudu kesince ve Türkiye temsilcisi de 'İstersen Bush'a şikayet et!' deyince Prezidınt'a yakın bir semtteki klima üreticisinin genel müdürlüğüne olanları yazıp anlattım; iki yıldan fazla uğraştırdıkları için 'Elindekini at, başka ucuzunu al; istersen Bush'a anlat' dendiğini de aktarmak boynumun borcu oldu. Üç ay kadar sonra, bu sıcak kentin cayır cayır sıcağında, güneşe karşı salonumuz bu yaz rahat nefes aldı. Bir-sıfır!..

Derken 2007'nin Nisan ayında iki aile büyüğüne satın aldığım iki cep telefonu da birbirinden habersiz, sekizinci ayda, aynı arızayı yaptı. Markanın teknik servisi üç aydan fazla telefonları elinde tuttu, onarıldı dediklerinde onarılmadığı için geri verildi, telefon sahipleri (kronik hastalıkları var) zor günler geçirdi; şikayetler, geri bildirimler gibi uygarca iletişim biçemlerinin sonuncusu markanın Türkiye temsilcisini aramak oldu, 48 saat dolmadan iki yeni telefon gönderildi... İki sıfır mı?..

Hayır! İki yeni telefonda da yine aynı hastalıklar var ve markanın Türkiye'sini arayıp bilgi verdiğimde markanın teknik servisinde onarılması önerildi. Aynı sıkıntıyı çekmeye yüreğim dayanamayacaktı, o nedenle yurt dışına yazmaya karar verdim: Bu markanın o iki modelinin toplatılmasını isteyeceğim de... İşte yine çember tamamlandı. Bu döngüyü bir yerde durdurmanın yolu yok, öyleyse hesaplaşmak niye!

Semt sakini olarak da mükemmeliyetçiyim. Bir alt sokağımızdaki metruk evlerin onarılması, tel çitle çevrilmesi konusunda belediyeyle uzun uzun konuştum, fotoğraflar çekip gönderdim. Telle çevirdiler, evlere yine de giren çıkan oluyordu. Zaten üç tanesi yıkıldı ve yanına park etmiş araçları yamyassı yaptı, neyse ki içinde insan yoktu. Yanından geçmek bile tehlikeliydi, sonunda bu masal evleri onarmak ya da yıkıntıyı temizlemek yerine kapı ve pencereleri çimento döküp tıkadılar. Nasıl yöntem ama? Alis Harikalar Ülkesinde! Kaç sıfır?

Bir de, doğal gazcıların asfaltını yapmadan bırakıp gittikleri kanal, ilk yağmurda boşalmaz mı! Binamızın çevresi bir adam boyundan yüksek hendekle çevrildi. Gelip evimizi emniyet şeridiyle sardılar. Hendekten aşağıya giden topraklar da metruk evler sokağına doldu, araçlar çamura saplandı. Bu arada, Expo 2015'e koşuyoruz. Telefonda saçımı başımı yolduğumu belli etmemeye çalışıyorum ama doğal gazcı nedense gülüyor, 'Olur böyle şeyler' demeye getiriyor. İki gün sonra toprakları metruk evlerin önünden toplayıp hendeğimizi tıkadılar. Bir-sıfır? Hayır! Bizim binanın girişine gaz boruları uzatılacakmış. Çalıştı arkadaşlar, sonra bizden bu kadar, deyip apartmanın en çok altı otomobil park edilen bahçesini topraklayıp adeta bataklığa dönüştürüp gittiler. Aradan bir süre daha geçti, bahçeye dozer girdi! Gerçekten! Toprakları kepçesine aldı, gitti... Bahçenin sağlam kalan betonu da kırıldı ve apartmanın temeli çatlayacak sandık. Yine kimsecikler uğramadı, yöneticimiz de sinirden şişmiş durumda, bir adam kiralayıp ortalığı düzelttirmeye çalıştı. Bu çember de tamamlandı. Bu yılın bilançosu artıda mı, ekside mi anlayamadım.

Kağıt mendil kullanmak iyidir. Paketinden temiz bir tane çıkarıp ucunu hırsla ısırabilirsiniz, o gürültüsüzdür. Döngülerde her türlü didinmenizde yanınızdadır. Elinizden düşürmeyin, usulca erir; sonra yenisine geçersiniz. Dosttur, destek olur; sakinleştirir de. Hesapsız kitapsızdır... Bilanço mu demiştim?..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yüzyıllar geçiyor,yıllar neki,"hayatlar bitiyor,yıl neki, devletler bitiyor,halklar telef oluyor, yıllar neki, gerçekten çok haklısınız, önemli olan birdeveletin halkının yaşam standartlarınıyükseltmekiçinbüyük uğraşlar vermeli,bence gerisifasa fiso..ama ne olursa olsun yeni yıl sana sağlık,mutluluk,huzur ve tüm dileklerinin gerçkeleşmesi" dileğiyle..kendine iyi bak en derin sevgi ve sayglarımla..

Mehmet EREN 
 01.01.2008 12:41
Cevap :
Mehmet Bey, teşekkürler; sizin de yeni yılınız kutlu olsun:) 2007 biterken herkese, yurtta ve dünyada herkesle barışık, sağlıklı, başarılı ve esenlik dolu güzel günler diledim.  01.01.2008 15:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 101
Toplam yorum
: 158
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 2394
Kayıt tarihi
: 18.11.07
 
 

İzmir'den merhaba! İzmir'de, Göcek'te, Marmaris'te, Milas'ta, Söke'de, Bodrum'da sonra yine İzmir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster