Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mayıs '08

 
Kategori
Deneme
 

Kadın olmak

Yanımda oturuyordu. Uzun saçları rüzgarda savrulurken, başını hafifçe arkaya atıyor, yüzünde dağılan saç tellerinden sıyrılmaya çalışıyordu. Rüzgarın etkisinden kurtulmak için biraz daha yaklaştı.

Çantası kucağındaydı. Aniden aklına gelmiş gibi irkildi, çantasının fermuarını açtı, iki yuvarlağın üst üste gelmesiyle oluşan bir ayna çıkardı, kapağını açıp, sol eline aldı, aynaya bakarak yüzünü inceledi.

Sabah evden çıkarken makyaj yapmamıştı. Aslında yapmasa da olurdu, doğal güzelliği ona yetiyordu. Diri ve gergin bir cildi vardı.

Vapur Üsküdar’ı geride bırakıp, Beşiktaş’a doğru ilerlerken, bir simit parçası atan olursa kapma telaşında olan martılar arkalarından yarışırcasına kanat çırpıyordu. Yakınlarında başka kimse yoktu, hava serin olduğu için yolcular genelde içeride oturmayı tercih etmişti.

Çantasının gözüne eline soktu, ucu küt bir kalem çıkardı, aynayı biraz daha yaklaştırıp, göz kapaklarını maviye boyadı. Boyama işi bittikten sonra kalemi çantanın cebine koydu, aynı yerden kaleme benzer siyah bir çubuk çıkardı. Bir ucunu çekince bunun kirpiklerine rimel sürmek için kullandığı minik fırça olduğu anlaşıldı. Aynayı sol gözüne iyice yaklaştırdı, göz kapaklarını daha çok açtı, fırçayı dikkatli bir şekilde üst kapaktaki kirpiklerin dibinden ucuna doğru hareket ettirdi. Bu hareketi birkaç kez tekrarladıktan sonra sağ gözüne de aynı işlemi uyguladı. Göz kapaklarını kırpıştırarak, alt kapaktaki kirpiklerin de boyanmasını sağladı.

Dudakları dolgun, üste doğru kıvrıktı. Dudak kenarlarında ince çizgiler vardı. Ağzının sağ tarafındaki ben ona değişik bir hava veriyordu. Rimel kalemini aldığı yere koyup, pembe bir ruj çıkardı, önce üst, sonra alt dudağını itinayla boyadı. İki dudağını ısırır gibi yapıp, rujun tam yayılmasını sağladı.

Sıra yanaklara biraz fondöten, biraz da allık sürmeye gelmişti, onu da halletti. Aynaya bakarak yüzünü son kez genel bir kontrolden geçirdi, ardından aynayı da çantaya koyup, toparlandı.

Koluma girdi, “Nasılım?” diye sordu.

Onu hayranlıkla izliyordum. Birkaç dakikada nasıl da değişmişti. Dudaklarından öpecektim ama utanır diye yapmadım, yanağına sıcacık bir öpücük kondurdum.

“Nefis oldun” dedim. “Sen benim prensesimsin.”

Vapur Beşiktaş iskelesine yanaşıyordu. Boğazı beş dakikada geçmiştik.
Elinden tutup, vapurun ucuna doğru yürürken, “Helal olsun sana, beş dakikada beşiktaş” dedim. Yüzüme baktı, “Bana mı dedin?” diye sordu.

“Yok canım, kaptana söylüyorum, baksana nasıl da hızlı geldik” diye karşılık verdim.

Gülümsedi, imalı sözlerimin ne anlama geldiğini anlamıştı.
Vapurdan indik, sarılarak yürüdük…

 
Toplam blog
: 121
: 1472
Kayıt tarihi
: 23.08.07
 
 

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü mezunuyum. 28 yıllık g..