Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Şubat '07

 
Kategori
Sevgililer Günü
Okunma Sayısı
1311
 

Kadınlar aslında 14 şubat' ta ne ister?

Kadınlar aslında 14 şubat' ta ne ister?
 

Bu gün, “Sevgililer Günü” ya da “Aziz Valentine Günü” adı altında kutlanan, eski tüfek solcuların ağzıyla “emperyalizmin tuzaklarından biri” olan, toplumu hediye, hiç değilse bir gül almaya zorlayan, özel bir gün. Son yıllarda Türkiye’de de keşfedilen 14 Şubat için artık günler öncesinden sanal ve gerçek tüm mağazalar gezilip, verilecek hediyeler özenle seçiliyor; hatta bu gecenin şerefine süslenmiş hanımlara amade lüks arabalar akşam trafiğini adeta bir yılbaşı gecesi gibi kilitliyor, günler öncesinden özel mönülerini duyuran otel ve restaurantlar dolup taşıyor. Bir de Yeni Dünya’dan özenerek, romantikliğine romantiklik katmak adına nişan, nikah gibi özel günlerini 14 Şubat’a denk getiren çiftlerimiz; evlenme teklifini filmlerdeki gibi o gece sevdiği kadının önünde diz çöküp yapan erkeklerimiz bile var artık çok şükür.

Son bir haftadır ofiste, evde, dost sohbetlerinde hep bu konu var dillerde. Herkes şaka yollu birbirinin ağzını yokluyor. Hediye konusunda hanımların beğeni ve beklentileri daha bir ön planda; dolayısıyla onların aralarındaki bu gizli rekabet beylerin uykularını kaçıran bir kabusa dönüşüveriyor her Şubat ayında. Zira hanımların bu konudaki hayal kırıklıklarını dile getirmelerinin ne şekilde olacağı ve ne kadar süreceği üzerine tahmin yürütmek bile bir erkeğin tadını kaçırmaya yeter! İşte ben de, bu tür sohbetlerde, kadınlar 14 Şubat’ta en çok ne almak ister sorusuna her muhatap kaldığımda, cevabı geçiştirdim; blog’da okursunuz deyip, ratingimi yükseltme şansımı zorladım.

Simdi ilk sözüm bu günü ısrarla reddeden beylere olacak. Aslında biz de hiç önemsemiyoruz buna inanın; ama 364 gün eve çiçekle gelseniz, telefonumuza sevgi dolu mesajlar yollasanız bile 14 Şubat’ta ailemize, arkadaşlarımıza, hatta çocuğumuza karşı en sevdiğimiz, değer verdiğimiz erkek tarafından unutulmadığımızı, önemsendiğimizi göstermek en doğal hakkımız. O yüzden bir demet gül, bir kutu çikolata ya da küçük bir oyuncak ayı ile yaratacağınız mutluluğu bizden de kendinizden de esirgemeyin derim. Ne de olsa bizim bu mutluluğumuz size sevgi, ilgi, arzu olarak geri dönecektir. Daha büyük hediyeler almak istiyorsanız da hayır demeyiz mutlaka. Yine de kadınlarınız hatırlanmışlığın yanında üzerinde ince ince düşünülmüş, kafa yorulmuşluğu da isteyecektir seçtiğiniz hediyede; aklınızın bir köşesinde bulunsun bu. Mesela pahalı, güzel kokan, ünlü bir parfümü almak yerine bileşimi onun fiziki özelliklerine göre hazırlanmış, adı sanı duyulmamış bir kokuyla karşısına çıkarsanız onun gözünde özel bir erkek olacağınızı bilmelisiniz.

Bu kadar faydalı bilginin yanında bir de işin felsefi yönü var elbette. Biz kadınlar hediyenin niteliğiyle ilgilenirken, her konudaki detaycı bakış açımızı bozmaz çok daha başka şeyler de isteriz erkeklerden aslında. O kalp şeklindeki kutulara çikolata, yüzük, çiçek vs. koyup hediye edenler kabulümüz elbette ama esas istediğimiz o kutuya hayatını, bizim hayatımızın yanına koyabilen erkekler. Hangi şartlarda yetiştiğimize, ailemizin toplumsal statüsüne, banka hesabımıza, vücut ölçülerimize aldırmayan erkekler. Bizi ve ilişkimizi kategorileştirmeyen, koşulsuz seven, sadakati hatırlayan, hayatı her şartta paylaşmaya hazır, sevdiğiyle seviştiği kadar arzuyla dost olabilen, onun sevgi, şefkatle bakan gözlerinin önünde yaşlanmak isteyen erkekler.Ya da bizi bir öpücükle cadının tılsımından hayata döndürecek prenslerin, düşmanlarımızın rüzgar kollarıyla korkusuzca savaşacak şövalyelerin günümüzde hala var olduğuna inandıracak; hayata bakışımızı mutlu, doğacak çocuklarımızı şanslı kılacak erkekler.

Her nerede iseler, bu 14 Şubat’ta karşılaşmak dileğiyle.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan." İzninizle, Fıkramızı anlatalım. Bektaşi babası, kahvede, köşesinde oturmakta ve fokurdatarak nargilesini içmektedir. Yanında oturan, dikkatli bir gözle gömleğinin yakasına bakar ve "Ya baba erenler, kirlenmiş be, gömleğin," der. Babanın cevabı; "Yıkadım be evladım" olmuştur. Yanındaki ısrarcıdır; "Ya baba tekrar yıkayacaksın," Bektaşi yine, "Tekrar yıkadım be evladım." der, Bu cevabı da, alır ancak bıktıracak bir ısrarla, "Ya baba, sen örnek bir insansın, tekrar yıkayacaksın," deyince, Bektaşi babası dayanamaz; "Be, evladım, senin Bektaşi baban, bu dünyaya gömlek yıkamaya mı, geldi?" der ve konuşma noktalanır. Kadınlarımız; Annemizdir, eşimiz, arkadaşımız. Hepsi tamam... Adamın bir gözü kördür. Yirmi yılsonunda evine, eli boş gelir, Hanımı, kapıda, önce eline, sonra yüzüne bakar, "Yahu bey, senin bir gözün kör’müydü diye sormaz mı? Adamın cevabı; ","Bir gün yüzüme mi, baktın ki, bileceksin," Olmuştur. Hoşgörünüzle ve sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 15.02.2007 18:00
 

..anlayamadıgım şey,yazınızda sanki sevgili denen şey kadına ait bir kavram da erkekler de bunun için üzerine düşeni yaparlarsa o kadınlarda mutlu olacaklar gibi bir anlam var sanki..umarım erkegin de bir sevgili oldugu ve çogu zaman oldugu gibi,ancak erkek duyarlı davranırsa mı bunun karşılıgı yol su elektrik olarak geri dönecek dersiniz:))beklentili sevmeler degil,sevdalı koşulsuz sevmeler dilegile,sevgiler..

mehmet selim 
 14.02.2007 14:45
Cevap :
Valla çok haklısınız kesinlikle ama ben yazıyı kadınların bakış açısından yazmıştım. Elbette aynı şey erkekler için de geçerli. Sevgiyle kalın...  14.02.2007 15:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 47
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1649
Kayıt tarihi
: 14.10.06
 
 

Merhaba, Okumaya olan sevdam beni yazmaya yöneltti ve artık sevgili dostlarımın da yüreklendirmesiyl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster