- Kategori
- Spor
Kadınlar futbol oynayamaz...!

Ya öyle … Çünkü onların iki ayakları yok; onların beyinleri yok, gözleri de yok…Nasıl oynasınlar?
Bir arkadaşımız bu konuda yazı yazmış kendinden gerekçeler getiriyor. Kadınların zarif varlıklar olduğunu, bir ağır spor olan futbolun altından kalkamadıklarını. Oynadıkları zaman da rezil olmasalar bile ezildiklerini; kendince anlatıp, savunuyor.
Kadınlar boks yapıyorlar mı? Evet, yapıyorlar…
Kadınlar karate yapıyorlar mı? Evet, yapıyorlar…
Kadınlar güreş yapıyorlar mı? Evet, yapıyorlar…
Kadınlar dünyanın en ağır diye gösterilen, Maraton gibi, Pentatlon gibi çeşitli atletizm branşlarında da gayet başarılılar. İsteyenler, sahaya, uluslar arası yarışmalara girip gayet güzel dereceler alıyorlar.
Hem kadınlar hangi spor branşına girseler, o sporun kaba yönlerini törpülüyor ve seyredilecek, göze hoş gelen yanlarını öne çıkarıyorlar.
Ben şahsen Bayan Türk Voleybol Milli Takımı’nın maçlarını hiçbir zaman kaçırmamaya gayret ediyorum.
O, ne azimdir; o ne, güzelliktir…
Çok çalışıyorlar ve dünyada çok da başarılılar.
Bu kadar azim, istek ve başarıdan sonra nasıl kadınlar fubol oynamasın, kadınlar güreş yapmasın, kadınlar koşmasın, kadınlar atletizm yapmasın diyebiliriz. Bence bu bazı çevrelerin sık sık dile getirdikleri. “kadınlar spor yapmasın , kıçı başı görünüyor; sonra günaha giriyorlar, bizi de günaha sokuyorlar…” savunması kadar abestir.
Zaten dünya, kadınlarını çarşaflayıp, paketleyip evlere tıkmış ülkelerle dolu… Onlar ne kadınlarına atletizm yaptırıyorlar (belki evde!) , ne koşturuyorlar… Yapsalar bile çarşafla. Olur mu yav… Ama kafa, o kafa …
Bu yüzden (aman o günah, bu da günah…) düşüncesi yüzünden dünyada milyonlarca genç kız spor yapamıyor, alanlara çıkamıyor; yüzemiyor ve dolayısıyla özgürlüğünü kullanamıyor.
Peki, bu ne? Akıl işi mi, fikir işi mi?
Bazı insanlar çıkıyorlar öteki insanlara falan, filan işleri yasaklıyorlar. “size yakışmaz…” diyorlar. Niye? “Kadınlar zarif varlıklarmış, öyle sahaya çıkıp, sağını solunu göstererek spor olmazmış…!
Ama dünyada oluyor? Bütün dünya ülkelerinde Kadın Futbol Takım’ları var. Bunların ligleri var. Kendi aralarında futbol maçları yaptıkları gibi uluslar arası futbol müsabakaları düzenleyip , kendi aralarında sıkı maçlar yapıyorlar ve gördüğüm kadarıyla çok mutlu oluyorlar. İşte yakın zamana ait bir kadın uluslar arası futbol müsabakasının çizelgesi :
.......................................................
Nov.28.2012
AFC U17 Women's Championship
Uzbekistan U17
07 : 30
Iran U17
India U17
11 : 30
Sri Lanka U17
Hungary - Nöi Magyar Kupa
Ferencváros
20 : 00
Metis-Plantur 39
Italy - Serie A
Brescia
15 : 30
Torres Calcio
Switzerland - Nationalliga A
St. Gallen
21 : 15
Basel
Switzerland - Nationalliga B
Malters
21 : 00
Neunkirch
............................................................
Çünkü spor alanı, insanı alabildiğine mutlu yapan , dünyadaki 4-5 şeyden biridir.
İnsan denizde yüzerken , sanki, yunuslarla yarış ediyor gibi gelir… ne kadar mutludur insan. İnsan koşarken mutludur, tırmanırken, atarken ve atlarken… İnsan sporun her dalında özgün yarışırken; yaparken çok mutluluk duyar. Hele futbolda, insanlar bir araya gelirler ve bir başarıyı ortaklaşa paylaşırlar. Sahadaki 11 kişinin başarısını, mutluluğunu, günü gelir tribünlerdeki 100 bin seyirci de paylaşır, onlarla birlikte mutlu olur.
Kadınlar spor, yapmasınlar ; futbol oynamasınlar yazık oluyormuş… Asıl onları bu haklarından mahrum ederek bize yazık oluyor. Çünkü ileri gitmiş bütün dünya ülkeleri bir ülkenin kalkınmışlığını, medeniyetini bir bakıma kadınların toplum hayatında aldıkları yere göre ölçüyorlar. Kadınların saygınlığı yükseldikçe, sen de yükseliyorsun. Kadınları ev kapattığın müddetçe , sen de alçalıyorsun. Ne dersen de… Eğer kadının mutluysa, sen de mutlusun, ülken de mutludur.
Ama ne yazık ki spor yapmayan kadın, gerçekten mutlu olamaz. Mutlu gibi görünür ama mutlu olamaz.
Biz de hangi milletvekilinin , bakanın hanımının, çocuklarının ayaklarına eşofmanlarını girip, spor keslerini takıp , sahalara çıkıp spor yaptığını gördünüz… Yapmazlar. Niye? Çünkü onların kafalarına göre böyle şeyler “ayıp”tır ve “günah”tır… Ve dolayısıyla kadınlarımızı kapar, bohçalar evlere tıkarız. Onlar da “kaderimiz böyleymiş…” deyip otururlar.
İşte Batı, ile Doğu’nun farkı bu. Kadınlara verdiğimiz önem ve onlara spor yaptırma özgürlüğü vermemiz veya yasaklamamız. Hangi ülkeler kadını spor yapmaktan şu veya bu şekilde alıkoyuyor, o ülkeler Geri Kalmış Ülkelerdir. Kadınları, istedikleri sporu, istedikleri gibi yapan ülkeler ise “Özgür” ve kalkınmış ülkelerdir.
Avrupa’da ve Amerika’da kadın ligleri, uluslar arası karşılaşmalar sürüp gidiyor.
İsve’te lisanslı kadın futbolcu sayısı 480 bin’miş … bizde , Türkiye’de bu sayı 850 tane… İşte teşviki, özendirmeyi gördünüz mü?
Hani “sağlam kafa sağlam vücutta olurdu..!?”
Onu bunu bilmem, kadınlarına , kızlarına sahalarını , dar eden ülkeler yaşayamazlar…
Kaldı ki bizim ninelerimiz, onların nineleri hep at sırtında Orta Asya bozkırlarında koşturup durmuşlar. Şimdi atı görse, korkacak kuşaklar yetişiyor. Buna ne dersiniz.
Kadınlarımızın ve ulusumuzun mutlu olmasını istiyorsak, onlara spor yaptırmalıyız. Spor alanlarını onlara kısıtlamamalıyız.
Spor mutluluk demektir, unutmamalıyız.