- Kategori
- Sağlıklı Yaşam
Kadir İnanır kansere yakalanmamış!

63 yaşındaki sanatçının Ciğerlerinde üşütmeden kaynaklı ödem oluşmuş.
Batıl inançlarım yoktur genelde. Ancak 2012 yılının uğursuz başladığını düşünüyorum. Baksanıza ölüm ya da Kanser haberleri ne kadar da fazla..
Efsane sanatçı, Kadir İnanır’a Akciğer kanseri teşhisi konmuş. Ve 63 yaşındaki efsane isim tedavi altına alınmış, şeklindeki haber hepimizin canını sıkarken, biraz önce yakınlarının yaptığı açıklamada akciğerlerinde üşütmeden kaynaklı ödem oluştuğu ve ciddi olmadığı yönünde. Ayrıca ünlü sanatçı şu anda bel fıtığı ameliyatında bulunuyormuş. Acil şifalar diliyoruz
Doktorların yaptığı açıklamalara göre Kanser’in Türkiye'de son yıllarda giderek artan oranlarda görüldüğü ve ölüme neden olan hastalıklar arasında kalp damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer aldığını söyleniyor. Yanlış beslenme alışkanlıklarının yetersiz fiziksel aktivite ve hareketsiz yaşamın, sigara ve alkol kullanımının, güneş ışınlarına yoğun olarak maruz kalınması ve stres gibi etmenlerin kanserin oluşmasına neden olan başlıca faktörler olduğunu belirtti. Hatalı ve dengesiz beslenme alışkanlıkları ile besinleri yanlış hazırlama ve pişirme yöntemlerinin kanser, kalp damar hastalıkları, şeker hastalığı ve gut gibi hastalıkların oluşumunda büyük rol oynadığı ise biliniyor.
Ve özellikle gözden kaçırılan bir konu ise, Yüksek enerjili diyetler, fazla vücut ağırlığı veya şişmanlık kanser riskini artırmaktadır. Yapılan çalışmalarda şişmanlığın kanser riskini artırdığına dair ciddi kanıtlar bulunmaktadır.
Peki Kanser’e karşı Nasıl önlemler alabiliriz?
Beslenmede hayvansal kaynaklı protein alımının yanı sıra mutlaka bitkisel kaynaklı proteinlere (kurubaklagiller, fındık, ceviz, fıstık vb. yağlı tohumlar) de yer verilmelidir.
Doymuş yağ ve kollesterol alımınızı azaltmak için az yağlı et ve tavuğu, yarım yağlı süt ve ürünlerini tercih edebilirsiniz. Yemeklerinizi az miktarda yağ kullanarak sıvı yağlarla pişirebilir ve yağ kullanımını azaltabilirsiniz.
Kolesterol içermemesine karşın damarlar için zararlı olan trans yağ asitlerini içeren katı margarinlerin tüketilmesi önerilmemektedir
Hatalı pişirme yöntemleri oaln,"Besinlerin kızartılarak, tütsülenerek ve mangalda ateşe yakın tutularak yapılan pişirme yöntemleri besinlerde bazı kimyasal karsinojenlerin oluşumuna yol açmaktadır.
Etin hafif-orta sıcaklıkta ve ızgara, fırında pişirme ve haşlama gibi pişirme yöntemleri kullanılarak uzunca süre pişirilmesi kimyasal karsinojenlerin oluşumunu en aza indirmektedir.
Kızartma işlemi mümkün olduğunca az kullanılmalı, eğer kızartma işlemi kullanılacaksa ete un, nişasta, ekmek kırıkları veya soya proteinleri gibi su tutucu maddelerin eklenmesi gerekmektedir.
Sebzelerin doğradıktan hemen sonra pişirilmesi, pişirme sularının dökülmemesi vitamin kaybını büyük ölçüde azaltacaktır. Kurubaklagillerin ve makarnanın haşlama sularının dökülmemesi suda eriyen vitaminlerin (özellikle B grubu) korunmasını sağlayacaktır.
Besinleri Saklama Koşulları ve Küfler: Nemli ve sıcak ortamlarda saklanan tahıllarda, yağlı tohumlarda (fındık, fıstık, ceviz gibi), incir, kayısı gibi bazı kuru meyvelerde ve baharatlarda çoğalan bazı mikroorganizmaların ürettiği bazı toksinlerin (aflatoksin) özefagus ve karaciğer kanserlerine neden olduğu bilinmektedir. Bu nedenle depolama uygun koşullarda, buzdolabı ve serin depolarda yapılmalı ve küflenmiş besinler üzerindeki küfler atılsa bile hiçbir şekilde tüketilmemelidir.
Özelikle küflendirilerek satılan küflü peynirler de kesinlikle tüketilmemelidir. Besinlerin Muhafaza Edildiği Kaplar Ve Plastikler: Özellikle yoğurt, tarhana, pekmez, salça, reçel ve turşu gibi besinlerin boşalmış deterjan veya ilaç kutularında, boyalı plastiklerde saklanması, saklama kabından kurşun ve diğer bazı kanser yapıcı maddelerin besine geçmesine yol açar. Bu durum kansere yol açan bazı ağır metallerin ve kimyasalların vücuda alınmasına yol açar. Besinlerin saklanmasında boyalı olmayan cam kaplar her zaman tercih edilmelidir.
Tuz tüketimi: Yapılan çalışmalar diyette aşırı tuz alımı ve tuzlanarak saklanan (turşu, salamuralar gibi) besinlerin aşırı tüketiminin ve fermantasyon işlemlerinin özellikle mide kanserleri ile ilişkili olduğunu göstermektedir.
Alkol: Çeşitli araştırmalardan elde edilen bulgular alkol alımı ile kanser arasında bazı ilişkiler olduğunu ortaya koymuştur. Çok bira içenlerde kalınbağırsak ve rektum kanserleri, sert içkileri çok tüketenlerde ağız, baş ve boyun kanserleri, Bütün alkollü içkileri çok içenlerde karaciğer kanserleri daha sıklıkla görülmektedir. Sigara ile birlikte alınan alkol ise kanser riskini birkaç kat artırmaktadır.
Gıda katkı maddeleri: Besinlerde kullanılan bazı katkı maddeleri kanser oluşumunda önemli bir etkendir. Salam, sosis, sucuk gibi et ürünlerinin raf ömrünü uzatmak için koruyucu katkı maddesi olarak kullanılan nitrit ve nitrat tuzları, doğal veya yapay antioksidanlar, renk vericiler, yapay tatlandırıcılar dikkatli kullanılması gereken katkı maddeleridir.
Ve en önemlisi hareketsiz kalmamamız gerekmektedir. Uzmanlar yaptıkları açıklamalarda, günlük düzenli olarak yapılan orta şiddette fiziksel aktivitenin kolon kanserine karşı koruyucu etkisi olduğuna dair önemli kanıtlar bulunmuşlardır. Ve düzenli aktivite Meme ve akciğer kanserine karşı da koruyucudur. Mümkün olduğunca fiziksel aktivitelerimizi artırmaya çalışmalıyız.
Eğer günlük aktiviteniz düşük veya orta derecede ise günlük 45 dk- 1 saatlik tempolu yürüyüş veya benzeri bir egzersiz ( bisiklet, yüzme, tenis.) ve haftada bir kez de ağırlık çalışması önerilmektedir"
Kötü haberler bazen iyi sonuçlara neden olabilir insan hayatında, Kadir İnanır’ın asparagas da olsa kanser haberi hepimizin yukarıda yazanlara biraz dikkat ederek, hastalığı kendimizden uzak tutmak için çaba sarfetmemize neden olur belki..
Rahmetli babaannemin bir sözü vardı. “Eşeğini sağlam Kazığa Bağla Kızım, Ondan sonra Allah’a emenet et!”
Bizler sağlığımızı sorumak için bugüne kadar pek çaba sarf etmedik. Ancak bundan sonra önlem almamız çok geç değil… İş işten geçmeden..
Referans: basın bültenleri, egenethaber.com