​ Kağıttan gemiler... / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Kağıttan gemiler...

Kağıttan gemiler...
 

Kağıttan küçük bir gemi yüzüyor kirli suyun üzerinde. Kar gibi beyaz bir kağıttan küçük bir çocuğun yumuk elleriyle yapılmış.Yağmurdan arda kalan birikintinin üzerine eğilmiş kıvırcık bir baş.Küçük elleriyle itiyor inatla küçük gemisini.Tüm gücün kendinde olduğunu hissetmekten memnun. Gemi suyun içinde kayıtsız, çocuğun itip kakmalarına aldırmadan sürükleniyor.

"Sen mi yaptın onu?" diye soruyorum. Kendisiyle gurur duyarak başını sallıyor ve "Ama daha iyisini de yapabilirim." diyor. Bana öğretebileceğini söylüyor. Öyle tatlı ki ona karşı koymak imkansız. "Peki" diyorum. Evden kağıt alıp geleceğini söyleyerek koşa koşa uzaklaşıyor. Su birikintisinin başında bekliyorum. Kağıt gemi suyun içinde beyazlığını kaybediyor ve ince kağıdı suyun gücüne dayanamıyor, eriyor.

Çocuk koşarak geliyor.Saçlarının lüleleri koşarken tatlı tatlı dalganıyor. Elindeki kağıtlardan birini bana uzatıyor, bir tanesini de kendisine alıyor. İlerideki taşları gösteriyor ve oraya doğru yürümeye başlıyor. Onu takip ediyorum. Oturuyoruz. Kağıdı katlıyor ve benim de aynı şeyi yapmamı söylüyor. O ne yaparsa aynısını yapıyorum. Küçük elleri bu katlamaları çok kez yapmış gibi bilinçli hareket ediyor. Yüzünde ise işini çok iyi bilen bir zanaatkar ifadesi var. Bir kaç katlamadan sonra iki tane gemimiz oluyor. Elbette onun yaptığı çok daha güzel. Bunu ona söylüyorum. "Benim de ilk yaptığım seninki kadar kötü olmuştu" diyor beni teselli etmek istercesine.Gülümsüyorum. Demek benim yaptığımı beğenmemiş.

Ayağa kalkıyor. "Yüzdürelim mi?" diye soruyor. Ama bunu bir soru olarak değil, yaptığımızın olması gereken bir devamı gibi söylüyor.Gemiyi yaptıysak elbette yüzdüreceğiz, o böyle düşünüyor. Tekrar o su birikintisinin başına gidiyoruz. Küçük gemilerimizi suya bırakıyoruz. Ben bırakıp izliyorum, o ise gemiyi istediği yöne ustalıkla çeviriyor. Onun tüm hareketleri üzerinde kontrole sahip. Ara sıra gemisini eline alıyor, orasını burasını düzeltiyor. Bana dönüp "Onu yüzdürmelisin" diyor. Elimle usulca itiyorum. "Nasılsa batacak, değil mi?" diyorum. Bana dönüp "O zaman bir tane daha yaparsın."diyor. Onu yanaklarından öpüyor eve doğru yürüyorum.

Yol boyu bu küçük çocuğun farkında bile olmadan bana öğrettiklerini düşünüyorum.Ellerimizle yaptığımız hayat gemilerimizi, onu hayatın akışı içinde yüzdürüşümüzü ya da kendi kendisine yüzmesini bekleyerek kollarımızı kavuşturup izlemelerimizi, o kirli suyun içinde gemilerimizin batmasıyla yaşadığımız düş kırıklıklarını, yeni bir gemi yapma kararlarımızı düşünüyorum.Tam da bu ne yapacağını bilmez şaşkınlıkla kala kalmışken hayatın ortasında, yaptığım kağıt geminin battığını düşünürken ve içimde yeni bir gemi yapma hevesi yitmişken bu küçücük çocuk beni çimdikleyip daldığım karanlık rüyadan kurtarıyor.Yüzümde huzurlu bir gülümseme ve içimde beyaz kağıtlardan gemiler yapma hevesi...

Şimdi kar gibi beyaz bir kağıt lazım bana...Dünyanın kirli sularında yüzdürecek...

RESİM:Chanchal Mukherjee

 
Toplam blog
: 408
: 1090
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..