- Kategori
- Öykü
Kar ve gofret

Erimeden önce kar taneleri gülümsüyordu.
Evde ekmek bitmiş. Markete gitmem lazım. Montumu ve çizmelerimi giyip dışarı çıkıyorum. Bir kaç adım sonra kar yağmaya başlıyor. "Hay Allah! Eldiven almayı unutmuşum." Avucumu açıyorum bilinçsizce, bir kar tanesi konuyor usulca. Elimi yüzüme yaklaştırıyorum, o da ne? Erimeden önce gülümsedi mi bana? Yok artık! Yeni bir kar tanesi daha ziyaretime geliyor ve evet o da gülümsüyor. Nedenini, nasılını soracak değilim, rüyaysa da ne güzel.
Her iki avucumu da soğuktan kızarana kadar yağan kar tanelerine açıyorum ve her birine ben de gülümsüyorum.
Marketin önüne gelene kadar bu gülümseme alışverişi devam ediyor. Ekmeği ve bir de yeni çıkan gofretlerden alarak kendimi tekrar sokağa atıyorum.
Apartmana girmeden önce, etrafımda havalı bir dönüş yapmak için yanıp tutuşuyorum. E dönüyorum tabii.
İçeri girince mantomu portmantoya asıp, ekmeği ve gofreti poşetten çıkartıyorum. Ekmek ekmek kutusuna, gofretse afiyetle mideme gidiyor.
Oturma odasının penceresinden yağan karı izlerken, sokakta olanları düşünüyorum. Elimde, tadını pek sevdiğim gofretin boş ambalajı, öylece oturuyorum.
Kar diniyor ve "buraya kadarmış" diyerek yerimden kalkıyorum. Mutfaktaki çöp sepetine atacakken, gözüm ambalaja takılıyor. Üstünde, alırken hiç dikkat etmediğim, kocaman gülümseme çizimini görüyorum.
Ağzımda leziz mi leziz bir gofret tadı, yüzümde koca bir gülümseme, tekrar başlayan karla oynamak için dışarıya koşuyorum.
Çimen Erengezgin