- Kategori
- Kitap
Karamazov kardeşler

“İnsanlar peygamberleri kabul etmez onları öldürür ama, mucizelerini severler, yok ettiklerini kutsallaştırırlar. ” İnsan oğlunun derin iç çelişkilerini bu cümleden daha iyi ne özetleyebilirdi ki. Kitap baştan sona insanın kendisi ile mücadelesini yani iç çelişkilerini, hayalkırıklıklarını ve insanca olan korkularını veriyor.
Para, aşk, din, ahlak, felesefe, ölüm ve cinayetle mükemmel harmanlanmış insanın akıcılığından kendini alamadığı bir kitap. Yaşamda ki çelişik duygularımızın ustaca harmanlandığı ve gel-gitlerimizi bize yansıtan bir kitap.
Sevgiden kopan bir hayatı özetler şu cümle. “Hayatımı başkalarınıa seve seve verirdim, fakat bu mümkün değil. Çünkü sevgi uğruna feda edilecek ömrü yitirdim, arada derin bir uçurum kaldı. ” Çocukluğumuzdan kopalı beri sevgiyle yaşanacak bir ömrümüz kaldımı? Ben bu soruya herkesin farklı bir yanıtı olacağını düşünüyorum. Bu yüzden hep bir yanımız belki çocuk kalmalı çelişkili bir hayattan kurtulmak için.
Kaybettiğimiz saflığı cehennem ateşiyle vurguluyor dostoyevski, “şimdi cehennem ateşinin, maddi bir ateşin sözünü edenler oluyor, bu sırrı derinleştirmeye cesaretim yok. Genede şöyle düşünüyorum oradaki ateş gerçek bir ateş de olsa içinde yananlar manevi ıstıraplarını unutmak için bir an olsun acısına seve seve katlanırlardı” kendimize yaşamı ıstıraplı hale getirmeden ve saflığı yitirmeden ne kadar zamandır acı çekiyoruz.
“öteki hayata inanmayan filozof ölür, filozof ölür ama birde bakar ki ölümsüzlük var, şaşırıp kızar. Bu benim inançlarıma aykırı der. ” Hayatın çelişkisi karşısında hangimiz şaşırmayız ve hangimiz yanıtını bulamadığımız nice soruya yanıt ararız.
Ve cezası karanlıkta bir katrilyon km yürüme cezasıdır filozofun. Filozof itiraz eder “gitmeyeceğim” der bir yıl yatar sonra kalkıp yürümeye karar verir sonsuza kadar yatmakla katrilyonlarca verst yürümek arasında ne fark var ki? Peki yolu bitirince nemi olmuş? Yanıtını okuduğunuz kitapta bulacaksınız belki.
Sonra inançla inaçsızlık arasında ki yaşama yapılan nice göndermeler bulacaksınız. Ve günah çıkarmaya gelen gözyaşları içindeki kız, papazın randevu talebine maruz kalacaktır. İki yüzlü ahlak anlayışı yüzümüze tokat gibi çarpar. Yeniden sorgulama ihtiyacı duyarız değerlerimizi.
“aşk ancak ömrün kısa bir zamanını doyuracak” der. İnsan ruhunun derinliklerindeki çelişki ve korkularına gönderme yaparak. Baba ile oğul un ortak aşkı ve kavgası aşkın yüceliğini, vazgeçilmezliğini ve kirlenmişliğini de bize ustaca anlatır yazar.
Sonra “vicadan da neymiş onu ben icat ettim” tanrısallığa ulaşan bir yol çizer vicdan dan vazgeçmeyi öğütleyerek. Bunun içindeki ıstırab tattırarak. Evet insan oğlunun geldiği nokta bu. Erdemli olamanın ağır yükü ve sorumluluğu da.
Her satır binlerce kez anlamlandırılacak kadar felsefe dolu, bu nedenle kitabı okurken çoğu zaman ayn satırları tekrar tekrar okuyup yeni anlamlar yükleyeceksiniz. Hukuk sisteminin ince bir eleştirisini de göreceksiniz. Bizim mahkemelerimizle batının mahkemeleri ve yargılama biçiminide kıyaslama şansına sahip olabilirsiniz. Bizde neden jüri yoktur? Hiç sordunuzmu kendinize, ben kitabı okurken kendime bir daha sormuştum.
Suç ve ceza ile birlikte en tartışılan eseridir karamazov kardeşler. Gerçekten muhteşem bir yapıt. Okumadıysanız çok şey kaybettiniz demektir.