- Kategori
- Futbol
Kasımpaşa canavarı Kartal'ı yutamadı

İkinci haftada Kasımpaşa önünde Beşiktaş’ın rahat bir galibiyet almasını bekleyenler yanıldılar. Süper Lig’in yeni ekibi karşısında 85 dakika ecel terleri döken siyah-beyazlılar, Ricardinho’nun ayağından maçın son bölümlerinde bulduğu golle üç puanı kurtardı. Beşiktaş, şampiyonluk yolundaki rakiplerinin kazanarak ilerlediği haftada testiyi kırmadan yoluna devam etmiş olabilir ancak bu maçın ardından Beşiktaş teknik kurmaylarının derinlemesine analizler yapması şart görünüyor.
Peki, neydi Beşiktaş’ı bu gece bu kadar sıkıntıya sokan ya da hangi sebeplerdi Kasımpaşa’nın bu güçlü direnişinin altında yatan?
Birincisi maçın bu renge bürünmesinde Kasımpaşa’nın uyguladığı taktik ve topluca hücuma çıktığı ilk pozisyonda golü bulması etkili oldu. Maç genelinde kendi yarı sahasında oynamayı tercih eden, ileri uçta bıraktığı hızlı ve güçlü forveti Kahne ile kontatak kovalayan mavi-beyazlılar, kademeli ve kalabalık bir savunma ile Beşiktaş’a rakip yarı sahada etkinlik gösterme şansı tanımadılar. Kilidi açmak için Beşiktaş her ne kadar oyunu kanatlardan oynamaya çalıştı ise de ilk yarı boyunca Nobre’nin çizgiden çıkarılan kafa şutu dışında Kasımpaşa başarıyla direndi.
İkincisi ise Beşiktaş’ın Ricardinho’nun önderliğinde, Delgado ile olduğundan çok daha yavaş rakip sahaya gidiyor oluşu. Delgado’nun dikine oynama arzusuna karşılık Ricardinho oyunu olgunlaştırarak ve takımını yarı sahaya yerleştirdikten sonra pozisyon hazırlamayı tercih ediyor. Hal böyle olunca da zaten katı bir savunma anlayışında olan rakip, defansta yerleşme fırsatını buluyor, çok daha güçlü direniş gösterebiliyor. Bugün Beşiktaş her şeye rağmen karşı kalede tehlikeler yaratıp iki de gol üretebildiyse, bunu öncelikle yıllardır pişmesi için kiraya verilen ve en sonunda dibi tutmak üzereyken Ertuğrul Sağlam tarafından Beşiktaş’a kazandırılan Serdar Özkan ile enerjik Şililisi Tello’ya borçlu. Bu iki isim aldıkları topları rakip yarı sahaya o kadar hızlı taşıdılar ki, Beşiktaş takımını da otomatikman peşlerinden sürüklediler.
Bu gece itibariyle Beşiktaş’ta gördüğümüz üçüncü aksaklık takımdaki santrfor eksikliği. Siyah-beyazlı ekipteki kredisini giderek tüketen Burak Yılmaz’ın bu gece Nobre’ye partner tayin edilişi ile Ertuğrul Sağlam tarafından görevden alınışı arasında bir kırk beş dakika var ki, ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Eğer Beşiktaş üç kulvarda mücadele edeceğim, ligde şampiyon olacağım, Şampiyonlar Liginde de varım diyorsa takımı acilen fizik gücü yüksek ve süratli bir santrfor ile takviye etmeli. Belki de tarif etmek yerine eskilerden iki örnek isim versek çok daha iyi olacak: Daniel Amokachi ya da Nihat Kahveci gibi… Tabi bu transferin kulübün tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallanan Bosque tazminatına bağlı olduğunu da hatırlamak gerek. Ne yazık ki kulüp yönetimlerinde iki yanlış bir doğruyu değil, çoğu zaman bir yanlış pek çok doğruyu götürüyor. Beşiktaş ileri ucundaki isimlerden biri, özellikle de Bobo sakatlık veya ceza sebebiyle eksik olduğunda, siyah-beyazlı ekip gol kısırlığı çekmeye mahkûm bir görüntü çiziyor. Aslında Ertuğrul Sağlam’ın ikinci yarıdaki Batuhan tercihi, “gençlere verilen önem” kadar “yönetime mesaj” içeriği de taşıyor. Anlayana sivrisinek saz…
Kasımpaşa maçının bitimiyle birlikte Beşiktaş, sezonu açtığından bu yana ilk kez hafta arası dinlenme fırsatı bulacak ki, şahsen bugünkü tempo fakirliğinin bir sebebinin de bu yoğun maç trafiği olduğunu düşünüyorum. Bugüne kadar kadro rotasyonu ile bu yorucu trafiği bir nebze olsun hafifleten Ertuğrul Sağlam, ilerleyen haftalarda önüne gelecek fikstürde yine aynı yolu izleyecek mi hep birlikte göreceğiz. Ancak şu ana kadar gözlemlediğimiz Ertuğrul Sağlam gerek oyuna müdahalelerinde, gerek “takım olma” yolunda, gerekse de çizdiği imajı ile Beşiktaş’ın bünyesi ile tam bir doku uyumunu yakalamış görünüyor. Ümit edelim Ertuğrul Sağlam koyduğu hedefleri bir bir kovalasın, Türk futbolu da Mustafa Denizli ve Fatih Terim’den sonra bir “Top Class” hoca daha kazansın.
Gecenin sonunda, Beşiktaş’lılar için geçen yıl gördüklerinden çok da farklı olmayan bir skor vardı tabelada. Fakat siyah-beyazlıların verdiği sinyaller geçen yıla oranla formasındaki siyah ve beyaz kadar farklı! Sözün özü, biraz çeki düzenle Kartal kanatlarını açacağa benziyor…
Peki, neydi Beşiktaş’ı bu gece bu kadar sıkıntıya sokan ya da hangi sebeplerdi Kasımpaşa’nın bu güçlü direnişinin altında yatan?
Birincisi maçın bu renge bürünmesinde Kasımpaşa’nın uyguladığı taktik ve topluca hücuma çıktığı ilk pozisyonda golü bulması etkili oldu. Maç genelinde kendi yarı sahasında oynamayı tercih eden, ileri uçta bıraktığı hızlı ve güçlü forveti Kahne ile kontatak kovalayan mavi-beyazlılar, kademeli ve kalabalık bir savunma ile Beşiktaş’a rakip yarı sahada etkinlik gösterme şansı tanımadılar. Kilidi açmak için Beşiktaş her ne kadar oyunu kanatlardan oynamaya çalıştı ise de ilk yarı boyunca Nobre’nin çizgiden çıkarılan kafa şutu dışında Kasımpaşa başarıyla direndi.
İkincisi ise Beşiktaş’ın Ricardinho’nun önderliğinde, Delgado ile olduğundan çok daha yavaş rakip sahaya gidiyor oluşu. Delgado’nun dikine oynama arzusuna karşılık Ricardinho oyunu olgunlaştırarak ve takımını yarı sahaya yerleştirdikten sonra pozisyon hazırlamayı tercih ediyor. Hal böyle olunca da zaten katı bir savunma anlayışında olan rakip, defansta yerleşme fırsatını buluyor, çok daha güçlü direniş gösterebiliyor. Bugün Beşiktaş her şeye rağmen karşı kalede tehlikeler yaratıp iki de gol üretebildiyse, bunu öncelikle yıllardır pişmesi için kiraya verilen ve en sonunda dibi tutmak üzereyken Ertuğrul Sağlam tarafından Beşiktaş’a kazandırılan Serdar Özkan ile enerjik Şililisi Tello’ya borçlu. Bu iki isim aldıkları topları rakip yarı sahaya o kadar hızlı taşıdılar ki, Beşiktaş takımını da otomatikman peşlerinden sürüklediler.
Bu gece itibariyle Beşiktaş’ta gördüğümüz üçüncü aksaklık takımdaki santrfor eksikliği. Siyah-beyazlı ekipteki kredisini giderek tüketen Burak Yılmaz’ın bu gece Nobre’ye partner tayin edilişi ile Ertuğrul Sağlam tarafından görevden alınışı arasında bir kırk beş dakika var ki, ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Eğer Beşiktaş üç kulvarda mücadele edeceğim, ligde şampiyon olacağım, Şampiyonlar Liginde de varım diyorsa takımı acilen fizik gücü yüksek ve süratli bir santrfor ile takviye etmeli. Belki de tarif etmek yerine eskilerden iki örnek isim versek çok daha iyi olacak: Daniel Amokachi ya da Nihat Kahveci gibi… Tabi bu transferin kulübün tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallanan Bosque tazminatına bağlı olduğunu da hatırlamak gerek. Ne yazık ki kulüp yönetimlerinde iki yanlış bir doğruyu değil, çoğu zaman bir yanlış pek çok doğruyu götürüyor. Beşiktaş ileri ucundaki isimlerden biri, özellikle de Bobo sakatlık veya ceza sebebiyle eksik olduğunda, siyah-beyazlı ekip gol kısırlığı çekmeye mahkûm bir görüntü çiziyor. Aslında Ertuğrul Sağlam’ın ikinci yarıdaki Batuhan tercihi, “gençlere verilen önem” kadar “yönetime mesaj” içeriği de taşıyor. Anlayana sivrisinek saz…
Kasımpaşa maçının bitimiyle birlikte Beşiktaş, sezonu açtığından bu yana ilk kez hafta arası dinlenme fırsatı bulacak ki, şahsen bugünkü tempo fakirliğinin bir sebebinin de bu yoğun maç trafiği olduğunu düşünüyorum. Bugüne kadar kadro rotasyonu ile bu yorucu trafiği bir nebze olsun hafifleten Ertuğrul Sağlam, ilerleyen haftalarda önüne gelecek fikstürde yine aynı yolu izleyecek mi hep birlikte göreceğiz. Ancak şu ana kadar gözlemlediğimiz Ertuğrul Sağlam gerek oyuna müdahalelerinde, gerek “takım olma” yolunda, gerekse de çizdiği imajı ile Beşiktaş’ın bünyesi ile tam bir doku uyumunu yakalamış görünüyor. Ümit edelim Ertuğrul Sağlam koyduğu hedefleri bir bir kovalasın, Türk futbolu da Mustafa Denizli ve Fatih Terim’den sonra bir “Top Class” hoca daha kazansın.
Gecenin sonunda, Beşiktaş’lılar için geçen yıl gördüklerinden çok da farklı olmayan bir skor vardı tabelada. Fakat siyah-beyazlıların verdiği sinyaller geçen yıla oranla formasındaki siyah ve beyaz kadar farklı! Sözün özü, biraz çeki düzenle Kartal kanatlarını açacağa benziyor…