- Kategori
- Güncel
Katılım sorunu
Katılım sorunu
Sosyal hayatta; birlikte düşünüp birlikte hareket etme kültürüne ihtiyaç vardır. Toplumsal yaşamda; sadece zorunlu ihtiyaçlarımızı karşılamakla sorumluluklarımız ve görevlerimizi tamamlamış sayılmayız. İnsan içinde yaşadığı toplumun ve dolayısı ile bir üyesi olduğu milletin ortak değerlerinden gelen sorumlulukları vardır. Örneğin üyesi olduğu bir derneğin kongresinde oy kullanarak en iyi yönetimin seçilmesinde üzerine düşeni yapmış olmalıdır.
Sendika üyesi ise sendikasının seçim süreçlerinde sadece oy kullanan bir üye yerine her aşamasında bulunarak en başarılı yönetimin oluşması için mücadele etmek zorundadır.
Seçme ve seçilme hakkı devredilemez anayasal bir haktır.
Ancak bu hakkın kullanımında, genel olarak tüm demokratik zeminlerde gelenekselleşmiş yanlışlar demokrasimizi zedelemektedir. Özellikle demokratik kitle örgütlerindeki seçim süreçlerinde yaşanan alışkanlıklar demokratik katılımı engellemektedir. Siyasi partilerin kongre süreçlerinde yaşanan gayri ciddi seçimler, üye ve delege yönetişim mekanizmasının dışına itmektedir. Dolayısı ile parti içi demokrasinin genel olarak siyasi partilerde kurumsallaşamadığını görüyoruz. Bu alışkanlıklardan yeni kurulan partiler bile kendini kurtaramıyor. Örneğin bir yörede, bir bölgede veya bir ilde nedense tüm partilerde siyaset yapanlar hemen hemen ayını kişiler ve tanıdık yüzler.
Ak Parti ve siyaset akademisi
Birinci siyaset akademisi tamamlanıp katılımcılara sertifikası verildi. Bu sertifikayı alanların aldığı eğitim, genellikle katılımı teşvik ve ‘siyasette ben de varım’ diyebilme cesaretini yaygınlaştırmayı amaçladığı söyleniyor. Daha çok kendini ifade etme ve düşündüklerini anlatabilme gibi kişisel gelişim yeteneklerinin işlendiği bu seminerlerle, siyasetin tabanda belli alışkanlıklardan kurtarmak istendiği ifade ediliyor.
Ereğli’de ve Bakacakkadı tesislerinde kasım ayında ikincisi başlatılacak olan bu seminerler; dışardan bakıldığında partinin propagandası amaçlanıyor gibi görünsede, seminerde görevli akademisyenlerin branşları politika değil.
Genel olarak yerel yönetimlerde etkin görev alma temelinde düzenlenmiş olan bu seminerlerin, yerel siyasetin alt yapısına nitelikli ve aktif insanlar yetiştirecek olması bakımından faydalıdır. Partilerin tabanındaki yatay örgütlenmelerde; katılım açısından yapılması gereken çalışmalar, politik eğitimden ziyade kendini ifade ve medeni cesaret kazandırma olmalıdır. Buralarda belirli yetenekler edinen üyeler daha yukarılarda yöneticilik yapabilecek becerilerle donatılmalı.
Bu siyaset akademisi projesiyle Ak Parti’nin; siyasetin çıtasını yükseltmeyi amaçladığı bizzat yetkililer tarafında dile getiriliyor.
Amaç bu olunca siyaseti eski alışkanlıklardan, diğer bir deyimle ahbap çavuş ilişkisinden kurtarmayı hedeflediği ortaya çıkar. Bu anlamıyla siyasi partiler bağlamında bu çalışma ilk ve tektir.
Demokratik katılım sürecinde siyasi partilerin rolü
Demokrasi deneyimimizin başından beri siyasi partilerin örgütlenme biçiminden şikayet edilmektedir. Üstelik bu şikayeti en çok dile getirenler de yine siyasi partiler. Parti içinde zamanla oluşan çıkar gurupçukları teşkilat dışı örgütlenmeler biçiminde işleyerek, demokratik kanalların adil işlemesini engellemektedir. Bu bakımdan partilerin dikey örgütlenmelerdeki yapılanmaya kapağı atanlar, yatay örgütlenmelerde görev alanları amele gibi görmektedir. Siyasi partiler; beceri ve projelerin yarıştığı, çaycısından genel başkanına kadar her kesin eşit sahiplik ve aidiyet duygusu ve hakkı içinde olabilmesi gerekir.
Partilerin çatısında eskiyen, çürüyen, asli görevlerini yerine getiremeyen kiremitler! aşağıdan yükselen yeni yeteneklerle değitirilebilmeli. Ancak bu yolla partilerdeki çürümenin önüne geçilebilir. Aynı zamanda partilerin ilkesel yanının kişilerle kaim olmamalı ve kişilere göre yön değiştirmemelidir. Bu bakımdan Ak partinin taban eğitimi çalışması yapması ve tabanındaki siyaset kültürünün akademik bilgilerle tazelemesi modern siyaset geleceğine yönelik atılmış güzel adımdır.