Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mayıs '17

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
125
 

Kırmızı Saçlı Kadın

Kırmızı Saçlı Kadın
 

Kimilerimiz yürüyüş yaparken, kimilerimiz sadece film veya dizi izlerken, kimilerimiz ise hiç bir şey yaparak günün stresinden arınabiliyor. Benim kitap okuma rutinim ise, yatağa erken girmek ve uyuyana dek herhangi bir ekrana bakmadan ( TV, tablet, telefon vb.) sadece kitap okumak. Bunun benim üzerimde arındırıcı bir etkisi olduğunu hissediyorum ve yatmadan uykuya hazırlandığımı hissediyorum. Böylelikle kitabımı başucuma bırakıp, hemen uykuya dalmama zemin hazırlamış oluyorum. Gün içerisinde bana yaşatılan veya yaşamak zorunda kaldığım içimde acısını/öfkesini/kızgınlığını taşıdığım ne var ise bunlara özel hayatımda yer vermeden defetmiş olabiliyorum. Bu bir kaçış ise, güzel bir yol seçtim.

Kırmızı Saçlı Kadın bana bir doğum günü hediyesi. Prensip olarak, alınan hediyeleri değiştirmeyi sevmiyorum. (Beden, boyut, numara dışında) Hediye etmek özel bir kavram. Bu sebeple de bana değer vererek hayatıma anlam katan şey her ne ise onu değerlendirmeye gayret ediyorum. Bu kitapla bir araya gelme sebebimiz de bu vesile ile oldu.

Masumiyet Müzesi’nin ardından Orhan Pamuk okumak bana uzak gelmişti. Kırmızı Saçlı Kadın kitabını görünce ve az sayfalı olunca başlamak geldi içimden.

Roman 2016 yılında sessiz sedasız bir şekilde piyasaya çıktı. Üyesi olduğum bir kitapevi tarafından e-posta alınca öğrenmiştim. Orhan Pamuk bu romanı için ise şunları söylemişti: "Kara Kitap'tan yoruldum, kısa bir roman yazayım dedim. Okyanusları koşarak geçeyim dedim, mümkün mü diye kısa roman yazmak. O da bende olmadığını düşündüğüm bir hüner, bir deneyim. Bana kalırsa Kırmızı Saçlı Kadın hem kısa, hem doğu-batı milli kimlik üzerine düşünme, şahsiyet ve medeniyet arasındaki ilişkiler gibi konuları irdelediği için tamamen farklı" .

Aşk ve acı konuları hariç bir kitaptan temel beklentim; satır aralarını sıkıştırılmış bilgiler. Buraları kalemim ile çizip sonrasından araştırmak ve belki o konuda bir kitaba geçmek isterim. Romanda birden fazla konu gündeme alınıyor. Bunlar; yıllardır süre gelen efsaneler ile güncel dönem yaşantımız ,aşk, kıskançlık ve baba-oğul ilişkileri, tarihsel olaylar.

Birden fazla konunun derine inilmeden yüzeysel olarak okuyucuya erişilmeye çalışılmış. Farklılık katma arayışı benim için; doğu-batı ikilemini Kral Oidipus ve Rüstem ile Sohrab efsanelerini ele almasıdır. Bunun dışında kitap genelinde vurgulanan eski İstanbul, müteahitlik ,devrimci örgüt ve askeri darbe arasında savrulduğumu hissettim.

Yazdıklarımın kitabın okunmaması gerektiği kanısı yaratmasını istemem çünkü Freud’tan aldığı göndermeler ile baba-oğul arasında yarattığı duyguları romanda bulabilirsiniz.

Masumiyet Müzesi’nin ardından bence, Orhan Pamuk uzun uzun yazmaya devam etmeli. Bizler de koşarak gidip yeni kitap sayfaları arasında kaybolmalıyız.

Çimlere uzanarak okuduğumuz nice kitaplarda görüşmek dileğiyle.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 506
Kayıt tarihi
: 27.04.17
 
 

20 Mart 1990 doğumluyum. Bundan olsa gerek, baharları çok severim.  Gün doğmadan bilgisayar başın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster