Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Nisan '09

 
Kategori
Öykü
 

Kırmızı saçlı kemanım

Kırmızı saçlı kemanım
 

12 senedir ara sıra böyle buluşuyoruz onunla,, photo bY BLacK_MeRmaİD


Yağmurlu ve fırtınalı bir sabah insana çok şey hatırlatabilir. Ben böyle günlerde uyanmayı çok severim. Melankolikliğimden olsa gerek… Bugün de böyle yağmurlu bir sabaha uyandım ve aklıma bir şeyler geldi. Küçük bir kız…

Küçük bir kızdı. Gece annesiyle birlikte film izliyorlardı. Filmde çok yetenekli bir kız anlatılıyordu. Kız keman çalabilmek için her şeyini feda ediyordu ve filmde de bunun öyküsü anlatılıyordu. Film bittiğinde şaşırmış gözleriyle annesine bakıp;

— Ben keman çalmak istiyorum dedi.

Ve kendisini ertesi gün bir müzik okulunda buldu. Annesi hemen ertesi gün küçük kızı alıp bu müzik okuluna getirmişti. Küçük kız çok mutluydu. İlk haftalar okuldaki kemanlarla çalışabileceğini söylediler. Çünkü henüz devam edip edemeyeceğini bilmiyorlardı. Aradan iki hafta geçtiğinde hocası ona artık kendisinin bir kemanının olabileceğini söyledi. Okul çıkışı annesi geldi ve keman almaya gittiler.

Gittikleri dükkânda her yer kemandı. Tavana asılmış yüzlerce keman… Hayatında hiç bu kadar çok keman görmemişti. Dükkânın sahibi;

—Hangisini istersin? Diye sordu.

—Bunu istiyorum dedi küçük kız.

Evet, karar vermişti. Onu ilk gördüğünde bu keman benim olmalı demişti. Beğendiği keman bir Çek kemanıydı ve en pahalı kemanlardan biriydi. Ama yine de annesi aldı o kemanı küçük kıza.

Küçük kız artık sürekli keman çalışıyordu. Ama çok zahmetli bir işti. Aylardır gidiyordu ve sadece yay çekiyordu. Bir tek nota bile basmamıştı. Ama hocasını çok seviyordu. Hocası kırmızı saçlı, kırmızı çerçeveli gözlükleri olan mükemmel bir kızdı. Ve küçük kız ne zaman sıkılmaya başlasa onu motive ediyordu.

Küçük kız aylarca çalıştı. Artık nota basıyordu ve sıra ilk şarkısını çalmaya gelmişti. Hocası onun ne kadar yetenekli olduğunu göstermek istemiş ve okuldaki bütün hocaları kızın haberi olmadan sınıfa sokmaya karar vermişti.

Küçük kız şarkısını çalmaya başlamıştı. İnanamıyordu gerçekten çalan o muydu? Kendini şarkıya bıraktı. Gözlerini kapattı ve o anın mutluluğunu yaşayarak çaldı. Gözlerini açtığında bir alkış koptu. Bütün hocalar onu dinlemişti. Bu gerçekten mükemmeldi. Herkes tebrik etti onu.

Aradan aylar geçti. Küçük kız çok iyi ilerliyordu. Ve hocasının gideceğini öğrendi. Bursa Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasına çağrılmıştı ve gitmeliydi. Gitti de…

Küçük kız artık keman çalmak istemiyordu. Kemanın tellerini kopardı ve bir daha çalmayacağını söyledi. Fakat bir diğer hocası onu ikna etti. En az giden hocası kadar sevdiği bir hocaydı ve razı oldu. Ama eskisi gibi zevk alamıyordu. Yine çalıyordu ama ruhunu katarak değil.

Bir gün dersteyken kapı yavaşça aralandı ve içeri bir demet kırmızı saç süzüldü. Bu oydu! Hocası gelmişti!. Kemanı bıraktı ve gidip boynuna atladı hocasının. Hocasının ona dediği ilk şey;

— Eğer seni burada bulamasaydım çok üzülürdüm. Sen çok iyi bir yeteneksin lütfen bunu kaybetme. Biliyorum gitmem seni çok etkiledi. Ama bir şeyler başarmak istiyorsan bunu yalnız da yapabilirsin yeter ki iste.

Ve küçük kız hocasına söz verdi asla bırakmayacaktı.

Bırakmadı da. Fakat bunu bir meslek haline getirmedi. Rahatladığı, huzur bulduğu tek şey olarak kaldı hayatında kemanı ve eskisi kadar eline almadığı. Kendisine bambaşka bir meslek seçti. Mühendis oldu. Saçlarını kırmızıya boyadı. Eskisi kadar yetenekli değil artık ama yine de o yetenek bir yerlerde gizli bunu biliyor. Ve müzik her yerde onunla birlikte çünkü nerede olursa olsun müziği duyabiliyor, çünkü hissedebiliyor!.

Canım annem; bana böyle bir yetenek kattığın için, bana bu kadar emek verdiğin için bu öyküyü sana yazdım. Benim kahramanım sensin, beni keşfeden ve hayatıma hep iyi şeyler katan kahramanım.

 
Toplam blog
: 38
: 1616
Kayıt tarihi
: 16.12.08
 
 

Deniz tutkunu, anne, evlat, sanat düşkünü, doğaya aşık, var olmanın anlamının peşinde bir insanoğ..