Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ekim '09

 
Kategori
Güncel
 

Kızların ahlakını bozuyormuşuz!

Bir Beden Eğitimi Öğretmeni olarak, son günlerde hiç şaşırmadığım olaylar gerçekleşiyor.

Beden Eğitimi Dersleri ilköğretimlerde 1 saate düşürülmüştü. Bu sene Liselerde seçmeli yapıldı. Yani tamamen kaldırıldı.

İlköğretimlerde Spor etkinliği diye seçmeli bir ders var. Tabii adından da anlaşılacağı gibi, bu bir branş dersi ve her öğretmen giremez. Sadece Beden eğitimi öğretmenleri girebilir. Yoksa bu dersin ne işi var? Beden eğitimi öğretmeni girmeyecekse, böyle bir dersin anlamı olmaz ve kaldırılması gerekir. Son uygulamaya bakarsak, bu derse lüzum var ama Sınıf Öğretmeni ya da idareciler girecek.

Alınan karar bu doğrultuda. Bu uygulama 4. ve 5. sınıflar için geçerli. Ders kalıyor, beden eğitimi öğretmenleri gidiyor:))

Liselerde ise ilginç bir şekilde ders tamamen kaldırıldı. Müzik resim ve beden eğitimi dersleri seçmeli yapıldı. Öğrenciler üçünden birini seçebilecek. Diğer dersler verilmeyecek, öğretmenleri ise açıkta kalacak, kısaca defedilecek. Defetme uygulaması başlamıştır.

Yani Öğretmen milleti, öğrencinin insafına kalmıştır:) Birçok arkadaşım açıkta kalmış, kıyıda köşedeki okullara ihtiyaç olmasa bile sürülmüştür.

Bu uygulamanın neden yapılmış olabileceğini irdeleyelim. Çok önemli bir nedeni var tahminimce, yani ılımlaşan bir Ülke için geçerli bir neden.

Kızların genel ahlakını bozuyoruz! Kız öğrenciler şort ya da eşofman giymek zorunda kalıyorlar, aktifleşiyorlar, kısaca hayatı tanıyor ve mücadele etmeyi öğreniyorlar. Sporun ruhunda vardır mücadele. Bir kere tattın mı, hayatın hep mücadele etmekle geçer.

Güneydoğu da çalışan bir beden eğitimi öğretmeni arkadaşım, bir velinin saldırısına uğruyor. Konu; kızının pantolon giymesini istemiyormuş. Veliyi uzaklaştırıyorlar, dışardan bağırmaya başlıyor:

Hadi başbakan, ne zaman kaldıracaksın, bu dersleri! Kızların ahlakını bozuyorlar!

Şimdi Demokratikleşen bir ülkede, biliyorsunuz son zamanlardaki açılımın amacı demokratikleşmeydi. Yani bizim istediğimiz oydu. Demokrasi oyunları ile başka yere varmak isteyenler, bizim düşüncelerimizi, isteklerimizi gerçekleştirmemek için bir neden olamaz. Yani birilerinin asıl amacı bu değil deyip, biz de demokrasi istemekten vazgeçemeyiz, öyle değil mi?

Dediğim gibi demokratikleşen bir ülke de, o zaman diyeceğiz ki, adam kızına eşofman giydirmek istemiyorsa giydirmesin, bu onun en demokratik hakkı.

Bir düşünelim, böyle bir demokratik hakkı olmalı mı insanların?

Yakın zamana kadar isteyen kızını okula göndermiyordu. Sonradan hepimizin beğendiği bir uygulama ile çocukları okula göndermek zorunlu oldu, göndermeyene önce para, sonra da hapis cezası uygulaması başladı. Bunun üzerine zorunlu bir şekilde kızlar okula başladılar ve Ülke adına sevindirici bir haberdi. Yani çocuklar devletin koruması altına alındı!

Şimdi diyebilirmiyiz, bu onun en demokrat hakkı, istemiyorsa göndermesin çocuğunu okula. Diyemeyiz. Çünkü bizler eğitimciyiz. Görevimiz eğitmek, cehaleti yok etmek. Cahil olduğu için kimseyi suçlamaya hakkımız yok ama eğitme zorunluluğumuz var. Çocukların okula gitmeleri, çocuğun demokratik hakkıdır, velinin değil. Çocuğun eşofman giyip giymemesi , yine kendi demokratik hakkıdır. Ailesinin değil. Bu kararı aile veremez. (Çocuk Hakları diye birşey var! )

O çocuğu eğitmek doğruyu yanlışı öğretmek benim görevimdir. Zaten bir çocuk kendi kararı ile ben eşofman ya da şort giymek istemiyorum derse, bizim görevimiz doğruyu gösterip, ona yardımcı olmaktır. Ama okula göndermek zorunlu ise okulun kurallarına uymak da zorunludur. Bu kural, çocuğun beden eğitimi dersine ihtiyacı olduğunu, bu derslere de etekle girilemeyeceğini söylüyor. Bu kuralı koyanlar yine eğitimcilerdir. Cahil insandan daha fazla doğruyu biliyorlardır.

Küçücük çocukların eşofman giymesini önlemenin mantığı nedir? Eğer o çocuğun eşofmanı sorun yaratıyorsa, insanların vicdanlarını temizlemesi, çocuklar üzerinden oyunlara girişmemesi önceliklidir. Sorun eşofmanda değil, sorun gözlerde ve içindeki pis düşüncelerdedir. Değiştirilmesi gereken, insanların beyinleridir. Çocuk haklarını korumak, devletin asli görevidir.

Şimdi bir düşünün, beden eğitimi dersleri kalktı. Bir çocuk için büyük bir yıkım olmasının yanında( en sevdikleri ders çünkü), deşarj olmak için yeni yollar üretecektir. Spor yapan çocuk, sigaradan, alkolden, kötü arkadaşlardan, sokaktan uzak durur. Günde beş saat antrenman yapalım, hiç kaçırmadan katılır :) Yapmayan çocuk ise kendini sokağa atıp, eğlence peşinde koşabilir. Okullarda artan uyuşturucu kullanımının engellenmesi, şiddetin artmasının önlenmesi Spor sayesinde mümkündür.

Üstelik şimdi TV lerden izlediğiniz o milyarlar kazanan sporcular, ülkemizi temsil edenler, kesinlikle bir Beden Eğitimi Öğretmeni sayesinde oraya gelmişlerdir. Sizin ülkenizi temsil edecek sporcuları kim yetiştirecek bundan sonra? Özel antrenörler mi? Trilyonlar ödediğiniz Fatih Terimler mi? Biz üç kuruşla onun yaptığı işi yaparken, o bizim yetiştirdiğimiz sporcularla Trilyonlar kazanıyor. Kazansın. Ben Fatih Terim değilim, ben bir eğitimciyim. Bir tek benim okulumda 600 öğrenci var. Bunların arasından en az 10 öğrenci yetiştiririm. Bu öğrenciler bu ülkeyi temsil ederler. Mutlaka yetiştiririm. Senin antrenörün 10 kişi arasından bir sporcu yetiştirebilecek mi acaba? Benim görev yaptığım okulda aile sorun çıkarmasaydı, 1. lige üç kız öğrenci göndermiştim.

Beden eğitimini kaldırmak isteyenlere, kim sporcu yetiştirecek? Ya da 1 saat beden eğitimi dersinde, çocuk üstünü değiştirmekten başka birşey yapamazken, bir de sporcu yetiştirmemiz mi beklenecek? Akdeniz Oyunları için aday olurken, olimpiyatlara aday gösterilirken, Dünya kupasına aday olurken, diğer yandan spor yapılmasını engelliyorlar. Tüm bunların ülke gelişmişliğine, turizmin gelişmesine de katkıları varken üstelik!

Peki o çocuğun stresten uzaklaşmasını, takım ruhunu öğrenmesini, paylaşmayı öğrenip, mücadele ruhu kazanmasını kim sağlayacak? Din Kültürü Öğretmeni mi?

Hala Din Kültürü dersleri iki saat ve zorunluyken, üstelik öğretmeni olmayan okullara imamlar gönderilirken, diğer derslere bu zulüm, ılımlaşmamız açısından çok mantıklı aslında.

Cumartesi günü Türkiye nin dört bir yanından gelen Beden Eğitimi Öğretmenleri Ankara da eylem yaptılar. Arkasından gelen açıklama ise içler acısıydı. Liselerde ders sayısını bile bilmeyen, toplama işlemini yanlış yapan insanların şaka gibi açıklamaları, bu halkı nasıl cahil gördüklerinin göstergesidir.

Geleceğimiz adına, demokrasi adına, bu adımın geri çekilmesi şarttır. Yapılan yanlıştan bir an önce dönmek, bu hatayı düzeltmek gereklidir. Kendilerini yetiştiren Öğretmenleri cahil yerine koyup, hatalı açıklamalarla durumu lehimizde göstermeye çalışmak, büyük bir ayıptır.

Eskiden Almanya da, Turnen cimnastiği denen sporu, tüm halkın yapması zorunlu tutulmuştu. Spor, bir ülkenin gelişmişliğinin göstergesidir. Sporun geçmişi çok eskiye dayanır ve birilerinin kendi emelleri için bunu yokedecek gücü yoktur. Dünya spor yapıyor:)) Türkiye de pasifleştiriliyor.

Eğer bunun başka bir açıklaması var ise yetkililerin mutlaka, bir an önce Türkiye Halkına bunun açıklamasını yapması zorunludur.

Bizler eğitimciyiz. Bizler Fatih Terim değiliz, olmak da istemiyoruz. Biz Olmazsak, spor gelişmez, Sporcu yetiştirilmez. Bizim eğitimci yanımız sayesinde, Atatürk' ün sözünde ki sporcular yetişir. Zeki çevik ve Ahlaklı. Müsabakalarda küfür eden, Ülkeyi küçük düşüren sporcular değil. Daha iyi bir spor geleceği için Beden Eğitimi Öğretmenlerin şartları geliştirileceğine, giderek aşağıya çekilmiştir.

Şimdi soruyorum yetkililere: Neden Beden Eğitimi Derslerini kaldırmaya çalışıyorsunuz?

En demokratik hareket, cehaleti ortadan kaldırmaktır. Bu iş de, biz eğitimcilere düşmektedir.

Bu son, cehalet kokan atılımı engellemek, yine biz Öğretmenlerin görevidir.

 
Toplam blog
: 44
: 2108
Kayıt tarihi
: 15.09.08
 
 

Burdayım ya, gerisi teferruat ..