​ Klozet keyfi / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Şubat '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Klozet keyfi

Klozet keyfi
 

Günlük hayatımızda, alaturka tuvaletlerin yerini, büyük bir hızla almaya başlayan alafranga tuvaletler sayesinde, garip bir "tuvalet keyfi" kültürümüz de oluşmaya başladı. Eskiden çok az evde bulunan klozetler, artık nerede ise her evde mevcut ve birçok yeni yapı, o geçiş döneminin ürünü olan çift çeşitli tuvalet sisteminden de vazgeçmiş durumda.

Alafranga tuvaletleri önceden çok yadırgadık. Kullanmaktan kendimizi geri tuttuk falan ama her değişim sürecinde olduğu gibi bu hadisede de kabullenme süreci çarçabuk işledi ve artık alaturka tuvaletler nerede ise bir kırk-elli yıl sonra tarihi nitelik kazanacak duruma geldi. Bugünün çocuklarının büyük bir bölümü alaturka tuvalete çiş yapmayı reddeden bir noktada.

Efendim, o çok bilinen ironik söz vardır, hepimiz duymuşuzdur; "Türk'ün aklı ya kaçarken ya da ..." diye devam eder. Gerçekten de bu durumun, yani tuvalette def-i hacet ederken aklımızın daha fazla çalışması ya da tuvaletlerde diğer toplumlara göre daha fazla zaman geçirip-geçirmediğimiz konusu, ciddi anlamda bilimsel yöntemlerle araştırılmış mıdır bilmiyorum. Ancak bildiğim bir şey var ki tanıdığım, bildiğim, eşim, dostum içerisinde; gerçekten de tuvalete girip de çıkmak bilmeyen, uzun sürelerini orada geçirmekten zevk alan, hatırı sayılır sayıda insan var.

Nasreddin Hoca'ya, muzip birisi gelir ve "Hocam, tuvalette iken bir şeyler yenilebilir mi?" diyerek, tahrik kokan bir soru sorar. Hoca da o her zamanki hazır cevaplığı ile "yenir yenmesine tabi ama dışarıdan sesleri duyanlar, içeride ne yediğini düşünürler, onu bilemem" der.

Bu fıkraya nispet edercesine, tertemiz, bembeyaz, mis gibi parfüm kokan, geniş ve ferah banyo-tuvaletlerin klozetlerinde ihtiyacını gideren birçok kişi; hemen yanındaki taburede bulunan sıcak çaylarını, kokulu kahvelerini, soğuk biralarını, buzlu viskilerini yudumlayıp; gazete-dergi-kitap okumaktan, müzik dinlemekten müthiş zevk almaktalar. Hiçbir şey yapmasanız bile klozette geçen bir on dakika bile, kendi kendinizle kalma, düşünme, üretme ve yaratma zamanı olabilir sizin için. Kim bilir, belki önündeki tabureye laptopunu koyup yazı yazanlarımız bile vardır içimizde. Ben, henüz o aşamada değilim ama birkaç kez not defterime notlar almışlığım da yok değil.

Halen İstanbul'da yaşayan bir eskimeyen dostum, değerli eşinin memleketi, doğup-büyüdüğü yer olması hasebiyle Balkan ülkelerinden birisinde bulunan köylerine, bir haftalık bir ziyaret gerçekleştirmişti. Kendisi de özellik olarak, tuvalete mevsimlik girenlerdendir, çayıyla-sigarasıyla ve gazeteleriyle. Şu an Avrupa Birliği ülkesi olan memlekette, tuvaletler evlerin dışında, bahçelerde idi. Pislik ve rezillik paçalardan akıyordu ve dostum, bir hafta boyunca tuvalet ihtiyacını gideremeden İstanbul'a döndü.

Evine adımını atar-atmaz ilk yaptığı iş -eşinden ve kızından rahatsız etmemelerini rica ederek- geniş banyo-tuvaletine kapanmak oldu. Birkaç şişe soğuk birası, sigara paketi, çakmağı, kül tablası ve spor gazeteleri ile birlikte tabi. Tam iki saat orada kaldığını ifade etti, bana bu olayı anlattığında.

Tuvalet meselesi mühim meseledir. Eski adamlar "insan, yüz kilo yükü taşır da bir kilo b.ku taşıyamaz" demişler. Gel de şimdi yalan de sen buna, değil mi?

 
Toplam blog
: 898
: 3759
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..