Komşunun katliamı ve aldığı ödül yangını! / Felsefe / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Nisan '08

 
Kategori
Felsefe
 

Komşunun katliamı ve aldığı ödül yangını!

Komşunun katliamı ve aldığı ödül yangını!
 

www.artgiveshope.com


Görücüye çıkacak, her an pırıl pırıl olmalı! Ansızın bir geliveren olursa mahcup olmak var hesapta! Hava güneşli sadece güneşlenmek için vakit harcanmaz! Vicdan kız razı gelmez! Ortak alan bahçecik, kimse uğramadığından Nano ve Orti’nin işgalinde! Temizliğinden sorumlu; övünmek gibi olmasın ama bendeniz! Bir elimde süpürge bir elimde kürek!

Yalnızca süpürmek; ne büyük zaman kaybı! Aynı anda düşünmek gerek!

1995 Senesinde bu daracık alanda; limon, portakal zeytin kızlar yerlerini aldılar!

Kolay değil beton setler arasında güneşi öpebilmek yinede keyifleri yerinde! Portakal ve limondan anneanne oldum! Zeytin kız henüz boy atmakla meşgul!

İzmir/ Seferihisar boylarında da bebişlerimiz oldu 99+1 tane iğne yapraklılar!

Toplam 5000 kardeşleri var! Gözlerim Zeytin kıza takılıyor! Onu burada bırakıp gitmenin azabı kaplıyor yüreğimi, yeni annesi gözü gibi bakar mı? Yoksa evin yaramaz oğlu onu çelik çomak yapar mı?

Şehrimle alıp veremediğim yok, ona bir şey veremediğim için, çevresine bir katkımız olur mu düşüncesi sardı, dört duvarımız satılığa çıktı! “ Satmak” Bazen öcü gibi geliyor bana, sakız mübarek çek çekebildiğin yere! Anlam cambazı!

İzmir’i geçenlerde sattılar gözümüzün önünde!” Biz iyi tanıttık ama olmadı!” falan dediler! Tutmayın beni katılıyorum gülmekten! İzmir’in ne zamandan beri tanıtılmaya ihtiyacı var! Evren onu tanıyor! Evrenin tanımak istemediği; “İzmir’in kavakları dökülür yaprakları, bize de derler çakıcı yar fidan boylumları”

Yeni asır TV ve Sayın Belediye Başkanımız! Dört sene zarfında yapılan hizmetleri bir bir sayıyorlar: Yollar, köprüler, alt üst geçişler, arıtma tesisleri daha neler neler! Yüzünü henüz görmediğimin satırlarını anımsadım” Beni, orası burası iyi güzel; bağlamaz! Ben iyinin güzelin bütününe bakarım!”

Sayın Başkanım! Bırakın bir cümleyi, bir kelime dahi dudaklarınızdan dökülmedi! Onlar da bu şehrin çocukları! Sokaklarda! Tüylü, tüysüz, kanatlı! Ya o ömür boyu demir parmaklıklar ardına mahkûmlar! Tüm dünya insanoğlunu kafese koymaya uğraşıyor, tanrının diğer yaratıkları hiç olmazsa yarı özgür; toprağın bağrında oynaşabiliyor! Açık cezaevi misali! O tür bir hayvanat bahçesi hiç aklınızdan geçmedi mi?

Onlar okuma yazma bilmez! Patilerini basmak isteseler dahi fayda etmez!

Başkanım! Siz doğaya âşıksınız! Müsaade buyurun doğa da sizi sevebilsin!

Düşünceler birer halka olup kol kola giriyorlar, beni İzmir Belediye Konağından alıp, Atina’ya atıveriyorlar! 2004 Yılında yaz olimpiyatları: Komşuda konuk olacaklarını bildirdiklerinde: Belediye görevlileri birer cellât kesilip. Mani maniye bürünmüş gözleriyle sokaklara fırlıyorlar! Yavru demeden, karnında bebeleri var demeden, binlerce canlıyı ilkel yöntemlerle katlediyorlar! O her şeye burnunu sokan EU Nine, her nedense yalnızca sararmış dişlerini göstererek sırıtıyor! Katliam, 2004 Ağustosunda Olimpiyat antik şehri çevresinde başlatılmıştı. Helen’in sokakları temiz olmalıydı!

24. Ağustos 2007 Komşumuz Yunanistan aynı anda 190 yerde birden parlayan alevlere teslim oldu! Sekiz şiddetinde rüzgâr, kırk derece hava sıcaklığı eşliğinde. 26 Ağustos günü Olimpiyat eski efsaneyi, kızıl diller abluka altına aldı! Günahsızmış ki paçayı kurtardı!

Yetmiş insanoğlu canınla ödedi! 180.000 hektar alan; alan talan oldu. Diğer canlıların hesabı yapıldı mı?

30. Ağustos 2007 günü komşu kendine gelebildi! Olimpiyat oyunlarından kazandığını kaybetti! “Vasilo paçalos yaptı bu hainliği” diyerek defteri kapattı!

Elimde kovalar dolusu çöp, kürek süpürge, gözlerim Zeytin Kız’da.

“Hernepahasınaolursaolsunlar ile bananecilerin zürriyeti kısırlaştırılmalı mı?

Vicdanlı yürekler ile barındığı yuvaya etmeyenlerin çocukları çoğalmalı mı?

Doğaya açılan bu savaşı kim kazanır sence? Anacığım!” Diye sormaz mı?

Bende yanıt yok! Süpürge kürek; çöp kovasını saymaz isek, ellerim boş!

Olgunlaşmadan dökülen bir iki lâkırdı!

“Zeytinim yeşilim genç fidanım! Karşında duran bu çalı çırpının inandıkları, bilmem sana yardımcı olur mu? “TESADÜF” Bizlerin, bilmem nerden bulup çıkardığı; acizliğimizden sarıldığımız yıllar boyu, maksat kendimizi temize çıkarmak! Her şey var olabilir bu sistemde, ama tesadüfler asla!

O Yüce; en ince ayrıntısına değin planlamış, bizlere sunmuş!

Hak yiyen ah eder! Haksızlık yapan vah vahları ile borcunu ödeyemez!

Alma mazlumun ahını, boşuna mı demişler?

Zeytinim sen ve dalın! İzmir’im mavin yeşilin, bağrında beslediğin çocukların Allaha emanet olun!

Komşumuzun ateşten gömlek giymesine üzüldük!

Yeşilin, tüylünün, kanatlının, pullunun pasaportu olmadığını biz zaten hep bilirdik!

Merhaba Nazlım ben geldim!

Ex’in Po’ ya senden daha fazla ihtiyacı varmış! Gölgende biraz büyüsün!

Berlin’den selamlar getirdim, bırak pamuk ellerinden öpsün!

İzmir 10.4.2008

 
Toplam blog
: 584
: 853
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..