Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

13 Mayıs '07

 
Kategori
Sinema
 

Kumarbaz Bond: " Casino Royale "

Kumarbaz Bond: " Casino Royale "
 

İngiliz gazeteci, yazar (Lancaster) Ian Fleming'in, aynı adlı romanından (1953), sinemaya uyarlanan film 2006 yapımı Casino Royale... Daha önce çok başarılı bulunan "Altın Göz" (Golden Eye) ü de yöneten, Martin Campbell yine yönetmen koltuğunda. Sinema tarihinin en uzun seriye sahip olan, James Bond filmlerinin yirmi birincisi.
Senaryosunda, Robert Wade ve Neal Purvis yanısıra Milyonluk Bebek ve Çarpışma filmleriyle adını duyuran, Akademi ödülü sahibi senarist, Paul Haggis'in imzası olan film, aynı zamanda, Daniel Craig'in Bond'u canladırdığı ilk film.

Ian Fleming'in ilk romanından beyazperdeye uyarlanan ve bizi Bond'un kariyerinin ilk dönemine götüren film, karşımıza her şeyiyle farklı bir Bond çıkarıyor. Serinin son dört filminde 'James Bond'u canlandıran Pierce Brosnan'ın klasik beyefendi ve çapkın imajından uzak, yabani ve serseri kılığıyla Daniel Craig farklı bir karizmaya sahip.
Casino Royale, serinin ilk filmi, Dr. No'da yer alan konulara, James Bond'un, romanda ki ajan 007 kod adıyla başladığı göreve geri dönüş yapıyor.

007 ajan kimliğiyle göreve başlayan James Bond'un görevi, dünya teröristlerine finans sağlayan Le Chiffre'ye (Mads Mikkelsen) engel olup bu ağı çökertmek. Teröristlere inecek bu büyük darbe için James Bond (Daniel Craig) öncelikle, Le Chiffre'yi, Casino Royal'de (Prag- Karlovy Vary) oynanacak olan yüksek bahisli poker oyununda da yenmesi gerekmekte! Şu şansa bakınk ki, serseri ajanımız çok iyi bir poker oyuncusu...
Filmin kötü adamı Le Chiffre diktatörlerin, militer grupların mali danışmanlığını yapan ve onların paralarıyla borsada oynarken, hisselerdeki ani hareketlenmeleri terörist saldırılarla speküle eden bir organizasyon olan Ellipsis'in sahibi.
Ajana bu yüksek bahisli oyunda parayı, görevli olduğu ingiliz hükümeti sağlıyacak. Ancak hazine dairesi, bu parayı koruması için, Vesper Lynd (Eva Green) adlı kadını görevlendirmiş durumda. Bond başta bu durumdan pek hoşlanmaz. Le Chiffre'nin düzenlediği bir grup saldırılarla mücadele eden Bond ve Vesper Lynd arasında bir yakınlık başlar. Bu durumdan sonra olaylar daha da tehlikeli bir hal alıyor...
Ve düşmanlara bakarken gözden kaçırılan dostlar... İhanet eden edene...
"Casino Royale" son dönem Bond filmleri içinde, vizyona girmeden ses getirdi. Çünkü bunda yeni James Bond'un kim olacağı ve Vin Diesel'siz çekilen yeni ajan XXX-2'nin payı oldu.
Pierce Brosnan'dan boşalan Bond tahtına yeni bir kişiliğin oturacak olması kadar, filmin serinin en başına dönerek, Ian Fleming'in 1953 yılında yayımlanmış olan ilk Bond romanından uyarlanmış olması da "Casino Royale"e olan merakı artıran bir unsurdu.
Ian Fleming'in filme konu olan romanı ilk olarak 1953'te yayımlanmış olsa da, filmin mekânları yanılgıya yer bırakmayacak ölçüde modern. Başkasının parasını Bond'un engellemesiyle kaybetmiş olan ve zararını gidermek için bir kumarhane turnuvası düzenleyen Le Chiffre ve uluslararası terör grupları, romanı günümze taşıyor.
1995 yılında "Golden Eye"ı yöneten, "The Mask of Zorro" ve "The Legend of Zorro" gibi yapımlara imza atmış olan Martin Campbell, "Casino Royale"i yönetmekten memnuniyet duymasının nedeni olarak gizli ajanın karakterindeki dönüşümü gösteriyor: "Bu Bond'un 00 olarak ilk görevi ve öğrenmesi gereken çok şey var. Başlangıçta hatalar yapıyor ve patronu M tarafından azarlanıyor. Kafasından çok yüreğiyle hareket ediyor, ve bu yanlış bir şey. Ama filmin sonunda, tanıdığımız adam haline geliyor. Bond'un Vesper'e aşık olduğunu görüyoruz, ama çok ciddi şiddet eylemlerine de dahil oluyor. Bu film, daha öncekilerden daha gerçekçi ve duygusal açıdan daha derin."
Yapımcılar Michael G. Wilson ve Barbara Broccoli'nin bir sonraki görevi, James Bond'u 007'nin yirmi birinci macerasında canlandıracak oyuncuyu bulmak olmuş. Barbara Broccoli oyuncu seçmelerini şöyle anlatmış: "Buluşur buluşmaz Daniel'in James Bond için kesin karar olduğunu anladık. Kendi neslinin İngiliz aktörlerinin gerçek bir örneği. Karizmatik, çok yönlü ve seksi. Oldukça zorlu bir roldü ama Daniel bize inanılmaz bir Bond olduğunu kanıtladı." Michael G. Wilson ise eklemiş: "Daniel'da, bu karmaşık karakteri yeniden tanımlamak için ihtiyaç duyduğumuz modern bir Bond bulduk. Bond bir komutan; çok nadiren verilen 00 statüsünü yeni elde etmiş eski bir denizci. Bu statü ona kendi başına öldürme kararı verme yetkisi kazandırıyor. Daniel, Bond'un yaşadığı karmaşık duyguları yansıtacak yeteneğe sahipti. O kendini tamamen rolüne vermiş, harika bir aktör."
Casino Royale, diğer James Bond filmleri gibi yine hareketli sahnelerle açılıyor. İki cinayet işleyip çifte sıfırlı ajanlığa terfi eden Bond, Madagaskar'da bir Afrikalının peşine düşüyor. New Holland şirketinin inşaat sahasına dalıyorlar. Afrikalı mükemmel bir sporcu, rüzgar gibi koşuyor, atlıyor, sıçrıyor... Onu takip eden Bond ise vinç, makara vb. aletlerden yararlanıyor. Buna rağmen gerçekçi sahneler, diğer filmlere oranla fazla. Teknolojinin kullanıldığı ya da abartısıyla sizi güldüren sahneler yerine, Campell adrenalin dolu bir koşturmaca koymuş.
Yeni James Bond serüveni "Casino Royale"de şefi M, Madagaskar'da bir büyükelçiliği basıp ortalığı kana bularken kameralara yakalanan Bond'u azarlıyor! Onu "çok gelişmiş tetik parmağı"na sahip çıkamamakla suçluyor. Oysa sömürgeci batı için bu tanımlama çok ironik duruyor... Özellikle ilk sahnede ırkçılık yaparken...
Daniel Craig de "Casino Royale"de nasıl bir Bond izleyeceğimize dair şunları söylemiş: "Bu filmde James Bond daha karanlık bir karakter. Zaten Ian Fleming orijinalinde onu böyle yazmış. Filmin açılışında Bond'u pek çok sivri yanı olan, kariyerinin henüz çok başında biri olarak görüyoruz. Yalnız biri ve insanlarla iç içe olmayı sevmiyor. Ama film ilerledikçe, daha kibar birine dönüşüyor."

İlk yarısıyla sürekli koşturan, ikinci yarıda muhteşem Parg, Karlovy Vary görüntüleriyle beni sevindiren, anacak poker sahneleriyle epey durulan film, senaryo nedeniyle epey dengesizleşiyor.
Venedik'te bir palazzonun yıkılışı ve ilk açılış sahneleri, aksiyon sevenleri etkileyebilir. Ancak
Daniel Craig'in serseri ruhlu, yabani Bond imajını kimler sever o da ayrı bir konu. Ben sevdim. Martin Campell filmi oldukça iyi yönetmiş ancak senaryodaki aksiyon-dram dengesizliğinden ve filmin neredeyse beş defa biter gibi yaypı bitmemesinden yara almış.

İyi bir kişi izlenimi veren, öldürmesi gayet kolay ve normal görünen James Bond, zaman zaman kendisiyle de çelişen bir portreyle izleyicinin karşısına çıkıyor. Bond kızları da, Bond'a hemen aşık olan kadınlar değiller... Ayrıca Chris Cornell'ın (Soundgarden, Audoslave solisti) yaptığı müzikle iyi bir Bond şarkısına imza atmış.
Casino Royale, tüm bu değişikliklerle serinin ilk bölümünde işlenilen konularına ilginç bir dönüş yapmış.


Bond bu sefer hem işte hem de aşkta kumarbaz! Ve blöfü hem görüyor hem de görmüyor.

Filmin sonuda dediği gibi: "Bond, James Bond!"

 
Toplam blog
: 353
: 3712
Kayıt tarihi
: 28.02.07
 
 

"29 Temmuz 1980’de İstanbul’da doğdu. Celal Bayar Üniversitesi, İşletme mezunu. Şiir, deneme, öykü, ..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara