- Kategori
- Siyaset
Ananı da al gel!

İzmir bir bayraktır.
9 Eylül 1922... Binlerce kahraman şehitin kanıyla sulandığı alsancağın, Alsancak'a dikildiği tarih!
Son araştırmlarla tarihi 7000 yıla çıkan bir metropol.
Eski İzmir kenti (Smyrna) körfezin kuzeydoğusunda yer alan ve yüzölçümü yaklaşık yüz dönüm olan bir adacık üzerinde kurulmuştur yüzyıllar önce...
Batı Anadolu kıyılarındaki ilk yerleşimler, Troya Savaşı'ndan sonra kurulan Aiol, İon ve Dor kökenlidir. Bunlar genelde küçük yarımadalar üzerinde kurulmuştur. Bunlar, Çnadarlı (Pitanes), Foça (Phokaia), İzmir (Smyrna), Kilizman (Klazomenai), Milet ve İasos gibi yerleşimlerdir. Bunun nedeni yerleşim yerlerini kuran ve oturan insanların daha çok Hellenli ve Den olmalarıdır. Böylece yarımada yerleşikleri hem iki limana sahiptiler, hem de kara denizden gelecek saldırılara karşı güvence içindedirler. Elverişsiz havalarda limanlardan biri uygun olmadığı takdirde gemiciler diğer limanı kullanma şansına sahiplerdir.
Eski İzmir yerleşimi yaklaşık 3000 yıl boyunca bu yarımada üzerinde yer alır. M.Ö. 4. yüzyılın ikinci yarısında büyük nüfus artışı yüzünden bugünkü Kadifekale (Pagos) eteklerine taşınır.
Osmanlı idaresinin ilk yüzyıllarında ikinci derece bir sancak olan İzmir'in ilk Osmanlı yöneticisi Karasubaşı Hasan Ağa'dır. İzmir 1605-1606 yıllarında "Celali İsyanları"nda, Arap Sait ve Kalendaroğlu ayaklanmalarına sahne olmuştur. Ancak kent, Osmanlı İmparatorluğunun 1620 yılında yabancılara tanıdığı kapitülasyonlardan sonra giderek İmparatorluğun en önemli ticaret merkezlerinden biri haline gelir.
1619'da Fransız, 1620'de İngizliz konsoloslukları açılır. Bu arada şehrin nüfus yapısı da değişmeye başlar. 16. yüzyıl kaynakları İzmir'de 19 cami, 18 havra ve sadece 1 Rum Ortodoks kilisesi bulunduğunu, kentin 9 mahallesinden sadece birinde Hristiyanların yaşadığını belirtmektedir. Dolayısıyla, o dönemde şehir merkezinde Müslüman-Türkler çoğunlukta, önemli ve köklü bir Musevi cemaati mevcut (Sabetay Sevi 17. yüzyılda İzmir Musevi cemaatinin içinden çıkmıştır) ve Hrıstiyan Rumlar azınlıkta olmalıdır. Evliya Çelebi de, 1672'de İzmir'i ziyaretinde, nüfus yapısındaki değişimin ilk gözlemlerini kaydeder ve "Punta" (Alsancak) mahallesinde giderek artan sayıda yerli gayrimüslimlerin, Levantenlerin ve Batılı tüccarların yoğunlaştığını yazar.
İzmir'de 1676'da yaklaşık 30 bin kişinin öldüğü bir veba salgını, 1742'de şehrin yarısının yandığı büyük bir yangın olur. Osmanlılarca İzmir'e paşa düzeyinde yapılan ilk atama, 1707'de yabancı tüccarlarca düzenlenen Buca Ayaklanması'ndan sonra 1716'da tayin edilen Köprülü Abdullah Paşa'dır. 18. yüzyıl ve 19. yüzyıllarda kent Fransız, İngiliz, Hollandalı ve İtalyan tüccarların gözdesidir. 1850'de Sultan Abdülmecit, 1863'de de Sultan Abdülaziz İzmir'i ziyarete gelmişler, 1871'de kurulan belediyenin ilk başkanı da Yenişehirlizade Ahmet Efendi olmuştur. Çokuluslu bir ticaret şehri haline gelen ve servet birikimi yaratarak metropolleşen İzmir civarında aşayişi korumak herzaman zorlu bir uğraş olmuştur. Bu bağlamda, bölgenin ünlü Rum eşkiyalarından Katırcı Yani 1853'de Buca'da yakalanabilmiş, başta Çakırcalı Mehmet Efe olmak üzere, efeler ve eşkiyalar İzmir'e özel ilgi göstermişler, çoğu kez resmi görevlilerden, yerli, levanten ve yabancı tacirlerden ve azınlıklardan oluşan çetrefil bir ilişkiler ağı içinde rol oynamışlardır.
İzmir I. Dünya Savaşından sonra 15 Mayıs 1919'da Yunan ordusu tarafından işgal edilir. Bu işgal 9 Eylül 1922 tarihinde sona erer. Ancak, İzmir 13 Eylül 1922 sabahı tarihinin belki de en büyük felaketlerinden birini yaşamaktan kurtulamaz. Basmane semtinde başlayan yangın 2.600.000 metrekarelik bir alanda 20.000'den fazla ev ve işyerini tahrip eder. Bu yangın ne yazık ki kentin geleneksel alanının dörtte üçünü tahrip etmiştir. Fakat yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte İzmir zümrütü anka kuşu gibi kendi külleri içinden yeniden doğmuştur.
Bu nedenle bayraktır İzmir. Hürlüğün ve hoşgörünün rüzgarında salınır.
Bekir Coşkun da bunu iyi biliyor olacak ki, "Yarın İzmirliler bunu Alsancak'ta söyleyecekler" diyor ve ekliyor: " 'Dışarda deli dalgalar...' Yine bir sevdanın şarkısı olarak: Cumhuriyet sevdasının... Benim âşık olduğum kenttir İzmir. Her zaman İzmir'e dikkat etmelisiniz. İzmir, Türkiye'nin "nasıl olması gerektiğini" gösteren şehirdir. İzmir'i içinden çıkarttığınız zaman Türkiye Türkiye olmaz. Âşık olduğum şehrin, hayran olduğum kadınları-erkekleri-gençleri, yarın bir ağızdan, aydınlık yüzlerini güneşe doğru çevirip hep birlikte haykıracaklar. Mağrur, güçlü, dudakları titremeden, asla yarım bırakmadan ve kararlı." [1]
Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün aziz annesi, İzmir'in göğsünde yatmaktadır.
İsmet İnönü burada doğmuş, Kubilay burada ölmüştür.
Daha kimler kimler çıkmıştır İzmir'in bağrından: "Muzaffer İzgü. Feyza Hepçilingirler. Avram Ventura. Kibariye. Sefer Usta. İpek Tuzcuoğlu. Tan Sağtürk. Franco Sponza. Erdal Şafak. Necdet Tokatlıoğlu. Yaşar Aksoy. Rüştü Şardağ. Ebru Akel. Yüksel Ak. Semra Aksu. Didem Taslan. Jülide Ateş. Cansu Dere. Esra Eron. Yıldız Tilbe. Harika Avcı. Hanri Benazus. Korcan Karar. Yeşim Turan . Petek Dinçöz. Niran Ünsal. Gül Gölge. Pınar Aylin. Tanju Okan. Atalay Noyaner. Nazan Öncel. Teoman Önaldı. Ümran Baradan. Ali Kocatepe. Leyla Umar. Rakım Elkutlu. Şapka Ertekin. Şükrü Saracoğlu. Herve Giraud. Sadi Hoşses. Avni Anıl. Yusuf Nalkesen. Yorgo Seferis. Şahan. Zeynep Tokuş. Hasan Mutlucan. Ayşegül Yeşilnil. Susuz Dede. Gökşin Sipahioğlu. Efkan Efekan. Lale Oraloğlu. Burçin Büke. Kâmran Usluer. Reyan Tuvi. Meltem Cumbul. Burcu Güneş. Ahmet San. Işıl Kasapoğlu. Kemal Kamil Aktaş. Yıldırım Önal. Nedret Güvenç. Ege. Vefik Ataç. İlker Sarıer. Eryetiş Kurtaral. İsmet Arzuman. Cemalettin Özdoğan. Yankı Yazgan. Ali Artuner. Güngör Mengi. Emel Müftüoğlu. Ayla Dikmen. Kenan Onuk. Marika Corsini. Yalçın Pekşen. Saba Tümer. Hüsnü Şenlendirici. Maria Rita Epik. Hanife Çetiner. Ünal Ersözlü. Hakkı Gürüz. Baskın Oran. Çağan Irmak. (...) Metin Oktay. Mustafa Denizli. Ayhan Işık. Sezen Aksu. Halit Refiğ. Adnan Saygun. Süleyman Ferit Eczacıbaşı. Attila İlhan. Homeros. Necati Cumalı. Tarık Dursun K. Dario Moreno. Kayahan. Ateşböceği Ercan Bostancıoğlu. Alev Alatlı. Muharrem Candaş. Alaaddin Şensoy. Haluk Bilginer. Nuri Çolakoğlu. Ersun Yanal. Hüseyin Yurttaş. Karantinalı Despina. Turgut Pura. Zuhal Yorgancıoğlu. Gürsel Aksel. Dinçer Sümer. Hüseyin Baradan. Halit Ziya Uşaklıgil. Ertuğrul Özkök. Nehir Erdoğan. Ekrem Akurgal. Halikarnas Balıkçısı. Necdet Karar. Gönül Yazar. Caroline Koç. Salah Birsel. Şükran Kurdakul. Ali Gevgilili. Özdemir Hazar. Bilge Umar. Gaskonyalı Toma. Ergun Babahan. Selmi Andak. Ferdi Özbeğen. Barbaros Şansal. Hidayet Karakuş. Ece Aksoy. Nalan Altınörs. Yasemin Dündar. Pakize Suda..." [2]
Atatürk çok sever İzmir'i... "Denizi kız, kızı deniz, sokakları hem kız hem deniz kokan" şehirden bir kızla evlenmiştir.
"Dünyanın hiçbir yerinde İzmir'deki kadar güzel batmaz güneş.
Yine öyle bir vakit...
Bitmeyen enerji, kavuniçi bir top olmuş, trajik bir yangının küllerinden yeniden doğan şehrin ufuk çizgisinde, körfeze usul usul iniyor.
Rakının dibine vurma saati...
Takvimler, 1923'ü gösteriyor.
Adres, numara 248, Kordon...
Naim Palas... İkinci kat...
Cumbada oturuyor Mustafa Kemal.
Sevmez fazla yemeği.
Leblebi var yine önünde...
Garson titriyor. Çünkü çocuk, Rum.
Sesleniyor Gazi, şefkatli bir ses tonuyla...
"Vre Dimitri" diyor, "gel bakayım."
Çocuk, "buyur pasam" diyor, ş'lere dili dönmeyen, kırık dökük Türkçesi'yle.
"Sizin Kosti" diyor... İşgal sırasında İzmir'e gelen Yunan Kralı Konstantin'i kastederek... Sizin Kosti, geldi mi buraya?
Geldi pasam...
Oturdu mu bu masaya?
Oturdu pasam.
Güneş batarken rakı içti mi?
İçmedi pasam.
E o zaman sormadın mı çocuk, ne halt etmeye almış İzmir'i?" [3]
İzmir başkadır... Mustafa Kemal Bulvarı'ndan Cumhuriyet Meydanı'na, Alsancak'tan Lozan ve Montrö Meydanına, Hasan Tahsin sıktığı ilk kurşundan, Zübeyde Hanım'ın kabrine...
Fuarın 26 Ağustos kapısından, onlarca şehit verildiği için ismini bundan alan Kahramanlar'a, Fahrettin Altay'dan, "İlk hedefiniz Akdeniz!"e...
Çankaya da burada, Bayraklı da burada, Hatay da!
İzmir'e gavur diyenlere "Sensin gavur!" cevapları geldi önce. Bugün ise Anneler günü. "Ananı da al gel! Ananı da..." sesleri yükseliyor.
Al sancağı kapan, Alasancak'a koşuyor!
Yalnızca bir şehir değildir İzmir! Bir şehrin, bir imparatorluğun bittiği yerde, cumhuriyetin kurulmaya başlandığı yerdir! İşgal edilmesiyle Kurtuluş Savaşını başlatan, işgalin bittiği gün ulusumuzun Kurtuluş Savaşı'nı bitiren tek yerdir.
İzmir bir bayraktır demiştim. Cumhuriyetin sevdalılarının, memleketin bayrağıdır!
[1] Bekir Coşkun, Hürriyet gazetesi, 12 Mayıs 2007.
[2] Yılmaz Özdil, Sabah gazetesi, 12 Mayıs 2007.
[3] Yılmaz Özdil, Sabah gazetesi, 9 Eylül 2006.