Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Haziran '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
507
 

Kurbağalar prens olsa...

Kurbağalar prens olsa...
 

Bir grup kadın türedi son zamanlarda...

30'lu yaşlarında, akıllı, zeki, tuttuğunu koparan, dimdik kadınlar bunlar...Bir dairesinde tek başlarına oturdukları apartmanın giriş kapısında ağızlarına sıkıştırdıkları faturalar, ellerindeki paketleri anahtarı çevirebilen, günaydında cimri, sert mizaçlı, biraz titiz, mecburen özgür kadınlar...

Bu kadınların bir yönü daha var: İş yaşamındaki başarılı, pırıltılı hayatlarının yanıbaşında akıllı bir makyajla sakladıkları kırık dökük özel hayatları...Denemiş, ağzı yanmış, kalbi kırılmış, çevredeki tüm erkeklerin sıradan ve vasıfsız olduğu fikrini sindire sindire içine yerleştirmiş, çağdaş pamuk prensesler...Onların da hayallerinde prensleri var tabiii, o prenslerin atı öylesine beyazlamış ki zamanla, diğerlerininki pek avam kalmış...Onların kurbağaları ya hep kurbağa kalmış, ya da prens diye öptükleri kurbağaya dönüşmüş.

Bu kadınlardan çok var bu ara...

Çok net, kararlı, ne istediğini, nasıl ulaşacağını bilen ve bunu çok iyi ifade eden insanlar...
Kendi yaşamlarında kurdukları organize hakimiyeti etraflarına da taşımakta inat ettiklerinden mi ne, günümüz ataerkil erkeğine pek çekici gelmeyen, bir o kadar korkutan, ürküten yaratıklar...
İş yaşamında onları başarıdan başarıya koşturan pırıltılı donanımlarını olmadık alanlarda kullanma eğiliminde; bu yüzden de özel ilişkilerinde de en az işteki kadar sivri, inatçı, kazanmaya kilitlenmiş, işine gelmeyince 'hadi bana eyvallah'cılar...

Bu kadınlardan çok var ve mutsuzlar...

İşin garibi, bunca özelliğe rağmen nasıl mutlu olacaklarını bir türlü bulamazlar...

Oysa donanımlarına katacakları küçük bir modülle çok şeyi değişebilir.

Öyle basit bir görüdür ki bu, onca pırıltı içinde gözden kaçıp derinlere gizlenir. Öyle güzeldir ki bir de, yakalandığında özel ilişkilerin ortasına huzuru yerleştirir, kurbağaları prens yapar, atları kar gibi prenslere kapıları açar. Eksik olan tekşey bu görüdür.

Herkesten çok kendilerinden esirgedikleri o modül, hoşgörüdür...


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

benim böyle bir tanıdığım var . Hayata ve insanlara karşı o kadar farklı bir durumda bakıyor ki bu yüzden de hoşgörüsünü dediğiniz gibi kendisine karşı değil hep başkalarına kullanıyor .ama ben onunda mutlu olmasını çok istiyorum umarım birgün çok mutlu olur:)sevgiler.

deniz rüzgarı 
 09.06.2008 0:24
Cevap :
Çok sağolun değerli katkınıza, selamlar  09.06.2008 15:50
 

kadın tenindeki yumuşaklığı nasıl envai çeşit kremlerle korumaya çalışıyorsa ruhundaki kadına yakışır yumuşaklığı korumalı çok başarılı ya da mücadeleci bile olsa yaradanın verdiği güzellikleri korumalı ve yaşamalıdır.kadın olmak duygusal ve ince olmak zayıflık değildir .Kadınlık güzeldir. sevgiler

Zaman sonra 
 07.06.2008 15:09
Cevap :
Zarif ve duygusal olmak zayıflık değildir...Çok güzel söylediniz... Sağolun sevgilerimle  09.06.2008 8:20
 

ben de tanıyorum bu kadınlardan bir kaçını. ve en ortak noktaları mutsuz oluşları, bir de her taşın altından kalkma azimleri. yıllar sonra bir başlarına kalınca kendileriyle öğünmeyeceklerinden eminim. konu da, gözleminiz de güzeldi, elinize sağlık. sevgiler, saygılar.

hazandagüzeldir 
 07.06.2008 14:42
Cevap :
Belki de bazı yönlerimle ben o kadınlardan biri olduğumu söyleyebilirim...belki bir hatırlatma idi bu yazı:). Çok sağolun sevgilerimle.  09.06.2008 8:19
 

Ama diye söze girmek zorundayım. Bu şekilde yaşamak seçim değil belki zorunluk haline geliyor.Yumuşak başlı iyi huylu kadınlarımız kurban rolünü üstlenerek pek ala farklı bir oyun içerisine de giriyorlar. Ama sanılanın aksine güçlü kadın bu röle layık görülmüyor. O hep güçlü kalacak. Evet komşuluk ilişkilerinden kaçınıyorlar. Çünki merak edilen hayatları didik didik edilecek zaafları ile tanınıp 'bak mutsuz herşeyi var ama' denilecek. Tıpkı sizin dediğiniz gibi. Acama evindeki sakin kadınlar mutlumu?

seldasena 
 07.06.2008 14:39
Cevap :
Bu kadınları yalnızlaştıran o kadar çok etken var ki, tek nedeni onların katılaşmaına bağlamak yanlış olur, bu yazı sadece eksik hoşgörüyü işlemiş olabilir ama çevrenin toplumun bu kadınların fazlasıyla hakettiği saygıyı onlardan esirgemesi...Ayrı bir yazı yazı serisi konusu olur...Çok sağolun değerli katkınıza.  09.06.2008 8:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 146
Toplam yorum
: 939
Toplam mesaj
: 46
Ort. okunma sayısı
: 1055
Kayıt tarihi
: 05.12.06
 
 

Hep yazmak istedim. İnsan düşüncelerini yazıya dökünce kendi başınadır çünkü, kaygısız, katıksız ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster