- Kategori
- Gündelik Yaşam
Kurtuluş Savaşı mı, 2008 Avrupa Şampiyonası elemeleri mi?

Hangisi oyun?
Yer Yunanistan... Cehennem diye tabir edilen bir stat... Ateşli Yunan taraftarı... 11 Çılgın Türk...
Futbol müsabakası olduğu unutulan, savaş sanılan bir meydandan galip ayrıldı milliler...
Maç gününün ertesi günü Yunanistan'da bayram varmış sanırım. Gazete başlıkları belli.
"İyi Bayramlar Komşi!" en basitinden..
Bayram coşkusunu onlar değil biz yaşadık. Öyle ya zafer bizimdi. Gittik geldik aslanlar gibi.
Şimdi ne oldu? Onlar İstanbul' a gelecekler. Sami Yen tıklım tıklım, yetmiş milyon yürek gümbür gümbür milli takımı destekleyecek.
Canım sıkılıyor. Aslında canımı sıkan bu maç değil. Bizlere yani halka, yani taraftara öyle bir yansıtılıyorki bu müsabaka nerdeyse top tüfek maçı izleyeceğim.
Gelen şehit haberlerinin ardından maçlara siyah formayla çıkmak istedi federasyon. Belki terörü lanetleme adına haklı bir girişim olabilir ama benim kişisel görüşüm futbol yalnızca futbol için futboldur. Esasen tüm spor dalları için geçerlidir bu.
Fatih hocamın elbetteki kararlarına saygı duyuyorum. Onu burdan eleştirmek haddim değil biliyorum. Ama şu var: Sahaya çıkan oyuncular futbol için çıkıyorlar. Elbetteki milli duygularımız önemli. Özellikle onları motive etmek açısından faydalıda olabilir bu yüklemenin yapılması. Ama oyunculara gereğinden fazla gerginlik yüklenirse ters etki yapabiliyor. En iyi örnek İsviçre Maçı..
Nihayetinde çarşamba günü oynanacak maçı kazanmak bizim için son derece önemli ama, oyunu oyun gibi algıladığımız sürece. Kazanırsak iyi olur. Kaybedersek kötü olmaz. Sonuçta bu bir oyun.
Ne yani neler kaybettik kafaya takmadık, oyun kaybedince mi yas tutalım?