- Kategori
- İş Yaşamı - Kariyer
Kurumsallaşma sorunsalı (5)
Önceki yazımızda kurumsallaşmaya genel bir tanım ve bu tanıma kavramsal çerçevede bir dizi açıklamalar getirmiştik. Tanım şuydu:
Kurumsallaşma: Bir organizasyonu, kişisel tercih ve yaklaşımlardan, katılımcı ve stratejik yaklaşımı esas alan esnek bir yapıya kavuşturmaktır.
Bu yazımızda genel tanımı, ilkeler çerçevesinde inceleyeceğiz.
Tanımın İlkeler çerçevesinde incelenmesi:
Tanım, Üç Temel ilkeyi öne çıkartıyor:
İlkelere ait kavramsal çerçeve, amaç, fonksiyonel ve operasyonel araçlar dikkate alındığında, tanımın mikro ölçekli bir işletmeden, küresel ölçekteki bir şirkete varıncaya kadar geçerliliği açığa çıkacaktır.
Nitekim bir mikro işletme sahibi, müşterilerinin, tedarikçilerinin, varsa çalışanlarının; evde eşinin, çocuklarının ya da akrabalarının düşünce ve önerilerini alır; eleştirilere muhatap kalır (geribildirim)... bütün bunları alıp değerleri, ilke ve prensipleri çerçevesinde irdeler; yararlı gördüklerini işine ve iş yapma biçimine katar.
Bu, mikro işletmenin mütevazı etkileşim faktörlerine bağlı Katılımcı Yönetimidir.
Mikro işletme sahibi sosyal, kültürel, ekonomik ve doğal çevresi ile sürekli etkileşim içindedir. Müşterilerine, Komşusuna, meslektaşına, piyasaya, kulak kabartır; dinler ve izler. Bunları yapmazsa ayakta kalamayacağını en azından sezgileriyle bilir. O günkü dış şartlarla kendi iç şartlarını karşılaştırır; kendisine bir yol çizer. Fırsatı görürse <ı>El Atarı>; tehditi görürse <ı>El Çekerı>. Amacı, en azından yaşamını sürdürebilmektir.
Bu da mikro işletmenin yine mütevazı etkileşim faktörlerine bağlı Stratejik Yönetimidir.
Mikro işletmenin sahibi değerleri, ilke ve prensipleri çerçevesinde; kendi etkileşim faktörlerinin boyutlarına bağlı olarak özgün ve olabildiğince esnek işletme yapısını da geliştirmiştir.
Bu bağlamda; her mikro işletme kurumsallaşmamıştır... diyebilir miyiz? Yukarıdaki senaryolar çerçevesinde böyle bir genellemeyi yapmak doğru gözükmüyor.
Ya da; her uluslararası şirket, kurumsallaşmıştır... diyebilir miyiz? Bu genelleme de mümkün gözükmüyor. En azından; kurumsallaştığı varsayılan kimi uluslar arası şirketlerin, yöneticilerinin katılımcı yaklaşımdan uzak bireysel kararları, stratejik yaklaşımla bağdaşmayan, kurum değerlerine, ilke ve prensiplerine ters karar ve yaklaşımları nedeniyle fakat daha önemlisi; bu gibi tasarruflara meydan veren yapılanma yetersizliği nedeniyle battıkları ve yok oldukları biliniyor.
Dolayısıyla;
Tanımın ortaya koyduğu Üç Temel İlkenin, her hangi bir nicelik (ölçek) ayrımı olmaksızın tüm işletmeleri kapsadığını söylemek mümkündür ancak; ölçek ayrımında esas belirleyicilerin, Etkileşim Faktörleri olduğu da ilave edilmelidir.
Bu noktada kurumsallaşma, işletme yapısının etkileşim faktörleriyle uyumlandırılması ve bu uyumun sürdürülmesi meselesine denk düşer.
İlk bakışta, yıldırıcı bir durum söz konusu... Etkileşim faktörlerine ait nerdeyse (n) sayıda değişkenin varlığı ile karşı karşıyayız. Ancak bu değişkenlerin çok büyük bir bölümü bağımlı değişkenlerdir. Sürekli değişmekte olan şartlara ve durumlara bağlı olarak sürekli değişirler. Bu gibi değişkenler bizi kurumsallaşma amacımıza götürmeyecektir.
Fakat öyle değişkenler vardır ki az sayıda olmalarına rağmen diğer değişkenlerin büyük bir bölümünü etkilerler; onlardan da etkilenmezler... Bu gibi değişkenler, makro bağımsız değişkenler olarak adlandırılıyor.
Etkileşim faktörlerinin makro bağımsız değişkenleri, zamandan, mekândan ve ölçekten de bağımsızdır. Bunlar:
Bu faktörler, tüm yönetim uzmanlarının, işletmelerin kurumsallaşmasında ve sürekliliğinin sağlanmasında temel faktörler olarak altını çizdikleri makro bağımsız değişkenlerdir.
Kısaca; işletmenin Değerler Sistemidir.
Devam edecek
Bir söz:
“Organizasyonları güçlü kılan, sahip oldukları değerlerdir. Yüksek değerlere sahip organizasyonları güçsüz gibi gösteren ise yönetim yetersizlikleri olabilir ancak.”
Bekir Ali / 2001