​ Kütüphane Haftası kutlanırken / Kitap / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mart '07

 
Kategori
Kitap
 

Kütüphane Haftası kutlanırken

Kütüphane haftası kutlanırken, değişen değer yargıları ve sürekli değişen teknolojiyle birlikte kütüphanelerden ne kadar uzaklaştığımız gerçeğiyle karşı karşıya buluyorum kendimi. Öğrencilik yıllarımda gittiğim şehir kütüphanesinde kitap seçimini çekmecelerdeki kartekslerden nasıl yapacağımı, heyecanla ve korkuyla öğrenme anımı hatırlıyorum. Benim gibi bir çok kişi aynı ortamda sessizce ve birbirine gıptayla bakar, baktıkça daha bir hevesle sarılırdık çalışmaya. Raflardan aldığımız kitapların kokusu, kütüphane memurunun karşısında çıt çıkarmadan bekleyiş anı, gözümün önünde canlanıyor şimdi. Daha sonra üniversitemizin kütüphaneleri bir çok zaman sıkça uğradığımız yerler olmuştu. Bir kaç kez gittiğim İstanbul Üniversitesi' nin karşısındaki Beyazıt Devlet Kütüphanesi beni büyülemişti. O taş duvarların ağırlığı sanki o kadar çok bilgiyi sakladığının göstergesiydi.

Artık kütüphaneler o kadar renkli ve hareketli değil. Çünkü artık internet var. Her türlü bilgiye çok kolay bir şekilde ulaşılabiliyor. Öğrenciler ödevlerini buldukları bilgileri sorgulayarak değil de en renkli ve resimlisinden seçiyor, indiriyor. Süslü bir şekilde öğretmenine ulaştırıyor. Halbuki sorumluluk duygusunun geliştirilmesiyle birlikte bu ödevlerin amacı araştırmanın nasıl yapılacağı, bulunan bilgilerin nasıl ve ne kadarının kullanılacağı öğretilerini kapsıyor. Elbetteki bu durum internetin suçu değil, onu doğru kullanamayan bizlerin suçu. Doğru kullanamadığımız bu teknoloji karşısında şaşırıyor, saatlerce bilgisayar karşısında kendimizden geçiyoruz. Sonra da kitap okumaya gelince olmayan zamandan söz ediyoruz. Hele bir de "hiç boş zamanım olmuyor" denmiyor mu? Evet kitap okumak için mutlaka boş zaman olmalı. Yoksa kitap okunmaz. Okunmamalı. Hele bir de okumadığı için övünenler var. Okumasına gerek yok. Zaten o her şeyi biliyor. Bu yargıları bu topluma kim, hangi amaçla yerleştirdi bilmiyorum ancak şiddetle buna karşı çıkıyorum. Boş zaman aramayalım. Bilgilenmek, sorgulamak ve kendimizi geliştirmek için zaman ayıralım.

Bir de en büyük hayalim, aynı zamanda arzum; televizyon proğramları reyting uğruna kavgayı körüklemek yerine şiirin, öykünün, romanın vb. önemini ve yazarlarının ne denli birikime sahip insanlar olduklarını anlatabilseler. Değer yargıları bu anlamda yükselebilse. Gençlik bu değerlerle gelişip, bu değerlere sahip çıksa. Kültürel birikimlerini çoğaltıp, düşüncelerini geliştirebilseler. Bunun için bir süre reytinglerinin düşmesi pahasına hepsi birden direnseler. Serbest rekabet, global dünya ekonomisi edebiyatı yapmadan daha iyi olmaz mı? Yoksa bu şekilde yetişen bireyleri istedikleri gibi yönlendirmek çok mu zor olur? Neyin hesabıdır bu?

Yine de unutmayalım! Doğruyu bulmanın ve özgürce yaşamanın yolu bilgilenmekten geçer. Hayal dünyamızı geliştiren en iyi bilgi kaynağı ise kitaptır.

 
Toplam blog
: 34
: 1035
Kayıt tarihi
: 03.11.06
 
 

Uzun yıllardan beri Kocaeli'nde dershanede öğretmenlik yapmaktayım. Marmara Üniversitesi Kimya Öğrtm..